GÜNEY AFRİKA *Johannesburg* 3.Gün
Johannesburg’da 3. günümüz tarih 2 Mart 2023, sabah kahvaltımızın ardından rehberimiz Barbaros Kotoğlu ile günlük programımız başlıyor. İlk güzergah Güney Afrika’da yaşayan siyah ırkın kabile yaşamlarını, gelenek ve görenekleri ile danslarını yakından görecek hatta deneyimleyecek olduğumuz kültürel bir köye gidiyoruz. Yolumuz 1 saat 15 dk. İlk fotoğraf otel bölgesinden ikincisi Waterfall City merkezindeki PVC plastiğin binası diğeri Lesedi köyü girişi.
Daha önce bahsetmiştim arkadaşlar hatırlayın kabile adları Zulu, Xhosa, Basotho, Ndebele ve Pedi’ydi diye başladı rehberimiz. Köyü gezerken de anlatacağım ama biraz bahsedelim. Köyün kuruluş tarihi çok da eski sayılmaz 1993 tamamen turizm amaçlı hazırlanmış köyde gerçek kabile elemanları hem kalıyor hem de çalışıyorlar. Lesedi Kültür Köyü, çeşitli Güney Afrikalı etnik grupların kültürel mirasını sergileyen bir köy. Hoş bir sürpriz yapıp danslarına katılacağız ayrıca bize kullandıkları vurmalı çalgıları, davulun nasıl çalındığını da öğretecekler.
Lesedi ışık anlamındadır. Kral Moshoshoe’dan ilham alınmış. Kral *Kültürümüz ulusumuzun ışığıdır* demiş. Yemyeşil bir ortam, park yerinden indiğimiz anda ritmik davul sesleri ile etnik müzikleri başladı. Rengarenk boncuklu giysili kızlar, başlarında hasır şapkaları ile yerel kıyafetlerini giymiş kabile elemanları hemen kapının girişinde dans ederek bizi karşıladı. Şu görüntüyü videoya almak vardı ama malum anı fotoğrafçılığı ön planda olunca istediğim sonucu alamadım. Ama fotoğraflarım çok güzel oldu. Kapıda Afrikans dilinde *Siyanamukela -hoş geldiniz yazıyor. İki saatlik ziyaretimiz de böylece başlıyor.

Kapının önünde hep beraber dans etmeye başladık. İnanılmaz güzel hareketlerle dans ediyor hoş geldin şarkısı söylüyor bir yandan da ayaklar yere hızla vuruluyor. İçeri buyur edildik, güzel bir de mango suyu ikram ettiler. Servis yapan kadın çok sevimliydi beraber fotoğraf çektirdik. Önder’i de başka bir kız ile fotoğrafladım güzel bir anı oldu.
Köyü birlikte gezelim. Bu iki saatlik programlar her gün sabah ve akşam üstü olmak üzere iki kez yapılıyor. Karşılandığımız bu ilk köy Ndebele kabilesine ait. Boncuk işlemeler yoğunlukta ama şu kadınların boyunlarını uzatan tasmalar da tezgahlarda yerini almış. Aslında çok garibe gitmişti bildiğim kadarı ile bu tasmaları Myanmar’da ya da diğer bilinen adı ile Burma sınırındaki Karen kadınları, beş yaşından itibaren boyunlarına takmaya başlıyorlardı. (uzayan boyunları değil eğilen omuzlarıdır)
Güney Afrika’da yani burada da Ndebele kabile kadınları geçtiğimiz yüzyıla kadar takıyorlarmış. Ama artık sağlık sorunları nedeniyle takan yokmuş sadece turistik amaçla satıyorlar. Duvar tablolarında da görülüyor. Gerçi şimdi varsa da metalleri doğrudan boyunlarına sarmıyor çıtçıtlı kemer şeklinde takıyorlarmış. Aşağıdaki ilk fotoğrafa tıklarsanız daha büyük olunca çıtçıtlı olduklarını görürsünüz. İkinci fotoğrafta da duvardaki posterde eski takılmış şekli görülüyor.
Bu halkaları takma sebebi bilmeyenler için hatırlatayım. Kız çocukları çirkin gözüksünler de erken yaşta kaçırılmasınlar diye takılıyormuş. Sonraki yüzyıllarda boyun sağlığı bozulunca vazgeçmişler. Zira gece yatarken de zor olunca çıkarmadan yatmışlar ve yastık yerine boyunlarına destek olacak tahta takoz gibi diyeyim bir tahta koymuşlar. Zaman içinde uykusuz kalan kadınlar da akıllanmış sağlıklarını düşünür olmuşlar galiba ne diyeyim.😁
Alış veriş için dolaşanlara ben de fotoğraf çekerek katıldım. Alacaklarımı Zambiya’ya saklıyorum. Evet daha uygun fiyatlı oluyormuş. Burada boncuk işleyen kızlar çok sevimli. Ufak çaplı lafladık boncuk işlerinin bizde de çok yapıldığını anlattık. Köylü kadınlar da boncuk işlerken bir yandan da gülerek konuşuyorlardı. Dedikodu olmazsa işin keyfi de olmazmış. 😁 Bu söz bize ait.
Gezdiğimiz yer Ndebele kabilesine ait kültürel objelerle süslü. Çay veya kahve içip atıştırma yapabileceğiniz yerler de var. Ndebele kabile yapıları çok renkli boyanmış ve geometrik şekilleri çok hoşuma gitti. Yerli kadınların el boyaması olan bu geometrik şekiller elmas kesiminden esinlenilmiş ve genç kızlar evlenmeden baba evi de olsa boyayamazlarmış.
Alış verişi sonraya bırakın sayın misafirler içeride davul çalmayı öğreneceğiz haydi diyen rehberimize uyduk. Kültürel özellikli eşyalar ile çok güzel dekore edilmiş benim zamanımın müsamere salonuna alındık. ☺️ Yerimize oturunca hepimize birer darbuka benzeri küçük davul verildi. Kabile şefi geldi bize önce bu vurmalı çalgıyı tanıttı. Keçi derisinden zarı ile boyun kısmı ağaçtan oyularak yapılan bu davulun adı Djembe’dir dedi. Önce manzarayı görelim.
Ardından Zulu kabilesinden olduğunu tahmin ettiğim bize Djembe (cembe diye okunuyor) 🪘🪘 çalmayı öğretecek kabile üyelerini djembe’yi çalarken gösteren fotoğrafları ile paylaşayım.

Djembe çalma deneyimimizden sonra kabile reisi veya köyün şefi adı Esvelani Tombela ( bu kadar çözebildim) Türkçe *Barış* anlamında, yanımıza yerel bir rehber kızımızı verdi köyleri gezmeye başlıyoruz. İsimleri aklımda kalmadı rehber kız önde biz arkada gidiyoruz. Etraf yemyeşil bayıldım. Bir köy geçtik sanırım sonra uğrayacağız.
Köyleri birbirinden ayıran çitler bazen ağaç dallarından bazen de kamıştan yapılmış. Önümüze çıkan tabelada Sotho yazıyordu.

Sotho Kabilesi, Güney Afrika’nın dağlık bölgesinde yaşayan bir kabile. Sotho dilini kullandıkları için Basotho diye tanımlanıyorlar. Rondavels olarak adlandırılan konik çatısı ince uzun bambu çubuklardan yapılmış, çubuklar öyle sık ve birkaç kat işlenmiş ki, muson yağmurlarında bile içeri su sızdırmıyormuş. Mimari yapısı yuvarlak olan küçücük evlerde yaşıyorlar. Önce geleneksel giysili kabile üyesi erkeği tanıyalım. Başında samandan dokuma geleneksel Mokorotlo denen konik şapkası, dağlık yerde yaşadıkları için omuzunda kışın sıcak, yazın da serin tuttuğuna inandıkları olmazsa olmazları battaniyesi (Marilyn Monroe’nun *bazıları sıcak sever* diye bir film vardı 😁 )
Neyse bu konik şapka ülkeleri Lesotho’nun bayrağında bile yer almıştır. Battaniyeleri ataları kral I. Moshoshoe’dan kalma. Kral hayvan derisinden yapılmış (galiba leopardı) kullanırmış yine işin içinde iş var İskoç üreticilerin hediyesi battaniyeyi çok sevince hayvan derisi üstlüğünü atmış. Kral giyince tüm kabile *bize de* misali battaniyeye bürünmüşler, artık bir gelenek olmuş. Çizme de tarlada, hayvan güderken ve maden ocaklarında çalıştıkları için kullanışlı oluyor hem de dans ederken ayak vurmalarında iyi ses çıkarıyormuş.

Kızımız Basotho değil şimdilik yerel rehber. Ama fotoğraf makinamı gören beni de çek dediği için kıramadım. Ayakkabısındaki deniz kabuğu görünümlü şeyler kalın naylondan yapılmış içinde ne varsa yere vurdukça ses çıkarıyor çok hoş doğrusu. Neyse konuyu dağıtmayayım.

Konumuz olan Sotho halkının esas toprakları tamamen Güney Afrika sınırları içinde kapalı kalmış yani denize kıyısı olmayan parlamenter monarşi ile idare edilen küçük bir ülke burada sadece eskiyi yaşatıyorlar. İlk fotoğraftaki köy evi çatısına kırık fil dişleri yerleştirilmiş zamanın büyücüsü 🧙🏿♂️ ya da şifacısının evi, diğerleri evin içi ile tipik bir evin mimari görünüşü.
Bir başka köy evinin önünde köylü kadın taş dibekte (bizde öyle geçer ya) tahıl öğütüyor. Bu bölgelerde genelde yöresel içki yapımı çoktur. Bu kadın da bizim bira diyebileceğimiz mayalı bir içecek yapmak için tahıl öğütüyor. Çok güleç, gerçi güleç olmayan tek Afrikalı görmedik. Bu evler aynı zamanda turistik motel olarak hizmet veriyorlar.

Xhosa kabilesi, Hemen yan köye geçiyoruz Xhosa (koza okunuyor) kabile köyü. Xhosa aynı zamanda Nelson Mandela’nın da kabilesidir. Yaşamında çocukluk ve emeklilik dönemlerini geçirdiği Kunu köyünden Johannesburg’a gelmiş öldüğünde de aynı köyde toprağa verilmiş.
Köyün hemen girişinde toplantı yeri var. Köyün erkeklerinin memleket meselelerini konuştukları yer. Afrika kültüründe yani siyahi kültürde asla kadın toplantıya katılamaz. Sebebi çok bildik 😁 kadınlar çok konuşur, konuşmakla kalmaz çok da laf taşırlar. Toplantıda alınan kararları başka kabilelerin duymasını istemezler. Hem yapacak çok işi varken toplantıya ayıracak zamanları da kalmazmış. Kısaca Afrika kabilelerinin köy yaşamlarında da haremlik selamlık durumu var.
Xhoza’lar için en büyük zenginlik hayvanlarıdır. Hem yemek için hem de evlilik için önem kazanır, aynı bizdeki başlık parası gibi bizde *kaç toklu eder* derler ya aynen öyle… Bundan dolayı da hayvanların çit barınağını köyün tam orta yerine koyarlar ki herkesin gözü üstünde olsun. Alttaki fotoğrafta sembolik bir çit barınak var, köyden kabile erkekleri ve evlerin bir görünümü…
Bu evlerin öncesinde yine toplantı yerinde bir de kulübe var girişi çok alçak ama içi geniş olmalı ki gerekli işlemler yapılsın. Evet işlem dedim rehberimiz Afrika’da hala devam eden bir kültür vardır diye anlatmaya başladı. Adam olma yani sünnet kültürü. Belli sebeplerden yapılan sünnetin (sağlık yani AIDS ve hani sünnet olana adam oldu deriz ya o nedenle adam olma) bizden tek farkı çocuklukta değil gençler evlilik çağına geldiği yaşta 18 yaşında yapılıyor olması. Sünnet köyün bir üyesi tarafından onların Afrika malası (maşeki diyorlar) ile altta fotoğrafını eklediğim kulübemsi yerde ehil olmayan ellerde yapılıyor.

Büyük yaşta ve ehliyetsiz ellerde yapılınca da ölümler kaçınılmaz oluyor. Günümüzde hala uygulanan bu kültür yani sünnet köyün bir toplantı salonunda bu kulübenin altında yapılıyor. Toplu olarak yapılan sünnet sonrası 2 hafta köye dönüş yasak. Bu süre zarfında katı yemek yok sulu yemeklerle besleniyorlar. İki hafta sonunda köye dönüldüğünde bizim köy düğünleri gibi coşkulu en az iki hafta süren köy eğlencesi başlıyor.
Sünnet belli bir ayda yapılıyor çocukların 😁 pardon gençlerin sünnet kıyafeti başlarında fötr bir şapka hani ciguli şapkası gibi, üstlerine pötikare blazer tipi ceket giyerler. Ceketin pötikareleri genelde kahverengi olur. Şimdi çevrede böyle giyinmiş birilerini görürseniz artık onların yeni sünnet olduğunu anlarsınız.
Xhosa kabilesi ile Zulu kabilesi neredeyse birbiriyle aynı dili aslında bir Bantu dili kullanırlar ama Xhosa’ların konuşmalarında Clicking denen tıklamalar varken Zulu da yoktur. Xhosa dilinde şarkı söyleyen tanınmış sanatçıları Miriam Makeba Apartheid’e karşı çıkmış Mandela’ya destek vermiştir. Bu çalışmalarından dolayı ona * Mama Afrika* Afrika Ana derler.
1960 yılında ülke vatandaşlığından çıkarılmış ancak 32 yıl sonra ülkesine dönebilmiştir. 1932 doğumlu sanatçı 2008 yılında vefat etmiş. 1966 yılında Grammy ödülü alan ilk siyahi şarkıcıdır. İşte sizinle çok sevdiğim bir parçasını paylaşayım yine yaşı uygun olanlar hatırlayacaktır. Hem o güzel vurguları da duyacaksınız.
Koza kabilesi çok güçlüyüz, Afrika’nın boğalarıyız derler ve kendileriyle çok gurur duyarlar. Danslarını yaparken ellerini göğüslerine sertçe vurarak oynar güç gösterisi yaparlar. Bu arada önünden geçtiğim Xhosa evinin kültürel özgünlükle ama lüks tasarlanmış tek ve çift kişilik kulübesinin içini gördüm bakınız ben çok beğendim.
Xhosa’ları tanımaya devam, bir kulübenin içindeyiz rehberimiz anlatmaya devam ediyor. Evlerine size selam olsun diyerek gireriz onlar da buyurun buradayız gibi cevap verirler. Kulübe kapıları küçük yapılmıştır. Öncelikle mecburen eğilerek girersiniz bu bir saygı gösterisidir. Sonra kapılar sağ tarafa doğru açılır ve kadınlar daima kapının arkasında dururlar. Hem kadınlar bu evin baş tacıdır anlamında hem de dışardan gelen düşmansa ilk olarak evin erkeği ile görüşsünler kadınlar korunsun. Ve de gelen düşman ise eğilmiş başı kesmek daha kolaydır. 😱
Afrika’nın otları çok kalitelidir ve bu köyün kadını, erkeği istisnasız ot içerler. Ama öyle köy içinde değil dışına çıkar içerler. İki tane tütün-ot çubuğu var biri uzun diğeri kısa ikinci fotoğraf. Efendim kadın hamileyken içiyor, çocuk doğunca da bırakmıyor, memede çocuk, elinde çubuk. Ama çocuğa zarar vermesin diye bu kez boyu uzun olan diğer çubukla içmeye devam ediyor. Enteresan bir uygulama değil mi? Şarkı söylemeyi ve dans etmeyi çok fazla seviyorlar.
Yine bir güzel kadın ilk fotoğrafta yerel tohumları ezerek bu kez un yapıyor ilk karede beyaz taş gibi görünenler beyaz mısır, sorgum diğerleri beyaz ve barbunya fasulye çeşitleri yörede en çok kullanılan hububatlar. Evet onlardan ayrılmadan önce vazgeçilmezlerinden biri olan şarkılarını dinledik.
Pedi Kabilesi, Evet patika yolları aşıp bu kez de masaların hazırlanmış olduğu bir köye geldik burası Pedi kabilesine ait. Basotho tarafına bakarsak bu kabileler yani, sotho, swana ve pedi hepsi hemen hemen aynı dili konuşuyorlar. Nasıl zulu ve Xhosa birbirine yakın dili konuşuyorsa onlarda aynı dili ve değerleri paylaşıyorlar. Köy evleri çok güzel.
Şimdi önce şu alttaki fotoğrafa bakınız sonra anlatayım. Evet Güney Afrika nere, İskoçya nere dedirten cinsten bir kabile kıyafeti. *kilt*

Üzerindeki eteğe Scottish kilt deniyor. Bir sebebi var elbette. Pedi’ler kadına asla el kaldırmaz savaşta da asla kadın ve çocuk öldürmez erkekleri de asla esir almaz hep öldürürler. Hatta yerel savaş danslarında bunu anlatırken yere düşen erkeğin önüne gelip eğildikleri zaman kolu ile yüzünü kapayan kadın temsilen koruyorum dokunmayın demek istiyor ve o zaman kadına asla el sürülmüyor.
Bunu bilen İngilizler pedilerle yaptıkları bir savaşta ön safha İskoç askerlerini koyuyorlar. Uzaktan bakınca kadın gibi görünen askerler için kral öndeki kadınları ellemeyin arkadakilere hücum edin diye emir veriyor. Kilt giyenlerin etekli erkek olduğunu anladıklarında zaten savaşı da kaybetmişlerdir. Evet bir şekilde nasıl olduysa gelenek haline gelmiş hala kilt giyen bazı pedi erkekleri var.
Pedi’lerde de kadınlar tahılları öğütürken bu kez çukur bir tahta havan kullanıyorlar. Pedilerin en sevdiği yiyecek de tırtıl. Yahnisini bile pişirmişler. Elbette ikram edildi yiyen oldu aman bizden uzak dursun. Önder’le de öyle yerel yiyecek tadalım diye bir merakımız yok. Görelim pedi kızımız da pek güzel.
Bu güzellikleri de ardımızda bıraktık. Patika yolları pek severim hele burada yemyeşil ağaçlar ve otantik kulübelere giden patikadaki ağaçlar günün sıcağını da engelleyince keyifle yürüdük. Nihayet Zulu kabilesinin köyüne geldik.
Zulu Kabile Köyü, Zulular Güney Afrika’nın ana etnik grubudur. Köyü gezmeye başlayalım.

Girişte sağda bir tünek ile üstünde elinde sopası olan nöbetçi var. (kulübe değil daha çok tünek gibi 😉) İçeri hemen giremiyoruz. Nöbetçi kabilenin kralını çağırdı. Kral gelene kadar bekleyeceğiz. Zulu kabilesi karakter olarak kavgacı olurmuş aman dikkat. Ben de çevreye bakındım kabile ile ilgili olduğu belli olan yazılı bir pano, bir öbek yığılı taş var, nedir? diye sordum rehberimiz anlattı.
Bu taş yığını köyden ayrılırken iyi dilek dilemek için atılan taşlardır ilk fotoğraf. Hani biz gidenin ardından su dökeriz ya burada da bir taş alıp önce taşa tükürüyor sonra buraya atıyorlar. Hem nazar değmesin hem de işlerimiz yolunda gitsin sağ salim dönelim dileğinde bulunuyorlar. Sizler de dilek dileyebilirsiniz dedi. Fırsatlar kaçmaz.🧞♀️ Panoda buranın Malandela Köyü olduğunu ve Zulu tarihi ile ilgili küçük bir hikaye anlatıyor. Tamam yazmadan geçmem zaten.
Malandela’nın Zulu soyunun kurucusu olduğunu söylenir. Afrika’nın güneyine doğru ilerleyen, sonunda Mandawe Tepesi’ne yakın uMhlatuze Nehri Vadisi’ne yerleşen Malandela’dır. Malandela’nın Ntombela adında bir oğlu vardı. Ntombela’nın da iki oğlu vardı. En büyüğü Qwabe küçüğü de Nkonsinkulu (Yaratılış kralı veya şefi) olarak anılan Zulu. Zulu’ da cennet demekmiş.
Ntombela öldükten sonra Qwabe ve Zulu arasında bir anlaşmazlık çıkar. Zulu, annesi Nazinja ile birlikte Umhlatuze Vadisi’ndeki Qwabe’ den ayrıldı ve Melmoth ve Mthonjaneni tepelerini aşarak şu anda Emakhosini vadisi (krallar vadisi) olarak bilinen yere ulaştı ve uMpebeni nehrinin kıyılarına yerleşti. Zulu’ da sonunda evlenir. Ama Zulu veya Cennetin İnsanları olarak bilinen yeni bir kabile oluşmaya başlar. Zulu’ların yazılı bir erken tarihleri yok. Ama en bilinen ve Zulu Krallığını kuran güçlü reisleri 👑 kral Shaka Zulu’ dur. Anlatılanların sağlaması yapılmış gerçeğe çok yakın tarih hikayeleri işte böyle…
Zulu Kralı geldiii…

Ama içeri girmek için bir prosedür var onu öğrenelim diyen rehberimiz Barbaros’u dinliyoruz. Ataerkil yapıya sahip kabile bizim aile yapımızda olduğu gibi Zulu dilinde de sizli, bizli konuşurlar. Yani kişi tek başına bile olsa kral veya sizden büyük biriyse onların dilinde siz dersiniz. Saboona (hoş geldin) yerine sanibonani (hoş geldiniz) demelisiniz gibi…
Kral diyelim bizi seremoni sonrası içeri buyur etti. Zulu kabilesi Güney Afrika nüfusuna entegre olsalar da hala kültürlerini törenleriyle birlikte yaşatmaya devam ediyorlar. Köyün tam orta yerinde çitle çevrili hayli büyük hayvan ağılı var. Burada da yaşamlarındaki zenginlik büyük ve küçük baş hayvanların özellikle sığırlarının çokluğu ile ilişkili. Ve yine sığırlar burada da *Lobolo* diye adlandırılan başlık parası yerine geçiyor.
Alttaki fotoğrafta soldaki Zulu genç kızı sağdaki de evli kadın, kıyafetleri ve kullanılan eşyaları göstereyim özelliklerini de anlatayım.

Genç kızlar böyle rengarenk boncuklu ve etek, kısa kollar üst beden genellikle göğüsler açık yani ben evlenebilirim, hazırım demekmiş. Başındaki çok ağır taştan yapılmış su kabının adı * bukama* böyle başlarında getiriyorlar. Öyle hemen çeşme başından değil en az 2-3 km öteden getirirlermiş. (bu köy için değil tabii ki) Ayak bileklerinde içinde taş olabilir yere sert bastıkça ses çıkaran el yapımı bir dizi çan var bizdeki hal hal gibi bağlanmış.
Evli kadınlar kesinlikle hayvan derisinden yapılmış pilili kalın ve uzunca etek giyerler. Başındaki şapka (adı izikolo) evli olduğunun simgesi ve asla başından çıkaramaz çıkardığı takdirde boşanma sebebidir. Sorduk elbette 🤷♀️ ayda yılda bir kere kafasını yıkar onda da mecburen çıkarır. Ama mutlaka arkasından bir kurban kesmek zorunda. Unutmadan Zulu kadınların saçları kesinlikle kendilerinin değil kaynakmış ve bu şapka saça dikilirmiş. Şapka çıkmıyor peki gece nasıl yatıyormuş dedik. Elindeki tahta akşamları yastık gündüz de tabure oluyormuş.
Şimdi gelelim diğer eşyalara. Alttaki fotoğrafta soldaki tahta çanak yemek tabağı. Ailece tek tabak ve tek kepçe kullanıyorlar. Kepçe ile aldıkları yemeği avuçlarına koyup öyle ağızlarına götürüyorlar. Siyah renkli su kabını öğrendik önündeki yine Zulu piposu yanındaki boncuklu kemer evli kadının belindeydi. Bir diğer özelliği doğum yapan kadının göbeği sarkmasın diye bu kez göbeğe destek yapacak şekilde aşağıya doğru takılıyor. Diğerlerini anlattım. Ne kadar kalın deri etek olduğu fotoğrafta bile belli. Ah evet yerdeki hasır da yatakları efendim.

Zulu kadınlarının mutfaklarının hemen yanında kilerleri var. Korunaklı olsun diye yerden yüksek yapılmış. Alttaki fotoğrafta diğer kulübe kapısındaki keçi kafatasından anlaşılacağı gibi büyücünün kulübesi.
Zulu kabile toplantı yerindeyiz. Genç bir savaşçı var. Zamanında filleri avlarken artık günümüzde yasak olsa da toplantı yerinde simgesel fil kafatası görülüyor. Altında kabile büyüğü oturuyor. Ortada ateş yakılacak yer etrafta da kabile halkı için oturacak kütükler var. Ama önce fotoğrafı görelim.
Erkekler önlerinde görüldüğü gibi örtü var fotoğrafta görülmüyor ama arkalarında daha uzun dana derisinden bir parça var eskiler ön kısımda da dana derisi kullanırlarmış neyse rehberimizi dinleyelim. Başındaki çemberde görülen ve ayaklarına da taktıkları hayvan tüyleri onları daha büyük ve güçlü göstermek için.
Zulu kabilesi kendi sesleri dahil her sese hatta bulutların dönerek aldıkları şekillere göre tanrı olduğuna inanmışlar, sığırların üstündeki renk farklılarına bile bir anlam yüklemişlerdir. İşte bu ellerindeki uzun bizim mızrak dediğimiz sopanın eskiden arkasında bir tüylü kuyruğu varmış. Düşmana attıklarında rüzgarın da etkisiyle papa papa diye ses çıkararak gittiği için adına *isi papa* demişler. Bu isim ve mızrak güçlü ve gaddar Shaka’nın babası zamanından. Shaka doğduktan sonra büyür ve babasıyla birlikte savaşlara katılır.
Sert yapılı Shaka babasına bile karşı geliyor ve diyor ki, bu böyle olmaz! Sen korkak adamsın. Bu mızrağı attığımızda sesini duyan düşmanlarımız ele geçirdikleri mızrağı tekrar bize atıyorlar. Düşmana bize karşı kullanacağı silah veriyoruz olmaz. İşte ondan sonra birebir karşılıklı gelme durumunda dövüşecekleri büyücek kısa hücum palası*iklwa*’yı yapıyorlar bu isim de yine her şeye anlam yükleyen Zulu’lar düşmanın vücudundan silahı çekerken *iklwa* diye ses çıkardığı için silaha da bu ismi vermişler. 😉 Yukardaki ikinci fotoğraf, kalkanları da dana derisinden yapılmış.
Ve köyün ilk girişine doğru çıkarken nöbetçi çok hoşuma gitti o da hazırmış fotoğrafımı çek dedi hiç tekrarlatmadım bile. ☺️

Lesedi köyünün içine doğru yürüyoruz nasıl güzel ritmik davul yani Djembe sesleri geliyor anlatamam insan elinde olmadan hareketleniyor. Karşımıza çıkan bir güzel Zulu kızı şöyle diye yol gösterdi bizden bir grup önden gitmiş.

Ingoma yazıtının altından geçtik hemen yanda harika bir gösteriye denk geldik şu güzel manzaraya bakınız. Yabancı bir başka turist grubu yemek yerken bir yandan da gösteri izliyorlar.

Ama güzel kız bizi bir salona yönlendirdi demiştim bizim dans gösterisi izleyeceğimiz Ingoma salonuna gidiyoruz adettendir wc gördük o kadar güzel boyamışlar ki eklemesem olmazdı. Sonra salona girdik az önceki Zulu savaşçısı bizi buyur etti. Büyücek salonda 3-4 oturma sırası var kendimi çocukluğumdaki müsamere salonunda hissettim.
Ardından adını öğrendiğim hikaye anlatıcısı geldi. Daha önce tanışmıştık. Yan tarafımda oturan turistlere doğru o kadar hararetli anlattı ki ben ister istemez onların sömürgeci ülke vatandaşları olduğu düşüncesine kapıldım.
Evet Zulu kabilesi için danssız ve müziksiz bir yaşam düşünülemez. Burada izleyeceğimiz dans gösterisi gençlerin tanışma bir çeşit flört etme seremonisi gibiymiş. Ama tabii nasıl savaştıklarını, avcılıklarını da temsil ettiler. Ben en çok gençlerin dansını beğendim onu paylaşacağım. Önce bir kaç fotoğraf eklemeliyim.
Gelsin videomuz.
Ne güzel bayıldım. Şimdi hep birlikte açık büfe yemek salonuna gidiyoruz. Şu güzel görüntüden sağa döneceğiz. Nyama Choma yemek salonundayız.
Ben salondaki murallara (duvar resimleri) bayıldım çok güzeller. Kültürel değerleri yaşatmak böyle olmalı.
Artık Lesedi köyüne veda etme zamanı arabamıza giderken bir Ndebele köy evinin çatısının yapımını da görmüş olduk. Sazların yerleştirilişini çok merak etmiştim iyi oldu.
Bu da bizim köyden anımız olsun. Yerel rehberimizin ve diğerlerinin adını öğrenemedim. Kızımız yerel rehberlik yaptı o kadar candan ki işini de zevkle yapıyor bizi köyden köye gezdirdi bir de baktık dans gösterisinde de baş yıldız. Sırtındaki şalda bir resim var en sevdikleri kralmış. Kral Mswati III ve ülke olarak Swaziland yazıyor. Swaziland eski adı, yeni adı Eswatini. Güney Afrika’da karayla çevrili bir iç ülke. Çok eşli ve sayısız çocuğu olan bir kral. Hatırlayanınız olur belki her yıl eş seçme töreni yapıyor. 😁 15 yıl krallık yapmış hala kral ve 15 eş çocuk mu? 😉 36

Günü henüz bitirmedik kısa bir mesafede bir saat kadar sürecek olan safari turumuz var. Umarım Lesedi köyünü sevmişinizdir. Tekrar görüşeceğiz şimdilik hoşça, sevgiyle ve sağlıkla kalınız. 💞💞💞
