CRUİSE ile MALDİVLER*SRİ LANKA*HİNDİSTAN-10

          Mangalore-1

      Hindistan’ın Karnataka Eyaletinin güzel bir liman şehri olan Mangalore’deyiz. 21 Ocak 2020 sabah 07:30 olmuş bile. Mumbai’den ayrıldıktan sonra bir günümüz denizde geçti. Bugün çok daha renkli bir gün yaşayacağımızı tahmin ediyoruz. Limanda otobüsler bizi bekliyor hızlı hareket edip gümrükten çıkıyoruz.

       Biz Mangalore diyoruz ama resmi adı Mangaluru. Bu eyaletin başkenti de Bangalore. Ben önce yanılgıya düşmüştüm ses uyumu tek harf farkı var ya. 🤦‍♀️ Neyse Mangalore adı üzerinde epey farklı tanımlar var. Mangaluru’daki *uru* kasaba anlamında. Yok mangal kasabası değilmiş sordum.😁 Mangala *hayırlı* anlamına geliyor yani Mangalore de *Hayırlı Kasaba* demek oluyor. Kannada dilindeki metinlerde böyle geçiyormuş. Malum isim babalığına soyunan Portekiz’liler Mangaluru’yu Mangalore yapıyorlar ve halen öyle bilinse de 2014 yılında eyalet resmen Mangaluru olarak aslına dönüyor. Halk arasında bilinen bir adı da var. Nath tarikatından Matsyendranath’ın bir prenses olan Premaladevi ile evlendiğine inanırlar ve ölünce onun adına bir de tapınak inşa ederler; Mangaladevi Temple. Mangalore adının da buradan geldiğini kabul ederler.  

      Bu güzel Mangalore’de bakalım bizi neler bekliyor. Sanırım otobüsle olsa da yarım saat kadar bir yolumuz var. Yolda bir grup kızlı, erkekli öğrenci bayraklarla yol kenarında oturuyor. Yerli rehberimizin dediğine göre yemekleri beğenmedikleri için eylem yapıyorlarmış az ilerde de polis barikat kurmuştu. Tabeladan öğrendik Shakthi Üniversite Öncesi Kolej öğrencileri… Gençlik ne güzeldir. 💃💃💃

      Devamla; Mangalore Karnataka eyaletinin başkent Bangalore’den sonra ikinci önemli şehridir. Mangalore güneyde Nethravathi, kuzeyde Kulur Nehri ile çevrili. Eyaletin hatta Hindistan’nın kültürel seviyesi en yüksek şehirlerinden de biri. Okuma, yazma oranı %96.5. Dört değişik topluluk, dört değişik dil mevcut. Kannada, Konkani, Beary ve ortak konuşulan Tulu. Beary dilini genelde Müslümanlar konuşuyor.

      Mangalore, Chalukyas ve Vijayanagar gibi birçok hanedanlık tarafından idare edilmiş. 1526’dan 1695 yılına kadar Portekiz egemenliğinde kalan Mangalore 1753 yılında Sultan Haydar Ali tarafından yönetilmiş. Sonra 1768- 1794 arasında da İngiliz egemenliğinde kalmış. Haydar Ali’nin oğlu Tipu Sultan şehri İngilizlerden kurtarıp idaresi altına alıyor. Tipu Sultan ölünce İngilizler yeniden işgal ediyor. Mangalore diğer şehirler gibi 1947 yılında Hindistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla nihayet sömürge olmaktan kurtuluyorlar. Benim çok sevdiğim Kaju fıstığı ve kahve ihracatı ile de bölgenin birincisidir.

      Yolumuz Mangalore’nin en büyük, dini açıdan da en önemli tapınağı olan Kadri Manjunatha Temple’a doğruydu ve geldik. Yürüyerek tapınağa doğru gidiyoruz. Yolda kadın temizlikçi gördüm işini büyük bir ciddiyetle yapıyordu. Ardından karşımıza Shiva’nın (Şiva) heykeli çıktı.

      Uzaktan tapınak göründü. Bizi daha da renkli bir ortam bekliyor gibi. Fotoğraf Önder Kaplan. ❤️😘 Teşekkürler.

      Sonra şu amca ve teyzeler ne satıyor bir bakalım. 

       Ve karşımızda görünen masmavi renkli olağanüstü görüntüsü ile Kadri Manjunatha Temple.

      Kadri Manjunatha Temple. Tapınağın baş tanrısı, Lord Shiva’nın reenkarnasyonu olan Sri Manjunatha’dır. Hikayesini anlatacağım ama şu güzelliği bir görelim.

       Tapınağın merdivenlerinden çıkarmadılar çünkü ayakkabılarımızı çıkarmamız gerekiyor. Soldan içeri girip bu görevi yerine getirdik.

       Efsaneye gelince: Sahyadri’de yaşayan dindar Saint Jamadagni’nin oğlu olan Parasurama aynı zamanda Shiva’nın 10 avatarından 6. avatarıdır. Parasurama’nın sadakatı ve iman edişinden memnun kalan Lord Shiva ona, kötülüklere karşı koyabilen çok değerli bir balta hediye eder. Parasu Sanskritçe*balta *anlamına gelir, Parasurama’da *Baltalı Koç* demektir. Parasurama yaşadığı Sahyadri’deki yağmacı, iman etmeyen Kshatriyaların hepsini baltasıyla öldürüp topraklarını da Kashyapa’ya bağışlar. Yaptıklarından bir süre sonra üzüntü duyar ve Shiva’ya kendisini afetmesi için dua eder… Shiva, Parashurama’ya günahlarının bağışlanması için Kadali Kshetra’da bir sadaka vermesi gerektiğini söyler. Ayrıca Parasuramana’nın arzusu olan Dünya’nın düzenini, refahını koruyan *Manjunatha*olarak reenkarne olacağı sözünü de verir.

      Parashurama hemen baltasını denize atar ve deniz çekilir ortaya bir toprak parçası çıkar. (Kerala bölgesi) Lord Shiva, Parashurama’nın oluşturduğu toprak parçasını onun verdiği sadakayı (kefareti) beğenir. Karısı Tanrıça Parvathi ile Manjunatha olarak reenkarne olur ve dünyanın refahı için işte bu tapınağın olduğu tepede Kadri’de yerleşir. Manjunatha’nın mantraları da yedi theerthas *Tapınaklarda Verilen Kıymetli Su* olur. İlerledikçe anlatacağım.

      Hatırlatayım Tanrı Shiva: Hinduizm’in üç tanrısından, yeryüzüne insan olarak indirildiği kabul edilen tanrıdır. Evrenin yıkımını yok oluşunu ifade etse de ardından mutlaka yeniden doğuş gelecektir, dolayısıyla dönüşümü de temsil etmektedir. Zaten adı Sanskritçe Shiva (iyilik sever) anlamındadır. Tapınağın ilk yapımı elbette ahşaptan ufak bir Budist manastırdır ve 10. yüzyıla denk geliyor. 14. yüzyılda da tamamen taştan yeniden yapılmış. 

      Evet tapınağa giriyoruz içerden müzik sesi geliyor. Bir sahne ve önünde sıralanmış, bir kısmı hanımlar tarafından doldurulmuş sandalyeler var. Arkalarındaki pankartta Kadri Manjunatha Temple’ın katkılarıyla 70.Yıl Dini ve Kültürel Festival kutlanıyor yazıyor ve sahnede Mallaka müzik grubu yer alıyor. İlk karedeki hanımın giysisi geleneksel giyim birçok hanımda vardı.

      İçeri doğru ilerlerken yemekhaneden geçtik. Yemekler kocaman kazanlarda yapılmış bitmiş ama yine bir yandan da yeniden yapılıyor. 😁 

      Hemen sağımızda bir tapınak daha vardı. Evet tapınak içinde tapınak. Shiva’nın oğlu Fil başlı Ganeşa’ya adanmış. Kapısında Sri Maha Ganapati Tapınağı yazıyor. Neden fil başlı hikayesi hatırlayalım.

      Tanrı Ganeşa; Shiva’ ile Parvati’nin oğlu, bilgi ve hikmetin tanrısıdır. Birçok yerde karşımıza çıkabilir zira halkın en rağbet ettiği tanrıdır. Baba tanrı Shiva çok uzun bir yolculuktan döndükten sonra karısının yanında ilk kez gördüğü Ganeş’in kendi oğlu olduğuna inanmamış ve kafasını kesivermiş. Karısı Shiva’ya -O bizim oğlumuzdu ne yaptın! der 🤦‍♀️ ve oğlunu yaşatması için baskı yapar. Shiva, Ganeş’in ormanda karşılaşacağı ilk canlının kafasını alırsa yaşayacağını söyler. Böylece Ganeş ormanda ilk karşılaştığı hayvan olan filin kafasını alarak yaşamına devam eder… Ganeş’in kullandığı araç yani alameti farikası Fare’dir. Hindistan’da girebildiğiniz her evde mutlaka rastlayacağınız bir tanrıdır. 

Mangalore- Sri Maha Ganapati Tapınağı
Mangalore- Sri Maha Ganapati Tapınağı

İnananları daha içeri adım atmadan yere el sürüp alınlarına götürüyorlar, sonra da namaste der gibi ellerini önde birleştirip çenelerine götürüyorlar. 🙏 Tam karşıda biraz karanlık kalıyor ama yine de görünüyor, gümüş renkli Ganeşa’yı çiçeklerle süslemişler. Bir hazırlık içindeler. Yan tarafta da tütsü yanıyor sandal ağacı miss gibi kokuyor.

Önünde oturanlar Guru olmalı, bir kaptan su alıp insanların açılan avuçlarına damlatıyor onlarda suyu içiyorlar. Bir kapta da verilen yardımları topluyorlar. Bu işler her yerde yardımla yürüyor. 😊

      Hemen arka tarafa doğru yürüyoruz. Karşımıza çıkan merdivenler bakalım bizi nereye götürecek. Derken çiçek satan bir teyze ile karşılaşıyoruz. Önündeki yaprak ve çiçekleri satın alanlar tapınaklardaki hangi tanrıya inanıyorlarsa ona sunuyorlar. Gülümsemek insanı nasıl güzelleştiriyor. 😊❤️

      Betonla çevrili yeşil suyu olan havuzlarla karşılaştık. İnananlar yıkanıyor. Tanrılarının huzuruna çıkmadan önce bu kutsal su havuzunda yıkanmaları gerekiyormuş. Daha doğrusu arınıyorlar. Her taraf muz ağaçları ile çevrili. Birazdan da yukarı doğru çıkacağız.

      Daha önce bahsetmiştim. Shiva Reenkarne olup Manjunatha adını almış ve buraya Kadri’ye yerleşmişti. Manjunata’nın da mantraları yedi theerthas *Tapınaklarda Verilen Kıymetli Su* dur demiştim. İşte bu Theerthas’a gelen kaynak suyun menbası Himalaya Dağları’ndaki Gangotri buzulu. Himalaya Dağları’ndaki Gangotri buzulu eriyor ve 3 bin kilometreyi bulan uzunluğu ile önce Bhagirathi Nehri’ni oluşturuyor. Daha sonra Bhagirathi Nehri ve Alaknanda nehri birleşip Ganj nehrini oluşturuyor. İşte Ganj’ın bir kolu olduğuna ve buraya kadar geldiğine inanılan bu kaynak suyuna da Gomukha Bhageerati Teertha deniyor… Ve birazdan göreceğimiz bir öküzün ağzından akıp değişik ebattaki bu havuzlara dökülüyor. Tam 9 tane saydım ama arınılan havuz sayısı 7. Yukardan çekilen görsel için eşim Önder Kaplan’a teşekkürlerimle. 💞

      Havuzları biraz geçince Gomukha’nın aktığı yere geliyoruz. Ben önce çıkmıştım kimse yoktu biraz bekleyince su dolduran bir inanan geldi. Suyun üst kısmında oturan bir guru vardı bağış kabul ediyordu. Yanında da Gorakhanath heykeli var. Gorakhnath aziz mertebesine yükselmiş Kundalini Yoga öğretisini oluşturduğuna inanılan Hindu *Maha Yogi* en büyük Yogidir.

     Ellerindeki küçük taslara su doldurup son fotoğrafta görülen merdivenlerden yukarı çıkanların ben de peşlerindeyim. 😁

      Yukarı çıkınca güzel süslü bir yapı gördüm. Sonra Lord Shiva’nın lingam sembolü Shivalingam olduğunu görünce de buranın da bir tapınak olduğu belli oldu. Demiştim tapınak içinde tapınaklar da var… Maha Shivaratri Festivali  kutlanırken dilekler bu tapınakta dileniyormuş.

      Kutsal suyu bu Shivalingam’a dökme işlemine *Abhishekha * deniyor. Bir de *Bael* yaprağı ile *Yekka * denilen çiçek sunuluyor. Shivalingam’a bu ritüellerin yapılması ile tanrının iyiliğini kazanacakları inancındalar. Özellikle de çocuğu olmayan kadınlar kendileri ve eşleri için dua ediyorlar.

      Artık aşağıya inmek gerekiyor. Karşımda devasa boyutta bir hatta iki adet direk var ve birinde sanki kukla asılmış. 😅😅 Önce fotoğrafları görün hak verirsiniz.

      İlk bronz olan Deepa Sthamb ışık direğidir. Diğeri de her tapınakta mutlaka bulunan bayrak direğidir. Bayrak direklerinin tepesine bulunduğu tapınak kime adanmışsa onun alametifarikası (yani ayırıcı niteliği) asılır. Bu tapınak Shiva’ya adanmış olduğu için bayrak direğine asılan da Garuda’nın sembolüdür. Garuda’da Shivanın avatarıdır.

      Alttaki fotoğrafta tapınak girişindeki bayrak direği önünde de çiçek koyup dua ediyorlar. Çünkü tepede tanrı avatarı olan Garuda var. Dikkat ederseniz bir adamın üstüne de su döküyorlar. Bilgin bir kişi hastalığına şifa bulmak için gittiği tapınakta gölette arınıp ıslak giysileri ile ibadet etmiş ve iyileşmiş. O inançla havuzda yıkanıp gelmeyenleri de burada su ile kutsuyorlar. Diğer fotoğraftakiler de yanılmıyorsam Vishnu ile Parvati’nin temsili şekilleri olmalı.

      Bugün 21 Ocak yıllık Jathra Mahothsava tapınak festivalleri haftaya 26 Ocak’ta başlayıp ay boyunca devam edermiş… Güneş tanrısının Oğlak burcuna geçtiği dönemin sonunda başlıyor. Hazırlıklar son sürat. Bu arabalara tanrıların sureti artık heykel diyeyim konuyor tapınak çevresinde belirli dört noktadan dolaştırılıp görkemli bir geçit töreni yapılıyor. Dokuz gün süren festival Theertas banyo ile başlıyor. Aynı gün ışık direği yakılıyor. Araba geçit törenin ardından yedinci gün Maha Anna Samtharpaney denilen toplu yemek veriliyor.

      Ayrıca her yıl kutlanan Maha Shivaratri festivali var… Hiçbir inananın kaçırmadığı en önemli, ruhani değeri büyük festivaldir. Tanrı Shiva ile Parvati’nin evlendiği gün oluşu, Lord Shiva’nın şeytanlar tarafından çalkalanmasıyla köpüren okyanusun *Kshir Sagar*ın saçtığı zehiri yutarak insanlığı korurken Neelkantham yani mavi-boğazlı hale geldiğine inanılan gün olması ve Shivaratri’nin Hindu takviminde Tanrı Sadashiv’in *Lingodbhav Moorti* olarak ortaya çıktığı yeni ay günü oluşu festivalin önemli kutlanma sebeplerindendir.

      Bu festivalde Tanrı Shiva’ya*Bilva* yaprağı ile *Yekka * denilen çiçek sunuluyor demiştim. Bu yekka çiçeğini Shiva’ya sunarlarsa dualarının mutlaka olacağına inanmışlar. Böyle bir inanç nedeniyle yekka çiçeği de aşırı talep nedeniyle karaborsaya düşermiş. Haklılar tabii Tanrı Shiva’ya yılda sadece bir tek bu Maha Shivaratri festivalinde sunuluyor. Allah kabul etsin… 💞

 

      Çıkışa doğru gidiyoruz. Yine bir tapınak, bunlar hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan tanrılara ait. 🤷‍♀️ Küçük birer oda şeklinde yapılmış içine girilmiyor. Guru’lar kapının önünde oturuyorlar ve bağış kabul edip inananları kutsuyorlar. Bunlardan biri üstündeki yazıyı Google ile  çözebildiğim şekliyle; Laksimi Narayan’a adanmış bir tapınak. Tanrıça Laksimi iyilik, güzellik tanrıçası aynı zamanda Vishnu’nun eşidir. 

      Alttaki ilk fotoğraf; Tapınağın ana Tanrısı Manjunatha’nın sol yardımcısı Swamiye Saranam Ayyappa’ya adanmış. Diğeri yine Manjunatha’nın bu sefer sağ yardımcısı Malaraya Deva’ya adanmış tapınaklar.

      Bu tapınak da Shiva’ya adanmış, yanındaki altın yaldızlı rölyef  Shiva’ya ait üst rölyeflerde de zaten Nandi’yi görüyoruz. Çevresine neşe saçan anlamına gelen Nandi Shiva’nın kutsal Boğa’sı, binek hayvanı olarak avatarıdır. 

     Evet alttaki ilk fotoğrafta yılan*naga* ikonları var. Vhisnu’nun çok ilginç bir enkarnasyonudur. Çoğunlukla beş veya yedi başlı bir kobra olarak betimlenen tüm yılanların  kralı *Ananta-Shesa*dır. Ve tüm yılanlar Vishnu’ya tapar. Artık çıkmak üzereyken gözüme çarpan diğeri Tanrı Hanuman’a adanmış tapınak. Hanuman, Shiva’nın ölümsüzlükle kutsadığı maymunlar kralı Kesari ile lanetinden arınıp yeraltı cennetine giden Anjana’nın oğludur. 

     Artık çıkışa gidiyoruz. Hintliler fotoğraf çektirmekten çok hoşlanıyorlar demiştim. Rikşa durağındaki şoförleri çekmeden olmazdı.😁 

Mangalore- Kadri Manjunatha Temple
Mangalore- Kadri Manjunatha Temple Rikşa

      Daha gezilecek iki yerimiz var. Onları da ikinci bir yazı konusu yapacağım. Umarım tapınaklardan sıkıntı geldi dememişsinizdir. Çok renkli ortamlar değişik kültürler izlemesi de keyifli… Mangalore’den biz ayrılmıyoruz. Siz de benden ayrılmayın. 😉 En kısa zamanda görüşünceye kadar sevgiyle kalınız. 💞💞💞

 

CRUİSE ile MALDİVLER*SRİ LANKA*HİNDİSTAN-8

Güzel bir gün Mumbai’de ikinci günümüzdeyiz 18 Ocak 2020. Kültürü ve tarihi hayli zengin olan Bombay- Mumbai’nin M.S 5 ve 7. yüzyıla kadar giden tarihinden kalma bir adaya, 1 saat mesafede olan Elephanta adasına gideceğiz. Motorlar Hindistan kapısı Gateway of İndia’dan kalkıyor. Hep beraber motora bindik. Hindistan kapısını bu kez denizden izliyoruz.

Mumbai- Gateway Of İndia
Mumbai- Gateway Of İndia

Motorda yalnız değiliz yerli halktan insanlar da var. Mumbai’nin denizden görüntüsü de çok güzel.

 

      Mumbai’de görülmeye değer tarihi eserlerden biri de Elephanta adasındaki Elephanta mağaraları. Mağaraları diyorum zira 1 tane değil görülesi tam 7 tane mağara var. Elephanta adası demek pek doğru değil turistler açısından öyle. *Fil adası* Ancak mağaralar şehri anlamına gelen *Gharapuri * gerçek adıdır ve adanın güneyinde aynı isimde küçük bir köy vardır.

      Vakti zamanında Portekizlilerin 1547 yılında keşfi ile ortaya çıkan mağaraların önünde gerçek boyutta taştan bir fil heykeli varmış. Bu fil heykelini İngilizler Londra’ya taşımaya kalkmış, sağını solunu kırmışlar. 😁 Sonra vazgeçip şehirdeki Jijamata Bahçesine (Victoria) yerleştirmişler. Mağaraların koruyucu simgesi olan fil heykelini biz görmedik. Sonra mağaraları koruma altına almışlar. 1970 yıllarında restorasyon çalışmaları başlamış. 1987 yılında da Unesco Dünya Mirası listesinde yerini almış.

      Yolda karşımıza çıkan adacık yabancı bir askeri üs. Diğerleri petrol platformu ve tankerleri. 

      Deniz çok kirli hiç mavilik yok gibi. Adaya da yaklaştık. Gel-gitlerin çok yaşandığı bir ada olduğu için iskeleyi hayli yüksek ve uzun yapmışlar. Görüleceği gibi biz geldiğimizde deniz hayli çekilmişti.

       Hava güzel iskeleye çıkınca önce derme çatma küçük satış yerleriyle karşılaştık. Mağaralar çok yukarıda olduğundan öncelikle iskeleyi geçmek gerek diyen rehberimiz; önünüzde üç seçenek var dedi.

      Birincisi keyifli bir tren yolculuğu buyurun. Oyuncak tren gibi harika aklıma İzmir Fuarı geldi. Tren öne ve arkaya tek yönde gittiği için fotoğrafın birini ben diğerini Önder çekti… 

      İkincisi 4 adamın taşıdığı tahta koltuk (Taht-ı revan) ile taşınmak. Yolda yakaladık ama üstünde yolcu yoktu.😁 

Mumbai- Elephanta adası
Mumbai- Elephanta adası

      Üçüncüsü de tabanvay’la gitmek. 🙄 Bu ne? diyecek olanlara *yürümek*.  Elbette biz yürüdük. Tren hakkımızı dönüşte kullanmak üzere… 😉 Ama önce treni uğurlayalım.

      Fotoğraflarla konuşarak yürüyelim. Bilet alma yeri ve birkaç hediyelik eşya satanlar.

      Gözlükçü hayli havalı. 😊 Teyzenin çantalarıda daha önceki Hindistan gezimizde aldığım için dikkatimi çekmedi…

      Yolu yarıladık desem de 500 metre anca gitmişizdir yukarı çıkılacak merdivenler hariç iskele 1-1.5 km kadar. Dönüp geldiğimiz yere bakınca denizin ne kadar çekildiğini de görmüş oluyoruz. Adanın yüzölçümü suların gel-git olayına göre değişiyor. Yüksek gel-git olayında 10 km², düşük seviyede ise alan 16 km² oluyormuş.

      İskele yolu ve trenin son yeri bitti. İhtiyaç molası verilen yerdeyiz. Burada da hediyelik eşyalar, Krishna ve Vishnu ile ilgili materyaller satılıyor. 

      Yokuş başladı artık arada merdivenler de var. Ama geniş ve rahat bir çıkış. Zaten sağa sola bakarak yürüdükçe nasıl tırmandığınızı bile farketmiyorsunuz. Hoş sürekli basamak olsaydı kaç merdiven var kesin sayardım. 😁 Tüm satıcılar güneşlik için mavi tente germişler. Şeker kamışı suyu satan bir ailenin güzel birlikteliği. ❤️

      Kendilerince mavi rengin ortamı serinlettiği inancındalar. Üç kadın, iki değişik stil derken torunuyla oturan bir teyze ile selamlaştık.

      Sola dönüp biraz daha tırmanınca mağara bölgesine geldik. Mumbai’de sokaklarda göremediğimiz maymunları da görmeye başladık. Hindistan maymunları Makak cinsi oluyorlar. 

  

      Elephanta Caves;

      Mağaraların tam tarihi 6. yüzyıl mı? 8. yüzyıl mı? Bugün hala tartışılmaktadır. Lord Shiva’ya adanan mağara tapınağı, Unesco’nun araştırmalarına göre 8. yüzyılda Rashtrakuta kralları tarafından kazılmış.

      Bir de yerli rehberin anlattığı var. Eski tarihte filler orduların önemli bir savaş aracıdır. Hindistan’da da öyle. Tüm zaferler filler üzerinde kazanılmış. Bu rivayete göre de Çalukya’ların hüküm sürdüğü dönemde Çalukya Prensi II. Pulakes’in kazandığı zaferleri kutlamak, tanrılara teşekkürlerini sunmak için bu mağaraları inşa ettirmiş. Hindu tanrısı Lord Shiva’ya adamış. Önüne de devasa bir fil heykeli diktirmişti. Yazmıştım o fil heykeli şehir merkezinde Victoria Bahçesi * Veermata Jijabai* de sergileniyor. Artık hangisi doğru tartışmaya gerek yok.

      Elephanta Mağaraları, Hindu ve Budist öğretilerini, Vishnu’nun hayatını gösteren kayaya oyulmuş taş heykeller içeriyor. Bazalt yapıdaki kayaların içi oyularak meydana getirilen bu arkeolojik kalıntılar iki grup, 7 adet mağaradan oluşturulmuş. Dar bir vadinin ayırdığı iki tepede kazılmışlar. İlk 5 tanesi Hindu ve Shiva’ya adanmış, diğer 2 tanesi Budist mağarasıdır. Toplamda hayli büyük bir alanı 60 bin m² lik bir alanı kaplıyor.

      İlk beşi bulunduğumuz yerde adanın batısı oluyor diğer ikisi doğu kısmında ve bunlar turlara açık değil. En bilineni 1. yani alttaki fotoğrafta görünen. Mahesa-murti denilen mağara en büyük ve önemlisidir. Biz de sadece burayı gezdik diğerlerinde hiçbir şey yokmuş. Haydi içeri girelim bakalım.

Mumbai- Elephanta Caves
Mumbai- Elephanta Caves

     Baretli grup muhtemelen sanat tarihi öğrencileri olabilir. Neyse hemen sağdan başlayalım. Çok geniş bir salon gibi. Saymadım ama yine de 30 kadar sütun vardı. İçerinin genel görünümü şöyle.

      Baretli gençlerin olduğu yerde hemen sağdaki ilk panoda olan Lord Shiva’nın Nataraja pozunda tasviridir. Kozmik dansçı. Günümüzdeki şekli ateş çemberi içindeki dans eden figürüdür. Portekizlilerin atış talimi yaparak yontuları bu hale getirdiklerini söylediler. Bu kadar kalmaları da İngilizler sayesindeymiş.

Mumbai- Natajara Shiva-Elephanta Caves 1
Mumbai- Natajara Shiva-Elephanta Caves 1

       İlk görüşüm kayalara oyulmuşlar ama evet bu devasa boyutlu yontulara duvardan bağımsız olmadığı için rölyef demek daha doğru olur. Yontu sanatçıları ne der bilemem. Ama gördüğüm güzellikteki yontuların ve galeriyi ayakta tutan sütunların özenle yontulduğu apaçık.

      Bir örneği alttaki fotoğraf *Andhakasura badh* İblis Andhakasura’nın öldürülmesi. Shiva’nın yüz ifadesine dikkat edin ne kadar öfkeli olduğu çok güzel ifade edilmiş. Ayrıca tacın ortasında bir kurukafa var.

Mumbai- Andhakasura badh -Shiva-Elephanta Caves 1
Mumbai- Andhakasura badh -Shiva-Elephanta Caves 1

      Mağaraların mimarisi Brahman mimarisinin gelişmiş şekli olarak değerlendiriliyor. Yerli rehberimiz *Gupta* Hint sanatından bahsetti. Gupta sanatında burada olduğu gibi Heykel ve rölyefler dev boyutta yontulur, giysilerin kıvrımları, vücuttaki kaslar belirgindir. Kadınların saçları da kabarık işlenir, tavan resimleri veya genelde de resimler renkli olurmuş. Bu mağaralardaki resimler maalesef zamana yenik düşmüş silinmişler.

      Bu 1. mağara 3 girişli şimdi sağdaki ikinci girişe doğru yürüyorum. Karşıma dört bir tarafı açık köşe başında devasa iki tane sanki koruma gibi duran rölyefleriyle bir oda çıktı. Öğrendim her mağarada böyle bir oda tapınak varmış. Kapıdakiler de tahmin ettiğim gibi *Dwarapala* denen kapıcılar. Bu küçük oda tapınakta da Lingam vardı.

Mumbai- Dwarapala-Elephanta Caves 1
Mumbai- Dwarapala-Elephanta Caves 1

       Alttaki fotoğraf-İkinci girişteki rölyeflerden solda olan; *Yogashiva* Yoga Hinduizm’de ibadet ritüeli olarak bilinir. Burada da Shiva yoga yapıyor. Himalayalardayken İlk karısı Sati ölmüştür. Shiva’nın, Sati’nin Parvati olarak yeniden doğmasını beklerken kendini yogaya adamış, Himalayalardan uzaklaşmıştır. Burada da yoganın Nilüfer çiçeğinde oturma pozisyonu padmasana’da gösterilmiş. O nedenle Yogisvara veya Mahayogi diye adlandırılmıştır.

      Sağdakinde; Lanka’nın iblis kralı Ravana’nın, Lord Shiva’nın oturduğu Kailasha dağını yıkmaya çalışması işlenmiş. Burada da güzel bir hikaye var. 😉 İblis Kralı Ravana Shiva’ya çok dua eder. Bu dualardan etkilenen Shiva Ravana’ya dile benden ne dilersen der. Ravana- çok güçlü olmayı diler ve gücünü denemek için köşede Vishnu’nun Garuda’ya binerken görüldüğü dağı yıkmak üzere sırtlanıp sallamaya başlar. Shiva ve ailesi çoluk, çocuk diğer tanrılar da etraftadır. Shiva hemen tek parmağını uzatması ile sarsılma birden kesilir. Bu kez dağın ağırlığından etkilenen Ravana ezilmek üzeredir. Güçlü olmuştur ama yine de Shiva’nın bir parmağına yenilmiş kısaca dersini almıştır. Shiva’ya övgü dolu şarkılar söylemeye başlar Shiva da onu affeder. Tabii rölyefler tahrip olduğu için fotoğrafta seçilmiyor olabilir.Biz orada hangisi iblis falan diye sormuştuk. 😁

       Bu mağaranın en büyük ve en güzel rölyefi bu Shiva’nın *Sadashiva- Trimurti* olarak da adlandırılan üç başlı rölyefidir (alttaki fotoğrafta).  Sada-Sanskritçe *sonsuza kadar * anlamında olunca Sadashiva da ebedi Shiva olarak kabul edilir. Trimurti de genelde 3 başlı tanrı demektir. Yani Hinduizm’de Brahma-yaratan, Vishnu-koruyan, Shiva -öldürüp tekrar doğuran anlamındadır.

      Tanrı Shiva’nın yontu 3 başı: İlk fotoğraftaki ön yüzü; *Taptapurusha* veya en bilineni Mahadevi- yani koruyucu yüzü. Ortadaki fotoğrafta sağ yüzü; * Uma* veya en bilineni Vamadeva yani yaratıcı yüzü, dikkatli bakılırsa genç bir kız olarak tasvir edilmiş. Üçüncü fotoğrafta görünen sol yüzü; Dikkatli bakarsanız görülüyor, bıyıklı genç bir adam şeklinde tasvir edilmiş. Yakıp yıkan *Aghora* veya Bhairava olarak bilinen yok edici yüzüdür.

      Trimurti’nin sol yanındaki panel; Shiva’nın Parvati ile düğünü. Yine çok güzel bir rölyef alt fotoğrafta.

Mumbai- Shiva & Parvati Wedding
Mumbai- Shiva & Parvati Wedding
      Trimurti ‘nin sol yanındaki rölyefte Shiva’nın sol yanı eril (kendisi) sağ yanı dişil (eşi Parvati) olarak yontulduğu Ardhanarishvara görüntüsü var (alttaki fotoğraf). Ardhanarishvara Shiva’nın androjen formunu temsil eder. Hindu dini efsanelerinde çok sayıda mistik hikaye vardır.  
      Hikayeleri severim haydi anlatayım…
 
Mumbai- Ardhanarishvara-  Elephanta Caves-1
Mumbai- Ardhanarishvara- Elephanta Caves-1

       Shiva’nın huzuruna saygılarını sunmak için gelen herkes Shiva ve eşi Parvatinin önünde eğilmek zorundadır. Yine böyle saygı sunmaya gelen sadık bilge kişilerden biri olan Bhringi; ben tek tanrıya inanır saygı duyarım. Shiva’dan başkasının önünde eğilmem der. Kısaca Shiva’nın yanında eşi Parvati oturuyor diye eğilmeyi kabul etmez. Parvati, Sanskritçe *Dağın Kızı* demektir. Hindu tanrısı Shiva’nın karısı Uma olarak da bilinir ve aslında iyiliksever bir tanrıçadır. Neyse bu söze kızan Parvati, Bhringi’yi ayakta duramayacak kadar güçsüz hale düşürür ve Bhringi ayakta duramaz hale gelir. Parvati’nin amaçı; güçsüz Bhringi’nin ayakta duramayıp önünde eğileceğidir. Bu duruma çok üzülen Shiva hemen Bhringi’ye ayakta durabilsin diye üçüncü bir bacak verir. Fırsatı kaçırmayan Bhringi, Shiva’nın etrafında Parvatiye nispet eder gibi dans etmeye başlar. Parvati iyice çıldırır. Herşeyi göze alan Parvati de kendini Shiva’nın vücudu ile birleştirir. Artık Bringi veya bir başkası Parvathi’ye boyun eğmeden Shiva’ya saygısını gösteremeyecektir.

       Ancak hesap etmediği bir şey olur. Bilge kişi Bhringi’de hemen bir böceğe dönüşür ve iki cinsli vücutta bir delik açıp sadece Shiva’nın eril tarafını tavaf ederek saygıda kusur etmemiş olur. Bhringi’nin bu kendinden vazgeçişine, özverisine hayran kalan Parvati’de Bhringi ile uzlaşır.

      Shivanın yanındaki koruyucu öküzü *Nandi*dir. Nandi’nin yanındaki genç Shiva ve Parvatinin oğlu zafer ve savaş tanrısı KartikeyaKumara‘dır. Anne ve babası ile olmadığı yerde tek başına tapılan özellikle Tamil’lerin taptığı tanrıdır. Onun üstünde lotus çiçeğinde oturan da dört başlı yaratılışın sembolü Lord Brahma’dır. 

      Diğer mağaralarda hala çalışmalar devam ediyormuş yani ziyaret edilmeyecek. Çıkmak üzereyken batı kısmındaki çıkışta bir numaralı mağaranın devamı ve içinde de bir tapınak daha olduğunu gördük. 

      Cave 1′ in batı köşesindeki bu girişte görülen de lingam tapınağıdır. Shiva’nın fallik biçimli simgesi olduğu için *Shivalinga *olarak bilinir. Shiva’ya adanmış bütün Hint tapınaklarında vardır. Linga yaratıcı gücü temsil eder. Kadınlar çocuk sahibi olabilmek için ligama tapınırlar. Linga ile ilgili mitolojik hikayeler var. Bilinen en kısa hikayesi; Vişnu ile Brahman kim güçlü konusunda tartışırlar. Tartışmaya şahit olan Shiva en güçlünün kendi olduğunu ispat etmek için hemen uzun ve büyük bir sütuna dönüşür ve onları yener. Neymiş Linga güç demekmiş. Kapısında Aslan bekçileri bile var. 😉

    Artık dönüşe geçebiliriz. Bahçe düzenlemesi de güzel. Ve son kez iskelenin buradan görünümü. 

Nereye böyle?  Diye soran bakışlar eşliğinde dönüyoruz. 😁

      Günün sonunu her gezide olduğu gibi alışveriş için Mumbai’nin bildik yeri Crawford Market. Bizim kapalı çarşının aynı. Hatta bit pazarı da diyebilirim. Dışı çok güzel ama içini hiç sormayın. Girip çekmedim bile zira yarın meşhur Drahawi’yi gezeceğiz. Hindistan’ın Varanasi şehri ile yarışabilirmiş göreceğiz.

Mumbai- Crawford Market
Mumbai- Crawford Market

Bugünü de bitirdik. Umarım beğenmişsinizdir. Mumbai 3. günde görüşmek üzere sağlık ve sevgiyle kalınız…  💞 💞 💞