BİRLEŞİK KRALLIK ve İRLANDA-İngiltere-Liverpool-1

Merhabalar yine birlikteyiz işte. ☺️ (4-Ağustos-2019) Manchester City’den çıkalı çok az bir zaman oldu saat 17:30 yine de Liverpool’a bir saatlik yolumuz var. Zaten mesafe 57 km. Hava gri ve yağmurlu ama uzun sürmez güneş bile açabilir umuyoruz. Yolumuz güzel manzaralarla dolu. Bugün hayli yoğun geçiyor günlerden de Pazar.

1-IMG_4680A

Liverpool Mersey nehri kenarında 1190’lı yıllarda kurulmuş küçük bir kasaba idi, adı da Lifer pol çamurlu havuz veya su anlamına geliyordu zira Mersey nehrinin gel-git olayı nedeniyle çamurlu bir görünümdeydi. Lancashire Kontluğuna bağlıydılar ve kendilerini Scouser olarak adlandırıyorlardı. Tam bir şehir statüsüne sahip olması 1880 yılına denk gelir ve nüfusu da ancak 600.000 olur, İngiltere’nin en büyük liman şehridir. Avrupa ve Amerikaya göçlerin başlangıç yeri idi. Göçmenlerin çoğunluğunu 1840’ların patates kıtlığından kaçan İrlandalılar oluşturuyor ve gezi gemilerinin, elbette Titanic’i(Liverpool’a hiç uğramamıştır) yapan şirketin bulunduğu şehirdir. II. Dünya savaşında Almanların en çok bombaladığı ikinci şehir olarak maddi-manevi çok yara almıştır. Daha sonra toparlanarak Dünya miras listesine şehir statüsünde girmiştir (ticari liman şehri). Diğer özelliklerini aralarda anlatacağım. Liverpool’a geldik manzara şöyle yağmur yine hafiften devam ediyor.

2-IMG_4687

Manchester’dan sonra Liverpool deyince de aklımıza hemen futbol gelir malum. Futbol topu ve topla oynanan oyunlar tarihler boyunca farklı kıtalarda çok değişik şekillerde oynanmıştır, benim için en ilginç olan (ayakla oynanmayan) top oyunu Meksika- Chichen İtza’da oynan şekli idi. Buradan okuyabilirsiniz. 😉 FIFA’nın kabul ettiği ilk yazılı ayakla oynanan (futbol) top oyunu M.Ö 200-300 yıllarında Çinlilerin askeri eğitim oyunu olan Cuju’ya dayanır. Ama zamanımızın modern futbolunun temelleri İngiltere de atılmış ve dünyaya yayılmıştır. Veee çoğu evlerde fanatik kocalar yüzünden sorun doğurmuştur. 😁

Birazdan Liverpool’un premier liginde oynayan iki takımının onlara ait iki stadyumuna uğrayıp şöyle bir dışardan göreceğiz. Bu stadları grup olarak gezmek için önceden randevu almak gerekiyormuş. Everton’un Goodison Park ve Liverpool F.C’nin Anfield’in ve kulüplerin hikayelerini rehberimiz Sinan Ercan’dan dinliyoruz. Yağmur hafiften yağıyor.

Önce Everton’lar; Everton tepesindeki bir grup mahallelidir. Kendi aralarında St. Domingo adı ve mavi-beyaz renkleriyle kendi takımlarını kuruyorlar yıl 1879. Maçlardaki başarıları şehre kadar yayılınca da adlarını yaşadıkları mahalleden dolayı Everton olarak değiştirip resmen spor kulüplerini kuruyorlar yıl 1884. Everton maçlarını şimdi Liverpool’un stadı olan yerde küçük bir stadyum olan Anfield stadyumunda yapıyordu. Arazinin sahibi İngiliz (bira fabrikası var) iş adamı John Houlding’den 8 yıllığına kiralamışlardı. Houlding yönetime girip huzursuzluk yaratınca ve 8 yıl sonunda sözleşmeyi yenileyecekleri zaman işler tersine dönüyor.🤷‍♀️

Houlding bakıyor ki Evertonlar burayı iyice benimsediler ve nasıl olsa gidemezler kirayı hemen iki-üç katına çıkarıyor. Ama Evertonlar yapılan blöfü görüyor ve sözleşmeyi yenilemeyeceğiz diyorlar. John şaşırıyor e peki nerde oynayacaksınız? deyince hemen karşıdaki boş araziyi kiraladık orada oynayacağız diyorlar. Ve Everton’un stadı Goodison Park böyle doğuyor. Everton’ın armasında ortada bulunan kule, Everton Tepesini ifade ediyor. Yağmur nedeniyle otobüsümüz durmadı fotoğraf çekemedim. 😔 İsimsiz bir gezginden alıntı ile bakalım.

5-AK kopyası
Liverpool- Everton FC-Goodison Park

Blöfü başında patlayan John Houlding kara kara düşünürken tamam diyor bana takım yoksa saha boş kalacak değil ya, ben de kendi takımımı kurarım diyor. Para var çare var 😀 takımı kurup adını Everton Athletic koyup renklerini de mavi-beyaz yapıyor. 🕺💙 

İnanılmaz, yani Everton’lar şokta. Hemen o zamanki futbol ligi yetkililerine baş vurup dava açıyorlar. Everton Athletic takımımızın adını çağrıştırıyor kabul edilemez diyor ve davayı kazanıyorlar. Hem ismimizi hem de renklerimizi terk edeceksin diyorlar. John mecburen tamam diyor zaten şehrin adını taşıyan bir futbol takımımız yoktu adı Liverpool olsun. Armasına da İskoçların hayali kuşları var Liverbird dedikleri biraz karabatak biraz zümrüd-ü anka kuşu gibi ağzında da yosun tutan hayli iri mitolojik bir kuş hikayesini sonra anlatacağım onu da bayrağın arması yapıyor, rengini de yine şehrin rengi olan kırmızı yapıyor. Liverpool F.C de böyle doğmuş oluyor. Bu güzel stadyum da gezi arkadaşımın  photographer by @Mehmet Yeşilbağ

7-
Liverpool -Liverpool F. C- Anfield

Stadyum elde tamam şimdi sırada oyuncu bulmak var. John Houlding para var çare de var dedik ya, Everton’dan ayrılıp kendisi ile kalmaya karar veren iki oyuncu Barclay ile John McKenna’yı oyuncu bulmaları için bir miktar para verip görevlendirince onlar da İskoçya’ya gidip birçok oyuncuyu takıma dahil ediyorlar. Ve Liverpool F. C de 1892 yılında resmen kurulmuş oluyor. Her iki stadyum da birbirine çok yakındır. Futbolda takımlar stadyumlarını yaparken bu kez tersine stadyuma biri çıkıp takım kurmuş oldu.. 🕺❤️ Arkadaş fotolarıyla devam 💃 sağ olsunlar. photographer by @Hasan Hüseyin Dikim

8-Hüseyin dikim
Liverpool -Bill Shankly-Liverpool F. C- Anfield

Liverpool’un ikonik figürü, karizmatik menajeri Bill Shankly 1959 yılında çöküşe doğru giden Liverpool’un başına geldiğinde takım yeniden yükselişe geçti. Öncelikle 24 oyuncuyu çıkardı. İngiltere’nin en iyi futbolcularını takımına kattı; Roger Hunt, Ian St John ve Ron Yeats vb. gibi nicelerini. Yeni taktikler geliştirip 3 yıl gibi kısa sürede takımı bir üst lige çıkardı. Bill Shankly *Benim fikrim Liverpool’u bir yenilmezlik kalesi haline getirmekti* demiş ve Liverpool F. C’yi 3 defa lig şampiyonu yapmış bir defa da UEFA kupasını kazandırmıştır. Stadın önüne heykelinin konması vefa borcu sayılır.

Yine takımın bilinen efsanevi oyuncularından bazıları yine şöyle; Kenny Dalglish, Steven Gerrard, John Barnes, Ian Rush. Liverpool ilk şampiyonluğu 1901 yılında kazandığında takım kaptanı Alex Raisbeck aynı zamanda İskoç milli takımındaydı.

9-akk

Amblemin üstündeki demirler heykelin olduğu Shankley Kapısını, her iki taraftaki meşaleler Hillsborough faciasını unutmuyoruz diye Anfield’de yanan sonsuz ateşi simgelemekte. Ve hemen her maçta taraftarların hep bir ağızdan *You’ll never walk alone* yani ‘asla yalnız yürümeyeceksin’ yazısı yer alır. Bu tezahürat takımın sloganı hatta marşı olur. Bir yerlerde okumuştum soyunma odalarının çıkışında bir yerde *This İs Anfield* yazılı tabelaya ellerini sürüp maça öyle çıkarlarmış.

Liverpool Kuruluşundan beri maçlara Anfield Road’da çıkıyor. Bir de kapıda *The Kop* yazar nedir bu Kop: Liverpool halkının çok değer verdiği ve topluca attıkları sloganlarla Liverpool’un 2. lig şampiyonluğunu kazandıkları 1906 yılında yönetimin taraftara ödül olarak inşa ettirdiği 28.000 kişilik tribündür. Ve evet size anlatacağım bir de hikayesi var.

Kop; Güney Afrikada bilinen bir tepenin adı. 1900 yılında İngilizler Güney Afrika’da yerel halk grupları arasındaki bir savaşa katılıyor (Tarih, altın kaynakları sebeptir demez tabii sömürge dönemi). 🤷‍♀️ Kısaca bu savaş Boer savaşı diye bilinir. Boer de zaten flamenkçe işçi-köylü anlamındadır ve çoğu oradaki Hollandalı göçmen halktır. Bu savaşta hayatını kaybeden ve çoğu Liverpool’lu olan İngiliz askerlerin anısına da bu tribününün adı kop tribünü olmuştur. İlk yıllar burada işçi taraftarlar ayakta maç seyrederlerdi sonradan oturulur tribüne dönüştürülmüştür. Hemen her maçta tribün taraftar ile doludur, takıma moral ve motivasyon tavan tabii ve haliyle kazanılan maçlarda Kop tezahüratının önemi yadsınamaz derler.

Liverpool’un bir de güzel geleneği vardır; takımın kaptanı McVean bir maçta para atışını kazanarak Anfield Road tarafındaki kaleyi seçer ve o maçı kazanırlar. Daha sonra gelen takım kaptanları da para atışını kazandıkları her maçta uğuruna inandıkları bu Anfield Road tarafındaki kaleyi seçerek geleneği sürdürürler.

SE

Hillsborough faciası; İngiltere’nin Sheffield kentinde Sheffield Wednesday futbol takımının stadyumu Hillsborough’ta 15 Nisan 1989 yılında Liverpool ve Nottingham Forest arasında oynanan yarı final maçında, geç kalan taraftarın zaten dolu olan tribünlere kontrolsüzce girmeye çalışıp sahayı ayıran demirlere sıkışan seyircilerin hayatlarını kaybetmesiyle yaşanmıştır. 96 kişi hayatını kaybetmiş yüzlerce kişi de yaralanmıştır. Stadyum da bu mozaikle anı duvarı oluşturulmuş. Fotoğraf rehberimiz @Sinan Ercan dan.

Evet Türkiye’mde takımlar evde kimin sözü geçerse ona göre tutulur, baba, amca, ağabey nadiren de anne. Ama İngiltere’de ailecek tutulur. Çünkü konu sadece futbol değildir protestan ya da Katolik olmakla, hatta işçi olmakla (demiryolcu vs) alakalıdır. Her iki takım Everton ve Liverpool herşeye rağmen iyi geçinirler, zaten Liverpool’un rakibi Manchester United’dır diyor futbol konusunu kapatıyorum. 🥅🏐🥅

Panoramik şehir turuna devamla. Liverpool şehir statüsüne 1850’ler de kavuşmuş ama Manchester gibi Katedrallerini hemen yapamamıştır. Mevcut iki katedral de aynı zamanda başlanmış 1904 gibi ama araya I. Dünya ve II. Dünya savaşları girince bitirilmeleri uzamıştır. Ben uzay kapsülüne benzettim Sinan rehber Dark Riddle’ın kafası gibi dediği fütüristik son derece modern bir yapı gördük. Anlık duruşla iPhone ile fotoğrafladım. Tepesindeki süslü çıkıntılar ile girişteki şekil sanki geçmişten geleceğe bir atıf izlenimini veren bu katedral Liverpool Metropolitan Katedrali. Katolik Piskoposluğunun ana kilisesi ve Piskoposun da oturduğu yer. Bu katedral 1967 yılında bitmiş.

3-IMG_4714
Liverpool Katolik Katedrali

Diğeri de Tam karşısında yükselen Liverpool Anglikan(protestan) Katedrali o da ancak 1978 de ibadete açılıyor. Geç dönem olmasına rağmen orta çağ mimarisi şeklinde yapıldığı için de eski gibi duruyordu. Otobüs trafik nedeniyle durmayınca fotoğraf da olamadı, sorun yok 😉 Liverpool Üniversitesi çevresi buralar yine yolumuza bu kez dantel gibi işlenmiş güzel bir kilise çıkıyor. St.Luce’s Church yine otobüsten çekim. 🤷‍♀️

4-IMG_4723
Liverpool-St. Luke’s Bombed Out Church

St.Luce’s Church; 1800’ lü yılların ilk yarısında inşa edilmiş. Almanların yoğun ( Blitz) bombalaması sonucu çatısız kalınca adına halk bir de bomp eklemiş Ve St. Luke’s Bombed Out Church olmuş. Savaşta ölenlerin anıtı olarak dursa da düğün ve etkinlik mekanı olarak kullanılıyormuş. Aaa Çin mahallesine bakın derken kaçırdım tabii. Liverpool da Manchester gibi pek çok göçmen almış. Burada da o yüzden çok geniş bir Çin mahallesi var hatta Dünyada Amerika’dan sonra en büyük Çin mahallesi kapısı da buradaymış.

Yağmur dindi güneş açtı biz de merkezdeki otele eşyalarımızı bırakıp çevreyi gezmeye başladık. Otel tren garının çaprazında, tam karşımızdaki bu güzel bina da bir otelmiş.

10-IMG_1103
Liverpool-Lime street

Toplanıp yürümeye başlıyoruz gün batmak üzere. Tren istasyonuna yakınız demiştim işte hemen karşımızda Lime Street tren garı. 1836 yılında açılmış. Buharlı lokomotif icadından sonra Manchester-Liverpool arasındaki seferine ilk defa buradan başlamıştır.

12-IMG_1102
Liverpool-Lime Street tren garı

Hemen yanında yer alan bu güzel bina North Western Hall; 1870’lerde Ülke çapında inşa edilen dev demiryolu oteller zincirinin bir parçası olarak Liverpool da inşa edilmiş, gözalıcı kuleleri var. Bir dönem boş kalmış sonra 1996 yıllında tekrar açılmış ve bir üniversitenin öğrenci yurdu olmuş. Liverpool’un korunması gereken binalarından. Ekim 2020’de yeniden restore edilmeye başlanmış ve yine Radison RED olarak hizmet vereceğini okudum.

11-IMG_1104
Liverpool-North Western Hall

Işıkları aceleyle geçiyoruz. Bu bölgeye Cultural Quarter-Kültür mahallesi, bölgesi deniyor. Liverpool 18.yüzyılda geliştikçe ve zenginleştikçe çeşitli sanat gösterileri özellikle müzik etkinlikleri yapmaya başlayınca mekan ihtiyacı duyuluyor. İngiliz mimar Harvey Lonsdale Elmes’in kazandığı tasarımıyla mahkeme binasını da dahil ederek 1841 de yapımına başlamış. Yapı mimarın ölümünden 3 sene sonra 1854 yılında açılmış. Girişteki bahçe kapısı ikişer arslan heykeli ile tasarlanmış.

13-IMG_1106
Liverpool- St.George Hall

15-IMG_1113
Liverpool- St. George Hall

Aslanlı girişten geçince karşınıza üstü kabartmalı lahit gibi Bir anıt geliyor. İngilizlerin Cenotaph dedikleri I.Dünya savaşı ( 1914-1919) bu taşta 1919 yazıyordu gerçi ateşkes savaş bitmiş demektir 1918 olacaktı İngilizler ne düşünmüş bilemedim.🤷‍♀️ ve II. Dünya (1939-1945) savaşında kaybedilenleri anma yeri. Üstteki fotoğrafta ilk bölümde görülen Victoria’nın büyük aşkı kocası Albert’in yine at üzerinde heykeli vardı.

IMG_4745
Cenotaph-St. George Hall-Lİverpool

Elbette Kraliçe Viktoria’sız ve ilerde görülen dev sütun ( Dük Wellington anıtı veya Waterloo anıtı) üzerinde Dük Arthur Wellington’suz olmazdı. 👍

14-IMG_1107ak
St.George Hall-Liverpool

Bahçeyi sola doğru dönüyoruz burası William Brown Street. Liverpool’lu milletvekili William Brown’ın ölümünden sonra bu caddeye adı verilmiş.

16-IMG_1114
Liverpool-Walker Art Galeri- Country Sessions House

Bu güzel binaların soldaki Walker sanat galerisi 13. yüzyıldan kalmadır. Rönesans dönemi Rembrant, Rubens gibi ressamların seçkin tabloları ile ünlüdür. Sağdaki County Sessions House, 1882 yılında Victoria tarzı inşa edilmiş eski adliye binası.

Soldan devam edip binaların hemen arkasındaki bir hayli çok heykelin bulunduğu rengarenk çiçekli St. John’s Garden’de biraz soluklandık. Bu çalı ağacı çok güzel şekil almıştı.

IMG_1118
Liverpool- St. John’s Garden

Akşam yemek sonrası biraz da gecelere karışabiliriz diyerek dönüşe geçtik. Bu heykel de Liverpool doğumlu tüccar ve milletvekili, uzun yıllar maliye bakanlığı ve başkanlık yapmış bir zat-ı muhterem, William Gladstone.

19-IMG_1120
Liverpool-William Gladstone Statue – St. John’s Garden

Liverpool Radyo Kulesi. Kulede önceleri döner bir restoran varmış sonra gözlem evi olmuş, bizim Atakule gibi manzara müthiş olmalı.

21-IMG_1125
Radio City Tower-Liverpool

Liverpool’u sadece futbol ile tanımak şehre haksızlık, The Beatles’a dolayısıyla efsane 4’lüye- Ringo- George- Paul- John’a da ayıp olur diyor meşhur Mathew Street’e doğru yürüyoruz. Beatles’lar nam-ı diğer Fab Four’un canlı müzik yapıp şöhret oldukları yer Mathew sokaktaki The Cavern Club’tür. Radyo kulesinin hemen yan sokağından devam edip 48 Stanley Streetten yürüyoruz. Bir binanın duvarı dibinde, bir bankta başı eğik olarak betimlenmiş işçi kadın heykeline rast geldik. Başı eğik değil yanında açık olarak duran Liverpool gazetenin üstüne konmuş olan minik bir serçeye bakıyor.

22-IMG_1132
Liverpool- Eleanora Rigby- Stanley St.

Eveet bir hikaye yakaladım. ☺️

     Efendim Adı Eleanora Rigby. Beatles’lardan Paul McCartney, 1966 yılında Beatles’lerin yedinci Stüdyo albümü olan Revolver’in A yüzünde yer alan *Eleanor Rigby* şarkısına yürek burkan sözler yazıyor, -Kimsesizdi, yapayalnızdı diye ve tüm yalnızlara adıyor. Sonradan bir bakıyorlar ki, gerçekten Eleanor Rigby diye bir mezar taşı var ve St Peter kilisesinde ama bu kimsesiz değil ama işçi bir kadın. Paul şarkıyı ona yazmadım ama kilise ziyaretimde gördüğüm mezar taşından esinlenmiş olabilirim diye savunma yapıyor. En çok dinlenen şarkılarında 5. sırada. Merak edenlere şarkı burada. Ve tüm yalnızların simgesi olunca da bu heykeli Tommy Steel Liverpool halkına teşekkürlerle diye yaptırıyor. Bu heykel ve Eleanor’un mezarı Liverpool’a gelen tüm Beatles hayranlarının uğrak yeri oluyor.

Arkamı döndüm bu güzel İtalyan pasta salonu vardı.

23A-IMG_1130
Liverpool- Stanley Street

Hemen sağdan 31 Mathew sokağa gireceğiz. 

25-IMG_4759
Liverpool- 31 Mathew Street

Biraz ileride Beatles hediyelik eşya dükkanı vardı ama kapalıydı. Anlaşıldı artık her adımda Beatles’a ait birşeyler göreceğiz. Görüntü güzeldi.

23-IMG_1134
Liverpool- 31 Mathew St.

Sağa sola bakarak gidiyoruz, sokak bizim Kuşadası’ndaki barlar sokağına benziyor ama henüz millet çoşmamış. 😀 Her yerde Beatles’a ait birşeyler satan küçük dükkanlar var ama saat uygun değil yine hepsi kapanmışlar. Biz de olsa kesinlikle gece 24.00 kadar açıktır.

Hep derim ara sokaklar da güzeldir, ama bu kez girecek vakit yoktu. Photographer by @Önder Kaplan 👍 

26-IMG_4762
Liverpool-Rainford Gardens

Liverpool ile özdeş yerlerin işlendiği güzel bir Mural.

27-IMG_1137
Liverpool-Mathew Street

28-IMG_1136S
Liverpool- Teple Court

Beatles müzesi ne yazık ki, o da kapalıydı. Yan bina Rubber Soul+ Beatles bar’ın üst cephesi çok değişikti. Bu kadar Beatles diye anlatıp da ennnnn sevdiğim ve hala bilinen parçaları Hey Jude‘i dinlemeden gezmemek lazım. Yıl 1968 ve ben lise son sınıftayım düşünün. 😉 Buraya da Yesterday sevenleri alayım 😁

29-IMG_1139
Beatles Museum-Liverpool
30-IMG_1143
Beatles Müze yanı Rubber Soul- Beatles Bar

Sağa bak çek sola bak çek derken baktım bir kadın heykelin önünde bizim grup çekimde meğer The Cavern Club önüne gelmişiz bile benim gençliğimin efsane dörtlüsü The Beatles’ın yuvasına koştum yetiştim.

31-IMG_5197
Vertigo grup-4-Ağustos-2019 Liverpool Mathew st. Cavern Club

Önce heykel kimmiş bakalım; Cilla Black. Kadın dayanışması 😉💞

32-IMG_1146
Cilla Black-Cavern Club-Liverpool

     Asıl adı Priscilla Maria Veronica White İngiliz şarkıcı, televizyon sunucusu, oyuncu ve yazardı. 1960’lı yıllarda bir kadın şarkıcı olarak single çıkarması çok zorken o ilk single *You’re My World * ile hit olmuştu. Kaldı ki, Beatles’lar bir numara iken. 👍 👏 Dinlemek isteyen buraya  ben çok severdim. Heykeli ise oğulları, zamanında sahne aldığı ve hala aynı yerde duran orijinal Cavern Clup’ın girişine 2017 yılında diktirmişler. Hayırlı evlatlar. ❤️❤️

33-IMG_1147
Liverpool- Mathew Street

     Burası orijinal The Cavern Club girişiymiş. Club 1957 yılında açılmış Beatles ilk kez 1961 yılında sahneye çıkmış. 2-3 sene canlı performanstan sonra 1963 yılında Beatles dünyaca ünlü olunca kulübün şöhreti de Beatles’ın şöhretiyle beraber büyümüş. Kulüp bir dönem kapanmış sonra üç apartman öteye aşağıdaki foto, orijinaline yakın yeni bir kulüp inşa edilmiş.

34-IMG_4776
Liverpool-Mathew st. Cavern Club

Nasıl güzel bir sevgi.😍

35-IMG_1150

Sokak zaten dar kalabalıkta başlayınca fotoğraf çekmek benim makinayle hayli zor olmaya başladı. İlerledik solda Cavern Pub vardı iyi de her yer cavern burada, Ya pub ya Clup 😁😁 yanında da Wall Of Fame canlı müzik yeri, duvar tuğlaları silme isim doluydu. Bir köşesinde de John Lenon’un duvara yaslanmış etrafı seyreden heykeli var. Tam selfi köşesi boş bulup anca çekebildim.

36-IMG_1154
Liverpool-Mathew St.- John Lennon

Wall Of Fame’in her bir tuğlası, plağı hit olan ünlülerin isimlerine aitmiş ve Beatles 17 hit plakla öncüymüş. Kulübün açıldığı 1957 yılından 1973 yılına kadar orada sahne alan bin küsür sanatçının isimleri yazılıydı.

     Sokağın sonunda da Beatles ile özel tasarlanmış muazzam bir otel The Hard Days Night Hotel vardı. Revakların köşelerinin de her birinde Beatles dörtlüsünün heykelleri var ve yıllardır alt kattaki mağazada durmadan Beatles’ın müziklerini çalıp Plak ve hediyelik eşyalarını satarmış. Ben çekebildiğim en güzelini ekleyeyim John Lennon elinde gitarı ile ve günü bitirelim dedim.

37-IMG_1155
The Hard Days Night Hotel-Liverpool

Yarın sabah yine Liverpool’un en gezilesi, görülmeden kesinlikle dönülmeyesi Albert Rıhtımını gezeceğiz.☺️ Benden ayrılmayın artık sıkılmadan gezeceğinizi biliyor olmalısınız. Sevgiyle, sağlıkla, maskeli😷, mümkün olduğunca  mesafeli  kalınız 🤷‍♀️💞💞

BİRLEŞİK KRALLIK- Kuzey İrlanda- Belfast

Merhabalar; Dublin’e veda edip Dundalk otoyolundan 1.5 saatlik bir yolculukla geldiğimiz Britanya adasının ikinci ülkesi, Birleşik Krallığın en küçük 4. ülkesi -Kuzey İrlanda’da ve başkenti Belfast’ta yine birlikteyiz. Bu gezi uzun demiştim. ☺️

KUZEY İRLANDA

Birleşik Krallığa bağlı altı Kontluktan oluşan bir sisteme sahip (il diyebiliriz) Özerk bir ülke olan Kuzey İrlanda resmi olarak Birleşik Krallığın bayrağını kullanıyor. Ama ayrıca kullandıkları kendi bayrakları da var. İngiltere vizesi ile gidiliyor ve para birimi Sterlin’dir. Yine resmi olarak İngilizce ve yerel İrlandaca dili kullanılır. İrlanda ile fiziki bir sınırı yoktur. Sembol çiçeği yoncadır diyor rehberimiz Sinan Ercan’a kulak vererek geziye hatırlatma ile devam ediyorum.

Britanya’nın dolayısı ile İrlanda’nın ikiye ayrılmasını burada tekrar anlatmak daha anlamlı olacak üstelik bu yazı dizisi bitmedikçe VIII. Henry’e de rahat yok gibi. 😀 Zira İrlanda’nın ikiye ayrılmasının baş mimarı VIII. Henry’dir demiştik.

Hatırlayalım: Katolik olan VIII.Henry 20 yıllık evlilikten sonra “hala erkek evlat doğuramamış” karısı Aragornlu Catherine yine kız (Mary) doğurunca Catherine’den boşanıp, kendisine “erkek evlat sözü veren” Anne Boleyn ile evlenmek istedi. Katolik olduduğu için de Papa boşanmasına izin vermedi. O sırada Protestanlık yeni çıkmıştı. İleri gelenleri hemen Henry’nin aklını çelip bizde öyle şey yok istediğin kadar boşanır da evlenirsin de derler. Bunun üzerine VIII. Henry hemen Protestan olur ve Katolikliği yasaklar. Kendisini -İsa bana erkek evlat sözü verdi diye kandıran Anne Boleyn’le de evlenir. Ve Katoliklerle Protestanlar arasında düşmanlığa ilk tohumları atar.

VIII. Henry ölünce yerine geçen oğlu Edward, kısa süre de olsa kızı Mary din çatışmalarını devam ettirirler. Esas olaylar I. Elizabeth’le alevlendi. Önce İskoçlar Katolikliği bıraktılar sonra Galler. Ama İrlandalılar Protestan olmayı kabul etmediler. Elizabeth’ de baktı ki olmuyor Birleşik krallıktaki işsiz, çapulcu ne kadar Protestan varsa hepsini Britanya’ya yolladı. Bir de yasa çıkarıp İrlandalı soylu Katolikleri göçe zorladı, mallarına el koyup yeni gelenlere dağıttı. Kısaca 1500’lerin sonundan itibaren ayrışma başlamış oldu.🤷‍♀️

Mezhep değişimi ile başlayan sonrasında Katolik-Protestan savaşlarına kadar giden problemde İrlandalılar direndikçe İngilizler çok sert karşılık verdiler. Üstüne bir de I. Dünya savaşında kıtlık yaşanmış, açlıkla mücadele etmiş iyice bunalmış İrlandalılar isyan etmeye başladılar. 1. Dünya savaşından yenilgiyle çıkan İngilizlere karşı ilk isyanı 1916 Paskalya ayaklanmasıyla olmuştur. 1919’a gelindiğinde de çıkan olaylar sonrası hükümet; sınırlı bir özerklik verelim Güneyde Katolikler kendi parlamentolarını Kuzeyde de Protestanlar kendi Parlamentolarını açsınlar diyor. Neticede iki parlamentolu bir yapı oluşuyor. İki yıl ömrü olan bu yanlış karar sonrası 1922 de İrlandalılar bağımsızlıklarını kazanıyor ve Britanya, İrlanda ve Kuzey İrlanda diye ikiye ayrılıyor. Kuzey İrlanda da aynı isimle Birleşik Krallığa bağlı kalıyor.

Oysa amaç ayrışma değil İngilizleri tümüyle adadan atmaktı, bu nedenle 1920’lerden 1960’lara kadar arada 2. Dünya savaşı olduğundan bir şey yapılamıyor. 1960’larda artık İrlandalılar İRA’yı kuruyor (biz İrlanda Kurtuluş Örgütü diyorduk) kendi söylemleri ise *İrlanda Cumhuriyet Ordusu * terör eylemlerini kendine yöntem seçip 1966 da eyleme başlıyor. 😱

60’lardan 90’lı yıllara kadar süren İRA terörü yüzünden iki taraftan da binlerce insan  canından oldu. Çatışmaların en şiddetli olduğu 70’ler başında, Kuzey İrlanda’daki pek çok şehirde, Katolik ve Protestan mahalleleri arasına bir duvar örülmesine karar verildi. Ülkenin her tarafındaki şehir ve kasabalarda, toplam uzunluğu 35 km’yi bulan 50’den fazla Barış adını verdikleri duvar inşa edilmişti. Yani mahalle, mahalle ayrılmıştı kesintisiz değildi. Bu gözlerimiz Berlin’in *Utanç Duvarı*nı gördü kısmette Barış duvarını görmek de varmış.

Şimdi otobüsle geziyoruz demiştim önce katolik mahallesinden geçtik, camın etkisiyle güzel bir fotoğraf olamadı ama zaten buradaki duvar yazıları grafiti şeklindeydi. Protestan mahallesindekiler çok daha güzelmiş göreceğiz. 

1A-IMG_3779
Belfast- Katolik mahallesi

Nihayet Protestan mahallesine geldik. Solumuzda yıkık eski mahkeme binası hemen sağımızda da şimdi müze olan Crumlin yolu hapishanesi Crumlid Road var. 1896 yılında yapılmış. Kuzey İrlanda’da kalan tek Viktorya dönemi hapishanesidir. Otobüsten çektiğim fotoğraf bozuk olmuş inip çekme şansımız olmadı. Fotoğraf alıntıdır. 

1222
Kuzey İrlanda- Crumlid Road Gaol Müzesi

Mahkemede çok fazla katolik ve İra militanı yargılanıp hemen karşısındaki  bu hapishanede ya idam edilmişler ya da işkence görmüşler. Bu nedenle 1998 hayırlı Cuma anlaşmasında katoliklerin ilk talebi mahkeme binasının kapatılması olmuş.

1998 yılında en son Tony Blair’in büyük risk alarak İra’yı Hıristiyanların noel öncesi kutsal saydıkları cuma günü *Good Friday * anlaşma masasına oturttuğu İRA 2005’te silah bıraktı 2007’de de Kuzey İrlanda’da Katolikler ile Protestanlar arasında ortak bir hükümet kuruldu ,sonra siyasete yönelen İRA bugün Sinn Fein adında siyasi bir parti ile mecliste temsil ediliyor. Ama sorunlar hala devam ediyor.

Tüm bu kötü anıları hatırlatsa bile Barış Duvarı bugün Belfast’ın en önemli turistik noktalarından birisi olmuş durumda. Kuzey İrlandalıların büyük bir kısmı, duvarların tamamen kaldırılması için “henüz erken” diyormuş. Şimdilerde Brexit ile ilgili şöyle bir sıkıntı ortaya çıktı; Birleşik krallık AB’den çıkarsa Kuzey İrlanda ile İrlanda arasına sınır çekmek, gümrük kontrolü yapmak zorunda. Ama bu sefer de yine İRA meselesi yeniden canlanır iki ülke ayrılır endişesi taşıdığından şu anki durum her iki tarafı da mutlu ediyor. Yani arada sınır yok tek bir ülkeyiz havası. 🤨 Yazıya boğulduk ama anlatmadan da olmuyor işte  😁 artık fotoğraf paylaşayım.

2-IMG_0579
Belfast- Protestan mahallesi *Barış Duvarı *kapısı.

Fotoğrafların en güzel olduğu yer, Belfast’ın kuzey bölgesindeki Protestan caddesi Crumlin Road ile Katolik mahallesi Falls Road arasındaki kapıda. Bu gördüğümüz kapılar artık kapatılmıyor sürekli açık kalıyormuş.

3-IMG_0581
Belfast- Protestan mahallesi *Barış Duvarı *kapısı.

Duvarların arkası Katolik mahallesi. Bazı yerlerde üstte dikenli teller var. Akşam oldu mu Katoliklerle Protestanlar çatışmaya başlıyor. İşte bu duvar ve teller de bir engel teşkil ediyor. Ara, ara diğer mahallelerde de böyle kapılar var ve yıllardır akşam belli saatte kapanır, sabah da açılır. Kontrolu polis ve askerlerin elinde. – Geç kaldım aman n’olur evim şuracıkta yok asla geçit vermiyorlarmış (burayı ben ekledim biz de olsa böyle derdik diye 😉 )  yani evine gitmek istiyorsan tüm kuzey bölgesini dolaşman gerekir. Zor bir durum tabii acılar hala taze, hatta okullar bile ayrışmış durumda. Katolik ve protestan karışık okul göremezsiniz diyen Sinan Aydın rehberimizi dikkatlice izliyoruz. Mural’ların (duvar resmi) hepsi ayrı güzel.

4A-IMG_0582
Belfast- Protestan Mahallesi -Barış Duvarı

5-IMG_0590
Belfast- Protestan mahallesi *Barış Duvarı *

Biraz paylaşayım diğerlerini slayt olarak ekleyeyim görünüz. Bensiz de olmazdı.😇

IMG_3838
Belfast- Protestan mahallesi *Barış Duvarı *nda ben.

7-IMG_0596

Arada sarı taksiler çoğalınca öğrendik ki, burada bir rehberlik hizmeti başlamış. Bu rehberlik çatışma döneminde birebir çatışmayı yaşamış ve yaşadıklarını anlatan kişilerden oluşmuş. İRA yanlısı hüküm giymiş katolik eski hükümlü rehberler ya da UDA-Ulster eski hükümlüsü rehberler adım ,adım bombalanan, çatıştıkları evleri göstererek hapishane hayatlarını anlatarak gezdiriyorlarmış. Hepsi salıverildikten sonra topluma kazandırılma projesi neticesinde bu işi üstlenmişler. 👏👏

6-IMG_0592
Belfast- Protestan mahallesi *Barış Duvarı *

Bu da diğer bir ara kapı 4 metre anca vardı. Bu duvar resimlerinin hiçbirini İrlandalılar çizmemiştir. Kendi ülkelerinde haksızlığa uğradıklarını düşünen başka ülke mensubu kişiler çizmiştir. Olur da giderseniz ve boş yer bulursanız siz de çizebilirsiniz.😌

c-IMG_0586

Yukarıdaki mural neyi anlatıyor ben çıkaramadım bilen varsa yazsın sevinirim. Bizdeki ayrılıkçı gruba ait mural da vardı. Slayt hazır buyrunuz. ☺️

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tekrar otobüsümüze binip Belfast’ın en güzel tarihi yapısı olan Belediye sarayına gidiyoruz. Yolumuz yine Katolik mahallesinden geçiyor. Güzel bir mural daha gördük. Bu kez bir binaya yapılmış, gülen gözleriyle bize bakan Kuzey İrlanda için çok önemli birisi Boby Sands. 1981 yılında açlık grevinde öldüğünde henüz 27 yaşındaydı.

IMG_3850
Belfast- Katolik mahallesinde- Boby Sands muralı

Çok genç daha 18 yaş civarında kendince bağımsızlık mücadelesi verirken hapse girmiştir. Daha sonra hapisteyken milletvekili olmuş, İrlandalı Cumhuriyet mahkumları için konan özel statü hükümlerinin kaldırılmasını protesto etmek için başlatılan açlık grevinin lideri olmuş ve grev sırasında ölmüştür. Hayatı *The Hunter* açlık filmine de konu olmuştur. Altta da açlık grevine katılan diğer 10 kişinin duvar resmi var.

IMG_3848
Belfast- Katolik mahallesinden

Karakol binası önünden geçiyoruz bina hala o zamanlardaki gibi yüksek tellerle çevrili, hala güvensizlik devam ediyor. Buraları yerleşim yerleri idi şimdi şehir merkezine iniyoruz göreceksiniz ki, ayrışma sadece mahallelerde var. Alış-veriş merkezleri vs. de böyle şeyler göremezsiniz, herkes heryerde birlikte çalışıyor. Ama yine de kim nereyi işletiyor Katolik mi? Protestan mı? biliniyormuş. Kısaca herşey kötü bile olsa kendi ekonomisini yaratıyor. 😬

Şimdi yine geldik Britanya İmparatorluğunun Kraliçe Victoria’nın döneminde yapılmış olan etkileyici binalarından City Hall-Belediye Sarayına. 😇 Otobüsten çekim.

12-IMG_0661
Kuzey İrlanda-Belfast-City Hall-Belediye

Belfast Belediye Binası Victoria dönemi mimarisinin İrlanda’daki en etkileyici anıt binasıdır. Kraliçe Victoria döneminde başlanan yapı, Victoria’nın ölümünden çok sonra hizmete açılmış. Serbest zamanda gelip gezeceğiz ama ben şimdi işleyeceğim.

13-IMG_0621
Belfast- Şehir merkezi.

14-IMG_0665Bahçede pek çok önemli İrlandalı kişilerin heykelleri var. Önünde çiçeklerle Belfast yazılı heykelin tepesinde yine Kraliçe Victoria var. Bir elinde üstünde haç olan bir dünya diğer elinde de uzunca bir asa muhtemelen kanun benim diyordur. Bahçenin güzelliğini görüyorsunuz insanlar parkta yayılır gibi sere serpe uzanmışlar.

15-IMG_0619
Belfast-Belediye Binası-City Hall

Ülkenin 1963-74 yılları arasında efsaneleşmiş futbolcusu George Best’tir. Şöyle bir slogan var alttaki fotoğrafta reklamı var orada da yazıyor.  MARADONA-Good— PELE-Better—– GEORGE BEST.  Bahçenin yan tarafında yine bir anıt yeri hatırlayalım İngilizler ne diyordu *Cenotaph*. Evet aileler ziyaret ettikçe gelincik çiçeğinden yapılmış notların da iliştirildiği böyle çelenkler koyuyorlar, bunlara da anıt mezar anlamında Cenotaph deniyor.

16-IMG_0669
Belfast-Belediye Binası-Cenotaph

Yolcu yolunda gerek yolumuz Titanic Müzesine doğru. Titanic (Taytanik okunuyor☺️) Titan Yunan mitolojisinde geçen devlerdir. Titanic de titan gibi devasa anlamındadır. 1912 yılında imal edilen geminin batışının 100’üncü yılı anısına inşa edilmiş. Burası eski tersane. 2012’de bir gemi gövdesinin modernize edilmiş şekline benzetilerek gümüş renkli alüminyum panellerle kaplanan bu müze binası yapılmış. Titanic’in birebir yüksekliğindedir.

IMG_3927o
Belfast- Titanic Müzesi

RMS Titanic, Belfast’ta ki White Star Line şirketine ait bu tersanede Harland- Wolff’ta yapıldı. 1912 yılında suya indirildiğinde “Bu gemiyi Tanrı bile batıramaz” demişlerdi, oysa Southampton limanından kalkıp New York’a gitmek üzere olan Titanic suya indirildikten sadece 4 gün sonra Kuzey Atlantik Okyanusunda, Kanada açıklarında Newfoundland’da buzdağına çarparak 2 saat 40 dk. içinde battı! 1,514 kişi hayatını kaybetti. Demek ki; Büyüklerimiz büyük lokma ye, büyük konuşma diye boşuna dememişler. 🤔 Filmini de izlemeyen yoktur sanırım. Kate Winslet ve Leonardo Di Caprio’nun, özellikle genç Caprio’nun meşhur olduğu Kate ile geminin burnunda rüzgara karşı durma sahneleri müthişti. Batığı da tam 70 yıl sonra bulundu.

18-IMG_3935
Belfast-Titanic Müzesi

Bu çok katlı müzeye giriş çok para (20 pound gibi) ve vakit istiyordu. Malum kişisel gezmeyince gruba uymak zorundayız ayrıca İskoçya- Glasgow’a gitmek için feribota  yetişmek durumundayız. Evet Titanic müzeyi gezmek için bilet alanlar gemiye biner gibi zamanın bavullarını ellerine alıp anı fotoğrafı çektiriyorlardı.

17-IMG_0599
Belfast-Titanic Müze girişi

Titanic ile ilgili iki şehir efsanesini Sinan rehberim maşallah derya gibi anlatıyor. Şimdi birincisini Katolikler uydurmuş. Şirket ucuz olsun diye Protestan işçi kullandı. E  tabii Protestanlar dinsizdir -Tanrı bile batıramaz demişlerdi işte gördünüz battı.

İkincisini de Protestanlar uydurmuş. Geminin altı haneli numarası denize yansıdığında tersten okunuşu- no papa- Papa yoktur diye okunuyormuş. Bunu da aşırı Protestan işçiler özellikle uydurmuşlar ki papaya hakaret anlamına geliyor. İşte bu nedenle gemi lanetliydi battı. Şehir efsanesi bu yönde bende anlatan da masumuz. 😌

Hediyelik eşya bölümüne şöyle bir girip her zamanki gibi magnetlerimizi alıp çıktık.

19-IMG_0600
Belfast-Titanic store

Otobüse bindik hemen çıkışta bir vapur gördük. SS Nomadic 1911 yılında yapılmış ve White Star Line serinden geriye kalan tek gemi. Vapur dedim zira Titanic ve diğer gemilere yolcu ve kargo taşımak üzere yapılmış. White Star Line şirketinin genel müdürlüğü Liverpool’dadır. Oradaki denizcilik müzesini gezeceğiz. Anlatırım.💃💃💃

20-IMG_0604
Belfast-SS Normadic yolcu vapuru

Stormont bölgesinde olduğu için genelde bu adla anılan Parlamento binalarını görmeye gidiyoruz. Çok güzel yemyeşil hayli büyük bir arazide yapılmış. Resmi olarak 1932 yılında açılmış. 1922 yılında burada bir parlamento yoktu İrlandayı Londra yönetiyordu. Hatırlayalım: Olaylar çoğalıp bağımsızlık ortaya çıkınca Galli Başbakan David Lloyd George burada bir parlamento açalım İrlandalılar kendilerini idare etsinler deyip iki parlamento açar. Biri Dublin’deydi biri de burada. Kral V. George zamanında parlamento City Hall belediye binası içinde toplanırdı. Ayrışma olup Güneyde inşa edilen parlamento Katolik parlamentosu diye algılanınca Kuzey İrlanda da Stormont House diye anılan bu yerdeki taş binayı yıkıp yerine bu güzel yeni parlamento binasını inşa ettiler. 65 sandalyeli mecliste 4 yılda bir seçim yapılıyor. Dolayısıyla iç işlerinde bağımsız dış işlerinde Londra’ya bağımlı olarak görev yapıyorlar.

IMG_0611
Belfast-Stormont House- Meclis Binası

Bulunduğu konum, mimari yapısı ve bahçe düzenlemesiyle harika bir yer. Binanın mimari yapısı da çok enteresan. Bina 6 katlı, yaklaşık 30 m.yüksekliğinde tapınak vari cepheli, genişliği 365 adım. Yani yılın her bir günü için bir adım hesaplanarak cephe oluşturulmuş bu da 109 metreye denk geliyor. Altı katlı binadaki koridorların uzunluğu da bir kilometre. At koştur yani. 🤓 Burası aynı zamanda halkın rahatça gezip spor vs. etkinlik yaptıkları harika bir alan. 1972 yılında olaylar çoğaldığında Londra meclisi kapattı ve bütün yönetimi üstüne aldı. 30 yıl süren İRA olayları bitiminde ayrışma olunca 1998 yılında Good Friday- Hayırlı Cuma Antlaşmasıyla Kuzey İrlanda Parlamentosu yeniden açıldı.

IMG_0616
Belfast-Stormont-Sir Edward Henry Carson

Yukardaki heykel Sir Edward Henry Carson’a ait. İrlandalı sendika başkanı, avukat ve yargıçlık yapmış Dublin doğumludur. Otobüsle dönüşe geçtik Parkın kapısı çok güzeldi.

IMG_3988
Belfast-Southmont House girişi

Evet artık Belfast merkezde kaybolma zamanı. Haydi gidelim. Hemen çıkışta bu dev vitray pencere karşımıza çıktı herkes selfie çektiriyordu. Elbette 😉 meraklısı çoktu. Neymiş; GOT diyorlar 🤣 yani İrlanda’nın turizmine çok büyük kazanç kapısı Game of Thrones. Evet dizinin bir çok bölümü burada çekilmiş.

24-IMG_0625

Toplam 6 tane olan bu Vitray camların ilki. Tüm vitraylar el yapımı olup sanatçı Debra Wenlock tarafından da boyanmış. Çekim ve prodüksiyonu 10 yıl sürmüş. Bu fotoğraftaki pencere Jon Snow ve kız kardeşleri Sansa ve Arya Stark’ı tasvir ediyor ve Hugh Russell’ın fotoğrafıymış mış diyorum çünkü bu konuda fransızım. 🙄 Belli bir özelliği var tabii 8. serinin sonunda yeni bir Game of Thrones yolu oluşacak. En son büyük bölümünün yapıldığı Titanic stüdyo önündeki cam vitraya götürecekmiş. Özellikle dizi severler selfie çektirsin diye büyük tasarlanmış. Benim diziyi izlemişliğim yok, Titanic önündeki vitray pencereyi bu sebeple görmemiş es geçmişim. 🤨 Evet dolaşmaya devam.

31-IMG_0640Kırmızı tuğlalı tüm yapılar Victoria dönemine aittir. Önce bir market arayışında yine Tescoyu bulduk inanamadım sanki saray, benim tavana hayranlıkla baktığımı gören Önder fırsatı kaçırmamış. Ben de bu kubbeyi kadraja nasıl sığdırırım millet bana bakıyor derken çektim ama tam olmadı.26-IMG_4038Çok güzel ama… Millet beni seyrederken tam ortalayamadım. Giden olursa daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim. En ucuz market hazır pişmiş sıcak tavuk da vardı. 😋27-IMG_0627

Güzel bir duvar pano’su bu kez bir bina girişiydi.29-IMG_0639CRBelfast zaten küçük bir şehir yine marka dükkanların alış-veriş için herşeyin olduğu yerdeyiz yani City Hall- Belediye binasının olduğu cadde ama burası The Cathedral Quarter diye geçiyor. Alt sokak üst cadde hepsi gez gez çabucak bitiyor. 🤩  Her ne kadar U2 ‘nin yerini tutamasalarda benim dönemimin Karayipli gençler grubu Boney M. Belfast parçasını çok güzel söylüyorlar, siz en iyisi bana inanıp gezerken bir yandan da Boney M.’in Belfast şarkısını dinleyin keyif alın.💃💃💃

25-IMG_0626Müzik heryerde olmalı. Burada da romantik bir parça istersen Kuzey İrlandalı harika şarkıcı  Van Morrison’dan *Have I Told You Lately* Sana son zamanlarda seni sevdiğimi söyledim mi?

28-IMG_0656

Ve bu fotoğrafa bile uyar. Prens Alberth Saat kulesi; Victoria’nın ölümsüz büyük aşkı kocası Albert’in anısını yaşatmak için yaptırmış.

35-IMG_0652

Önünde de Albert’in heykeli vardır. Yine benim geniş açı lensimin marifeti sandığım kule aslında sağa doğru eğikmiş. 😁 Bataklık bir zemin olduğu için eğilmiş. Daha çok yatarsa kurtarma projesi geliştireceklermiş. Sokak aralarını severim karşıma neler çıkar  bilemeden eşimle beraber dolaşırız, yani kaybolmak zevklidir.

33-IMG_0646

32-IMG_0644

Renkler güzel, insanlar sıcak kanlı, sokakları cıvıl, cıvıldı Belfast’ın.

35-IMG_4061

Yolumuz Victoria Square’e çıktı. Bu gençler ateş yakıp sanırım sopayı çevireceklerdi bekleyemedik zaman daraldı.

34-IMG_0655.jpg-victoria meydanı

Buluşma yerimiz yine Belediye binası City Hall’a doğru gidiyoruz.

30-IMG_0648

 

Karşımıza bu güzel araç çıktı. Bilin bakalım motorlu mu? Hadi merakta bırakmayayım. Grup olarak biniyorsunuz ve başlıyorsunuz pedalları çevirmeye ha gayret bacaklara kuvvet. 😁 Nasıl? güzel fikir bence.😍

36-IMG_0634

City Hall’ın bahçedeki heykellerin haricinde dışında da Sir Frederick Temple’ın heykelli anıtı var. 1800’lerin ikinci yarısında Britanya İmparatorluğu’nun en önemli diplomatlarından birisidir.  Sir Temple; St. Petersburg, Roma, Paris, İstanbul gibi Avrupa’nın en önemli şehirlerinde elçilik, Kanada ve Hindistan’da da Genel Valilik yapmış, Kraliçe’nin cok güvendiği bir yöneticidir. Fotoğrafını gördüğünüz anıtın solunda Hindistan’ı temsil eden sarıklı bir erkek, sağında elinde silahlı tutan ise Kanada’yı temsil ediyor. Heykelin kaidesinde ise Sir Temple’ın görev yaptığı 3 yerin adı yazıyordu; Burma, Konstantinople (İstanbul) ve Egypt.

37-IMG_0674

Bir yazının daha sonuna geldik. Birlikte güzel ve keyifle gezdiğimizi umuyorum. Bu kez bir güzel yakaladım onunla veda ediyorum. 😉 Sevgiyle kalın. Sırada İskoçya var.😍😍

38-IMG_0621b