BİRLEŞİK KRALLIK- İSKOÇYA- Glasgow

İSKOÇYA

İskoçya büyük bir hevesle gezerek gaydalı, kiltli harika fotoğraflar çekmeyi hayal ettiğim bir ülke. Bizim Karadeniz’imizin tulumu gibi her yerde gayda çalan görürüm umarım diyor yola revan oluyoruz. Bakalım göreceğiz. Belfast limanından feribotla başlayan yolculuğumuz harika manzara eşliğinde çok güzel geçiyor.

1-img_4069-1

Yolculuğumuz, 2,5 saat sonra İskoçya’nın en güney batısında çok geniş bir körfezde yer alan Caırnryan limanında son buldu.

Büyük Britanya’yı oluşturan dört ülke var demiştik ve dördüncüsü olan İskoçya’ya da adım atmış olduk. Otobüsten inmeden, pasaportlar toplandı ama hemen geri geldi. Yine ortada olmayan gümrükten de geçtik 😉 Kuzey İrlanda’dan geliyoruz olsun o kadar yani…

Glasgow’a 1 saat 40 dk ‘lık mesafedeyiz. Yol üstünde Ayr kasabası var oraya kadar olan manzara harikadır, deniz kenarından geçeceğimiz için de İskoçyanın sahil kasabalarını görmüş olacaksınız diyen rehberimiz Sinan Aydın’dan ön bilgileri almaya başlıyoruz. Scotland yani skoçların adası toprağı, 80 bin km karelik bir alanı kapsar. Çoğu balıkçılıkla geçinen kasabalardan inişli çıkışlı ormanlardan, vadilerden geçecek olsak da bu bölge İskoçyanın kuzeydeki highland denilen yüksek dağlık bölgesi değil lowland yani alçak -düz kırsal bölgesidir.

Şu anda lowland’in en güzey kısmındayız. Girvan diye bir yerleşim yerinden geçiyoruz. Evler çok güzel. Birbirinin aynı ve hepsi de kırmızı tuğladan yapılmış. Ne anlayacaktık?-Victoria dönemi mimarisi 👍

3-IMG_4128

Gerçekten çok güzel yerlerden geçiyoruz yine güzel bir panoya denk geldim sanırım bir balıkçı dükkanı…

4-IMG_4134

Gezimiz lowland ile sınırlı ama esas hayalini kurduğunuz belgesellerde muhteşem doğasını seyrettiğiniz İskoçya highland yani kuzeyde imiş. Maalesef hiçbir tur acentesinin programında kuzey yer almıyor, çünkü turun en az 3 gün daha uzaması gerekir ki, o zaman da hayli maliyetli oluyor. Neyse bilgilere dönelim.

Ülkede toplam 7 tane şehir vardır başkenti Edinburg’dur. Burada da yine idari şekil farklıdır. Kontluklar vardır. Yani her kasaba bir şehire bağlı değil, kontluğa bağlıdır. Para birimi Paund Sterling’dir. Galliç dedikleri kendi İskoç dilleri vardır ama bugün kullanan çok azdır. 

Birleşik krallıkta 40 bin göl vardır bunun da 32 bini İskoçya’dadır. Birçoğuna da biz göl demeyiz küçücüktür. Ada olayı da aynıdır küçücük bir sürü 790 tane adası vardır ama sadece 52-53 tanesinde yerleşim vardır. İskoçya’nın tamamında nüfus 8 milyon iken tüm dünyada yaşayan İskoçyalı sayısı 50 milyon civarındadır. Hatırlayın 1800’lü yıllarda mezhep çatışmasından kaçıp Amerikaya, başka ülkelere göç etmişlerdi.  İrlandalılar gibi Skotish root denen İskoç kökenli Amerikalı da hayli çoktur. Hatta filmlerde görmüşsünüzdür cenaze merasimlerinde gayda falan çalınır hep bu nedenledir. Hep deriz ya Amerika country müziğinin kökeni İrlanda’nındır, resmi törenlerde kullanılan enstrüman da İskoç’ların gaydasıdır.

Eveet insan nüfusunun 8 milyon olduğu İskoçyada hayvan nüfusu ise 10 milyon civarındaymış. Yani İskoçya tam bir et, yün ve viski ülkesi halk geçimini onlardan sağlar. Koyunlar, evet her taraf koyun dolu maşallah. Yol boyunca manzara hiç değişmedi.

5-IMG_4115

    Ama ülkenin ekonomisinin en önemli gelir kaynağı; kuzey denizinde 1960-70 li yıllarda buldukları petrol yataklarından çıkardıkları petroldür. Tabi turizmi unutmamak gerekir. Maybole yerleşim yerinden geçiyoruz şato gibi yapı gözüme takıldı.                                                                                                                                                                                                                                                                               

6-IMG_4151-Maybole

İskoçların önemli sembollerinden biri deve dikeni-thistle-dir, diğeri etek-skirt-dir.  Aman sakın bir İskoç erkeğine neden etek giyiyorsun demeyin. Onlar Kilt giyerler, skirt’i yani eteği kadınlar giyer. Çok bilinen bir laf var; gerçek aşk aynı Kilt’i giymektir. Ve yine iskoçyalılık demek ekose demektir. Bizim zamanımızda ekose pileli etekler çok modaydı tabii mini etek zamanı bayılarak giyerdik. Ekose yün çoraplar, diz üstü battaniyeler hala revaçta. Ekose, Fransızca İskoç demekmiş dilimize de pek çok fransızca kelime gibi bu şekilde girmiş. Aslında İskoçlar bizim ekose dediğimiz kumaşa tartan derler. Ekose eski dönemde klan sembolü olduğundan 100’e yakın çeşidi vardır ve giydiğiniz ekose çeşidine göre hangi klandan olduğunuz bellidir. Şimdi pek bilinmiyor ama kartpostallarda ve anahtarlıklıklarda yaşatılıyor.

Aklımızı ev kiralarıyla bozmuşuz gibi nedense hemen ev kiralarını soruyoruz. Herşeyimiz para oldu ya. 🤭 Kasabalarda 3+1 evlerin kirası 800 Paund’muş hımm ucuz yani. 🤔

İskoçya golf sporunun anavatanıdır desek yanlış olmaz. Hemen hemen her kasabada bir golf sahası vardır. Viski üretimi ile de bilinir. Viski beş farklı bölgede çıkar dolayısıyla isli, meyve aromalı vs gibi lezzetleri de farklıdır. Viski İskoç lehçesinde * hayat suyu * anlamına gelir. Single Malt en kalite İskoç viskisidir ve İskoç sınırları dahilinde üretilip en az 8 yıl da meşe fıçıda bekletilmelidir. İskoçlar bu konuyu çok önemser yasa bile çıkartmışlardır. 1830 yılına kadar dünyada bilinmiyor sadece İrlandalılar ve İskoçlar tarafından üretilip içiliyordu. Çok sert bir içki idi bakır imbiklerde geleneksel tarzda üretildiği için de pahalıya mal oluyordu. 1831 yılına gelindiğinde adı Alainas Coffe olan bir İskoç üretici bugün bilinen sürekli damıtım imbiğini buluyor. Ve bu sistemle çok daha hızlı, daha rafine ve çok daha fazla üretim yapılabiliyor. Neticede 1850’den itibaren de tüm dünyaca tanınır oluyor.

 Viski adının ilk bilinen kayıtlı tarihi 1480’dir. İrlandada John Koor diye bir papaz –öldüğümde ardımdan en çok ağlayanlara viski yapılıp dağıtılsın demiş ve ardında 400 kg tahıl parası miras bırakmış. 🤭🤩 Neyse…. Bizim van gölü canavarı gibi yöre halkının Nessie adını verdiği efsanevi canavarıyla ünlü, 5 tane nehirle beslenen gölleri var Loch Ness. 

Bu arada Glasgow’a da geldik. Saat 20:22 inanmazsanız bakın. Kısa bir panoramik şehir turu yapıyoruz.

7-IMG_4161Glaskow

                 GLASGOW

                Glasgow İskoçyanın en büyük, Birleşik Krallığın da üçüncü büyük ve hareketli şehridir. Buna rağmen nüfusu 600 bin civarındadır.  Ortasından şehri ikiye bölen Clyde nehri geçer.. Sonra batıya doğru akarak greenock’tan geniş bir haliç yaparak denize dökülür. Haliç çevresinde de tersaneler vardır dolayısıyla Glasgow 1850 lerden beri gemi üretiminde ve sanayide hayli ileri durumdadır. İngilizceleri hayli ağdalıdır ve anlaması zordur. Eski Victoria dönemi binaları aynen duruyor ve yeni tip çok katlı yüksek binalar da yapılıyor. Merkeze gidiyoruz. Turistik bir şehir değil ama çok güzel bir meydanı var George meydanı burada ineceğiz.

8-IMG_4183

Victoria döneminde Kral George için düzenlenmiş bugünkü şeklini almıştır. 12 civarında çok güzel heykeli var. Aynı zamanda Britanyanın da en etkileyici Belediye binası da buradadır.

11-IMG_0679
Glasgow- George Square-city Chambers

Evet burada otobüsten indik gerçekten çok görkemli bir meydan ve belediye binası. Önünde de yine 1. Dünya savaşında ölen İskoçyalılar için yapılan anıt mezar- daha önceki yazımda anlatmıştım merak edenler bakınız Cenotaph. 

Meydanın ortasında yüksek bir sütun var üstünde de İskoçların manevi babası, ulusal lideri Sir Walter Scott’un heykeli var.

9-IMG_4185
Glasgow-George Square-Sir Wolter Scot monument

Kısa bir yürüyüş yapalım sonra ayrılırız dedik. Gueen Street caddesinden geçerken güzel bir bina ve önünde atlı bir heykel vardı.

12-IMG_0680
Glasgow- Gallery of Modern Art- Wellington monument

Atlı heykel; Napolyon’un yayılmacı politikasına son vermiş İngiltere’nin 1800′ lerde dünyanın süper gücü olmasına çok fazla katkısı olan İngiliz orduları komutanı, Waterloo Kahramanı Sör Arthur Wellesley- Dük of Wellington’a aittir. Wellington‘u daha önceki yazıma göz atarsanız çok güzel anlatmıştım. Burada heykelin tepesinde neden trafik kukaları var anlatalım. Ülke genelinde 30’dan fazla heykeli olan Wellington’un en çok bu heykeli ciddiyeten uzak, hatta çok da komiktir.

Tamam hikayesi geliyor: Bir grup genç, gece eğlence dönüşü içkili kafayla heykele tırmanır ve trafikte kullanılan barikat kukalarından birkaç tanesini heykele takar. Ertesi günü durumu fark eden belediye hemen kukaları kaldırsa da ilerleyen günlerde olay 1-2-3 gün defalarca sürer gider. Derken durum ulusal basına yansır ve olay “ciddi” bir mücadeleye dönüşür. Belediye böyle rezalet olmaz saygı nerede kaldı? dese de, meclis komisyonda bir karar alarak Sir Arthur Wellesley’in başındaki kukanın şehir kültürünün önemli bir parçası olduğunu kabul eder. Gençlik her zaman kazanır… 💃💃💃   Çok kısa bir süre içerisinde de “başı trafik kukalı Wellington Dükü” Glasgow’un yeni şehir sembolü haline geldiği gibi hemen önünde bulunduğu Modern Sanat Galerisi’nin de açık havada sergilediği bir çeşit “modern sanat eserine” dönüşür. Hakikaten de öyle bakınız. Sanat galerisine girerseniz de hediyelik eşyalar kısmında heykelin kukalı anahtarlık, magnet vs. bulabilirsiniz.

12A-IMG_0733
Glasgow- Modern sanat galerisi

Modern Sanat Galerisi 1778 yılında köle ticareti yapan Lord Lainshaw William’ın evi olarak yapılmış. Sonraki yıllarda farklı şekillerde de kullanılmış ve 1996 yılında da sanat galerisi olarak faaliyet göstermiş. Galerinin hemen solundan Royal Exchange  Square’den geçtik.

13-IMG_0683
Glasgow-Royal Exchange Square

Bir hayli çok eski, çoğu Singer marka dikiş makinaları ile dekore edilmiş bir mağazaya denk geldik. Öyle böyle değil inanılmaz miktarda dikiş makinası iki cephe vitrini kaplamıştı. Türk marka dikiş makinaları çoğunluktaydı şaşırdım. Mesela yine okuyabildiklerim eskilerden Zetina, Numan, Omega, Santral, Alemdar, Elmas vs. Rehberimiz Sinan Aydın  kendisi zaten Londra’da yaşıyor 1300 sayabilmiş en az 1500 tane vardı dedi.

14-IMG_0688

Buradan sola dönüp ileri doğru gidiyoruz nihayet Buchanan Street’teyiz. Yaya trafiğine kapalı alış-veriş caddesi. Ne gam zaten saat 21.00 olmuş mağazalar kapanmış. Ben fotoğraf peşindeyim. 💃💃💃

15-IMG_0691
Glasgow- Buchanan Street

Çok güzel Victoria dönemi binalar, birini ferforje Tavuskuşu ile süslemişler.

16-IMG_0693

Her zamanki gibi ara sokakları arşınladık. Hayır kaybolma ihtimali çok düşük bir şehir. 😀  Ara sokaklar hep bir şeyleri saklar derim ben işte güzel bir bar girişi yakaladım. 

Glasgow’un gece hayatı çok hareketliymiş. George meydanında da müzisyenler vardı. Buluşma yeri olan George meydanına doğru gidelim bakalım daha neler görürüz.

Arygle caddesine çıkmışız hayli kalabalık yine tam bir alış-veriş mekanı. Bu caddede de ünlü butikler özellikle Argyle Arcade İskoçyanın en büyük ve ünlü kuyumcularının olduğu merkezmiş.

19-IMG_0706
Argyle Street

İlerledikçe Merchant City bölgesine geliyorsunuz. Burası da tasarım butiklerin, yıldızlı gurme şefleri olan lüks lokantaların, özel barların bulunduğu kültürel bir mekan. Çok eskiden pazar yeriymiş. Glasgow Croos denen dörtyol ağzı-üçyol ağzı neyse benim dediğim olsun çoklu köşe ağzı. 😂😂😂

IMG_0707A
Glasgow-Merchant City-Trongate Steeple

Merchant City (Tüccarlar meydanı) bölgesinde iki tane saat kulesi vardı, biri  üstteki çanlı kule Trongate Steeple. Diğeri Alttaki Tolboot saat kulesi. Bu kule ilk kez 1600’lü yıllarda yapılmış yedi katlı. Tolbooth 1921’de yıkılmış sadece görünen bu kısmı kalmış. Eskiden Tolbooth şehire girişte bulunur, kim geldi kim gitti çetelesi tutulur gerekirse gelenlerin vergisi burada alınırdı.

IMG_4279
Glasgow-Tolboot stemple

Bu bölge daha önce pazar yeriymiş ya da ticaretin en yoğun olduğu yer, tüccarlar gelir mallarını burada tanıtır ve satarlar bir kontratlarını burada imzalarlardı. Kulenin önündeki üzerinde İskoçyanın sembolu olan unicorn -tek boynuzlu at var. Böyle yapıya Haç deniyor. Zamanında her pazar yerinde olan günlük bildirilerin okunduğu bir platform da denebilir.

Fotoğrafta görünen çocuk heykeli zamanında İstanbul sokaklarını da süsleyen inek heykelleri gibi etkinlik bildirisi için konmuş. Herhangi bir vakıf veya bir yardım kuruluşuna para toplamak amaçlı. Ara ara şekli de değişiyormuş. Geçen aylarda horoz heykeli varmış.

20-IMG_0713
Glasgow

İngram denen caddede bu güzel yapıya rastladık. Üstünde Savings Bank (vaktiyle merkez bankası olmuş olabilir) yazsa da lüks bir mağazaydı.

21-IMG_0720
Glasgow-Ingram Street-JIGSAW mağazası

Köşedeki bu bina da 19.yy’dan kalma lüks bir restoranmış uzaktan kilise sandım. Vaktiyle doğumevi olarak yapılmış. 😀 Bu arada caddenin adı John Street oldu. 🙄

22-IMG_0724
Hutchesons Restoran

Buluşma yerimize doğru gidiyoruz. Bu güzel kemerli kapılardan geçince güzel restoranlara geliyorsunuz zaten City Chambers’in arkası.

23-IMG_0725
Glasgow- John Street
24-IMG_0726
Glasgow-John Street

Yavaştan hava da kararmaya başladı. 

26-IMG_0734
Glasgow-Queen Street

 

27-IMG_0728
Glasgow-George Square

Bugünlük bu kadar diyor otele dönüyoruz. Otel çok güzeldi ve ertesi sabah (03-Ağustos-2019) Glasgow’un iki önemli merkezinin de otele yakın olduğunu gördüysek de gezemedik. Yolumuz Halk sarayına doğru. Önce hemen önümüzde bir sürpriz vardı. Adı Mezze evet mezeleri ile ün yapmış  halis muhlis Türk restoran&bar. 

28-IMG_0751
Glasgow-Mezze Restaurant&Bar

Hemen karşıda görünen ilk metal yapı, üçgenimsi olan Glasgow’un Armadillosu deniyor. Armadillo karıncayiyen’e benzeyen böyle üstü kabuk, kabuk bir hayvandır, düşman gördüğü zaman korunmak için tostoparlak olur.Bu yapıda ona benzediği için Glasgow’un Armadillosu diyorlar. Büyük konserlerin olduğu 3000 kişilik etkinlik salonu. Milenyum da Dünyanın heryerinde köprüler vs’ler yapıldı ya, işte bu salon da  2000 yılında şehrin sembol bir binası olarak yapılıp açılmış. İskoçya’nın *yetenek sizsiniz* yarışması burada çekilmiş.

29-IMG_0745
Glasgow-Armadillo– The SSE Hydro ARENA

Yanındaki yuvarlak bina da 2013 yılında yapılan çok amaçlı Arena, biz de de var gitmedim ama torunuma giderken yolda dikkatimi çeken İstanbul’da  Volkswagen Arena gibi. 2013 yılında ilk kez açılışı Rod Stewart konseri ile olmuş.

Yolumuz hemen yakında Halk Sarayına doğru bir yapıya gidiyoruz. Gösterişli olduğu için saray deniyor, saray değil elbette ama madem kontlar vs. sarayda yaşıyor halk da saraylara layıktır bu da halkın sarayı olsun diyor sembolik bu binayı yapıyorlar. Kısaca 1898 de Kraliçe Victoria döneminde yapılmış sanayi devrimi ile zenginleşen Glasgow’un halkına sunduğu yapılardan biri. Boş zaman geçirme binası gibi -çay kahve içer arkadaki güzel bahçede dolaşırlarmış. Genelde orta tabakanın rağbet ettiği bir yer.

IMG_0767
Glasgow- People’s Palace

Çok güzel kırmızı taştan yapılmış bir de fıskiyeli, havuzlu çeşme var. Üstünde de olmazsa olmazları Kraliçe Victoria’nın heykeli. 🤷‍♀️ Altında melekleri, bir altında koruyucuları heykelin en altında da dört yöne bakan dört kompozisyon var. Kraliçe Victoria’nın dünyadaki topraklarını ifade ediyor. Işık güzel olunca fotoğraf da güzel oluyor. 😍😍😍

IMG_0763
Glasgow- People’s Palace-Victoria çeşmesi

Üstteki fotoğrafın yönüne göre yazıyorum; görünen Avustralya, sol yanında Amerika, sağ yanına da Güney Afrika, tam arkasında da Hindistanlı kadın-erkek ve o ülkenin yerel özellikleri sembolize edilmiş. Alttaki fotoğrafta daha iyi görünecek. Çoook beğendim.

IMG_0757
Glasgow- People’s Palace-Victoria çeşmesi

İskoya’nın sembolik değeri yüksek yapılarından biridir. Heryerde olduğu gibi Glasgow’da da bir Trafalgar-Nelson dikilitaşı var. 1806 yılında Trafalgar kahramanı Koramiral Horatio Nelson onuruna, ölümünden iki yıl sonra dikilmiştir.

IMG_0768
Glasgow- Trafalgar Obelisk- People’s Palace

Bir yazının daha sonuna geldik sayılır. Ama  her ne kadar biz hanımları cezbetmese de Glasgow denince futboldan konuşmadan geçilmez. Evet hepimiz (erkekler hariç) hiç olmadı Glasgow Rangers-Celtics  adını duymuşuzdur. 120 yıldır İskoç ligi var ve 120 yıldır da İskoçlar bu ezeli rekabeti izliyor ve taraf tutuyorlar. Kim kazanıyor derseniz Rangers yani protestanlar bir adım önde. Evet anladınız! Celtics ise katolik.

Neyse bir de, bizde ve dünyada izlenen Mel Gibson’un Braveheart filmiyle tanınan( Gibson’ın hem oynayıp hem de yönettiği ve 5 dalda Oscar almış filmdir) bir de ulusal kahramanları vardır William Wallace. Filmde 1200’lü yılların sonlarına doğru yaşamış İskoçlu bir soylu veya kabile reisinin oğluydu. Anne-baba katledilince amcasının yanında Fransa’da büyüdü sonra da geri döndü şeklinde işlenmişti. İngilizlerin İskoçyayı işgali sırasında ve işgal ettikleri dönemde yaşamış bir isim. Toplumun lideri haline gelirse de soylular değil alt tabaka destekliyor. Zira *uzunbacaklı dedikleri* Edward’dan çok korkuyorlar. Daha önce anlatmıştım hatırlayalım İngilizlerin protestanlaştırma eziyetlerine katlanamayıp ilk önce İskoçlar protestan olmuştu. İngilizlerle Sitirling köprüsünde yaptıkları savaştan (2300 İskoçlu asker 10 bin İngiliz askerine karşı) galip çıkarlar. Ve William halk kahramanı olur, savaş da; Stirling köprüsü savaşı diye tarihe geçer.

Evet bir yazının da bu kez sonuna geldik. Glasgow benim İskoç hayallerime hiç uymasa da , şüphesiz tarihi binaları ile ilgimi çekti. Özellikle gidilesi bir yer mi? Gezin kararı siz verin. Renkler ve zevkler tartışılmaz. Bir güzele denk gelemedim affola. Sizde bu fotoğrafa bakarak bir hayır işleyin bari. 💃💃💃 Sevgiyle kalın. 💞💞💞

25-IMG_4224

 

BİRLEŞİK KRALLIK- Kuzey İrlanda- Belfast

Merhabalar; Dublin’e veda edip Dundalk otoyolundan 1.5 saatlik bir yolculukla geldiğimiz Britanya adasının ikinci ülkesi, Birleşik Krallığın en küçük 4. ülkesi -Kuzey İrlanda’da ve başkenti Belfast’ta yine birlikteyiz. Bu gezi uzun demiştim. ☺️

KUZEY İRLANDA

Birleşik Krallığa bağlı altı Kontluktan oluşan bir sisteme sahip (il diyebiliriz) Özerk bir ülke olan Kuzey İrlanda resmi olarak Birleşik Krallığın bayrağını kullanıyor. Ama ayrıca kullandıkları kendi bayrakları da var. İngiltere vizesi ile gidiliyor ve para birimi Sterlin’dir. Yine resmi olarak İngilizce ve yerel İrlandaca dili kullanılır. İrlanda ile fiziki bir sınırı yoktur. Sembol çiçeği yoncadır diyor rehberimiz Sinan Ercan’a kulak vererek geziye hatırlatma ile devam ediyorum.

Britanya’nın dolayısı ile İrlanda’nın ikiye ayrılmasını burada tekrar anlatmak daha anlamlı olacak üstelik bu yazı dizisi bitmedikçe VIII. Henry’e de rahat yok gibi. 😀 Zira İrlanda’nın ikiye ayrılmasının baş mimarı VIII. Henry’dir demiştik.

Hatırlayalım: Katolik olan VIII.Henry 20 yıllık evlilikten sonra “hala erkek evlat doğuramamış” karısı Aragornlu Catherine yine kız (Mary) doğurunca Catherine’den boşanıp, kendisine “erkek evlat sözü veren” Anne Boleyn ile evlenmek istedi. Katolik olduduğu için de Papa boşanmasına izin vermedi. O sırada Protestanlık yeni çıkmıştı. İleri gelenleri hemen Henry’nin aklını çelip bizde öyle şey yok istediğin kadar boşanır da evlenirsin de derler. Bunun üzerine VIII. Henry hemen Protestan olur ve Katolikliği yasaklar. Kendisini -İsa bana erkek evlat sözü verdi diye kandıran Anne Boleyn’le de evlenir. Ve Katoliklerle Protestanlar arasında düşmanlığa ilk tohumları atar.

VIII. Henry ölünce yerine geçen oğlu Edward, kısa süre de olsa kızı Mary din çatışmalarını devam ettirirler. Esas olaylar I. Elizabeth’le alevlendi. Önce İskoçlar Katolikliği bıraktılar sonra Galler. Ama İrlandalılar Protestan olmayı kabul etmediler. Elizabeth’ de baktı ki olmuyor Birleşik krallıktaki işsiz, çapulcu ne kadar Protestan varsa hepsini Britanya’ya yolladı. Bir de yasa çıkarıp İrlandalı soylu Katolikleri göçe zorladı, mallarına el koyup yeni gelenlere dağıttı. Kısaca 1500’lerin sonundan itibaren ayrışma başlamış oldu.🤷‍♀️

Mezhep değişimi ile başlayan sonrasında Katolik-Protestan savaşlarına kadar giden problemde İrlandalılar direndikçe İngilizler çok sert karşılık verdiler. Üstüne bir de I. Dünya savaşında kıtlık yaşanmış, açlıkla mücadele etmiş iyice bunalmış İrlandalılar isyan etmeye başladılar. 1. Dünya savaşından yenilgiyle çıkan İngilizlere karşı ilk isyanı 1916 Paskalya ayaklanmasıyla olmuştur. 1919’a gelindiğinde de çıkan olaylar sonrası hükümet; sınırlı bir özerklik verelim Güneyde Katolikler kendi parlamentolarını Kuzeyde de Protestanlar kendi Parlamentolarını açsınlar diyor. Neticede iki parlamentolu bir yapı oluşuyor. İki yıl ömrü olan bu yanlış karar sonrası 1922 de İrlandalılar bağımsızlıklarını kazanıyor ve Britanya, İrlanda ve Kuzey İrlanda diye ikiye ayrılıyor. Kuzey İrlanda da aynı isimle Birleşik Krallığa bağlı kalıyor.

Oysa amaç ayrışma değil İngilizleri tümüyle adadan atmaktı, bu nedenle 1920’lerden 1960’lara kadar arada 2. Dünya savaşı olduğundan bir şey yapılamıyor. 1960’larda artık İrlandalılar İRA’yı kuruyor (biz İrlanda Kurtuluş Örgütü diyorduk) kendi söylemleri ise *İrlanda Cumhuriyet Ordusu * terör eylemlerini kendine yöntem seçip 1966 da eyleme başlıyor. 😱

60’lardan 90’lı yıllara kadar süren İRA terörü yüzünden iki taraftan da binlerce insan  canından oldu. Çatışmaların en şiddetli olduğu 70’ler başında, Kuzey İrlanda’daki pek çok şehirde, Katolik ve Protestan mahalleleri arasına bir duvar örülmesine karar verildi. Ülkenin her tarafındaki şehir ve kasabalarda, toplam uzunluğu 35 km’yi bulan 50’den fazla Barış adını verdikleri duvar inşa edilmişti. Yani mahalle, mahalle ayrılmıştı kesintisiz değildi. Bu gözlerimiz Berlin’in *Utanç Duvarı*nı gördü kısmette Barış duvarını görmek de varmış.

Şimdi otobüsle geziyoruz demiştim önce katolik mahallesinden geçtik, camın etkisiyle güzel bir fotoğraf olamadı ama zaten buradaki duvar yazıları grafiti şeklindeydi. Protestan mahallesindekiler çok daha güzelmiş göreceğiz. 

1A-IMG_3779
Belfast- Katolik mahallesi

Nihayet Protestan mahallesine geldik. Solumuzda yıkık eski mahkeme binası hemen sağımızda da şimdi müze olan Crumlin yolu hapishanesi Crumlid Road var. 1896 yılında yapılmış. Kuzey İrlanda’da kalan tek Viktorya dönemi hapishanesidir. Otobüsten çektiğim fotoğraf bozuk olmuş inip çekme şansımız olmadı. Fotoğraf alıntıdır. 

1222
Kuzey İrlanda- Crumlid Road Gaol Müzesi

Mahkemede çok fazla katolik ve İra militanı yargılanıp hemen karşısındaki  bu hapishanede ya idam edilmişler ya da işkence görmüşler. Bu nedenle 1998 hayırlı Cuma anlaşmasında katoliklerin ilk talebi mahkeme binasının kapatılması olmuş.

1998 yılında en son Tony Blair’in büyük risk alarak İra’yı Hıristiyanların noel öncesi kutsal saydıkları cuma günü *Good Friday * anlaşma masasına oturttuğu İRA 2005’te silah bıraktı 2007’de de Kuzey İrlanda’da Katolikler ile Protestanlar arasında ortak bir hükümet kuruldu ,sonra siyasete yönelen İRA bugün Sinn Fein adında siyasi bir parti ile mecliste temsil ediliyor. Ama sorunlar hala devam ediyor.

Tüm bu kötü anıları hatırlatsa bile Barış Duvarı bugün Belfast’ın en önemli turistik noktalarından birisi olmuş durumda. Kuzey İrlandalıların büyük bir kısmı, duvarların tamamen kaldırılması için “henüz erken” diyormuş. Şimdilerde Brexit ile ilgili şöyle bir sıkıntı ortaya çıktı; Birleşik krallık AB’den çıkarsa Kuzey İrlanda ile İrlanda arasına sınır çekmek, gümrük kontrolü yapmak zorunda. Ama bu sefer de yine İRA meselesi yeniden canlanır iki ülke ayrılır endişesi taşıdığından şu anki durum her iki tarafı da mutlu ediyor. Yani arada sınır yok tek bir ülkeyiz havası. 🤨 Yazıya boğulduk ama anlatmadan da olmuyor işte  😁 artık fotoğraf paylaşayım.

2-IMG_0579
Belfast- Protestan mahallesi *Barış Duvarı *kapısı.

Fotoğrafların en güzel olduğu yer, Belfast’ın kuzey bölgesindeki Protestan caddesi Crumlin Road ile Katolik mahallesi Falls Road arasındaki kapıda. Bu gördüğümüz kapılar artık kapatılmıyor sürekli açık kalıyormuş.

3-IMG_0581
Belfast- Protestan mahallesi *Barış Duvarı *kapısı.

Duvarların arkası Katolik mahallesi. Bazı yerlerde üstte dikenli teller var. Akşam oldu mu Katoliklerle Protestanlar çatışmaya başlıyor. İşte bu duvar ve teller de bir engel teşkil ediyor. Ara, ara diğer mahallelerde de böyle kapılar var ve yıllardır akşam belli saatte kapanır, sabah da açılır. Kontrolu polis ve askerlerin elinde. – Geç kaldım aman n’olur evim şuracıkta yok asla geçit vermiyorlarmış (burayı ben ekledim biz de olsa böyle derdik diye 😉 )  yani evine gitmek istiyorsan tüm kuzey bölgesini dolaşman gerekir. Zor bir durum tabii acılar hala taze, hatta okullar bile ayrışmış durumda. Katolik ve protestan karışık okul göremezsiniz diyen Sinan Aydın rehberimizi dikkatlice izliyoruz. Mural’ların (duvar resmi) hepsi ayrı güzel.

4A-IMG_0582
Belfast- Protestan Mahallesi -Barış Duvarı

5-IMG_0590
Belfast- Protestan mahallesi *Barış Duvarı *

Biraz paylaşayım diğerlerini slayt olarak ekleyeyim görünüz. Bensiz de olmazdı.😇

IMG_3838
Belfast- Protestan mahallesi *Barış Duvarı *nda ben.

7-IMG_0596

Arada sarı taksiler çoğalınca öğrendik ki, burada bir rehberlik hizmeti başlamış. Bu rehberlik çatışma döneminde birebir çatışmayı yaşamış ve yaşadıklarını anlatan kişilerden oluşmuş. İRA yanlısı hüküm giymiş katolik eski hükümlü rehberler ya da UDA-Ulster eski hükümlüsü rehberler adım ,adım bombalanan, çatıştıkları evleri göstererek hapishane hayatlarını anlatarak gezdiriyorlarmış. Hepsi salıverildikten sonra topluma kazandırılma projesi neticesinde bu işi üstlenmişler. 👏👏

6-IMG_0592
Belfast- Protestan mahallesi *Barış Duvarı *

Bu da diğer bir ara kapı 4 metre anca vardı. Bu duvar resimlerinin hiçbirini İrlandalılar çizmemiştir. Kendi ülkelerinde haksızlığa uğradıklarını düşünen başka ülke mensubu kişiler çizmiştir. Olur da giderseniz ve boş yer bulursanız siz de çizebilirsiniz.😌

c-IMG_0586

Yukarıdaki mural neyi anlatıyor ben çıkaramadım bilen varsa yazsın sevinirim. Bizdeki ayrılıkçı gruba ait mural da vardı. Slayt hazır buyrunuz. ☺️

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Tekrar otobüsümüze binip Belfast’ın en güzel tarihi yapısı olan Belediye sarayına gidiyoruz. Yolumuz yine Katolik mahallesinden geçiyor. Güzel bir mural daha gördük. Bu kez bir binaya yapılmış, gülen gözleriyle bize bakan Kuzey İrlanda için çok önemli birisi Boby Sands. 1981 yılında açlık grevinde öldüğünde henüz 27 yaşındaydı.

IMG_3850
Belfast- Katolik mahallesinde- Boby Sands muralı

Çok genç daha 18 yaş civarında kendince bağımsızlık mücadelesi verirken hapse girmiştir. Daha sonra hapisteyken milletvekili olmuş, İrlandalı Cumhuriyet mahkumları için konan özel statü hükümlerinin kaldırılmasını protesto etmek için başlatılan açlık grevinin lideri olmuş ve grev sırasında ölmüştür. Hayatı *The Hunter* açlık filmine de konu olmuştur. Altta da açlık grevine katılan diğer 10 kişinin duvar resmi var.

IMG_3848
Belfast- Katolik mahallesinden

Karakol binası önünden geçiyoruz bina hala o zamanlardaki gibi yüksek tellerle çevrili, hala güvensizlik devam ediyor. Buraları yerleşim yerleri idi şimdi şehir merkezine iniyoruz göreceksiniz ki, ayrışma sadece mahallelerde var. Alış-veriş merkezleri vs. de böyle şeyler göremezsiniz, herkes heryerde birlikte çalışıyor. Ama yine de kim nereyi işletiyor Katolik mi? Protestan mı? biliniyormuş. Kısaca herşey kötü bile olsa kendi ekonomisini yaratıyor. 😬

Şimdi yine geldik Britanya İmparatorluğunun Kraliçe Victoria’nın döneminde yapılmış olan etkileyici binalarından City Hall-Belediye Sarayına. 😇 Otobüsten çekim.

12-IMG_0661
Kuzey İrlanda-Belfast-City Hall-Belediye

Belfast Belediye Binası Victoria dönemi mimarisinin İrlanda’daki en etkileyici anıt binasıdır. Kraliçe Victoria döneminde başlanan yapı, Victoria’nın ölümünden çok sonra hizmete açılmış. Serbest zamanda gelip gezeceğiz ama ben şimdi işleyeceğim.

13-IMG_0621
Belfast- Şehir merkezi.

14-IMG_0665Bahçede pek çok önemli İrlandalı kişilerin heykelleri var. Önünde çiçeklerle Belfast yazılı heykelin tepesinde yine Kraliçe Victoria var. Bir elinde üstünde haç olan bir dünya diğer elinde de uzunca bir asa muhtemelen kanun benim diyordur. Bahçenin güzelliğini görüyorsunuz insanlar parkta yayılır gibi sere serpe uzanmışlar.

15-IMG_0619
Belfast-Belediye Binası-City Hall

Ülkenin 1963-74 yılları arasında efsaneleşmiş futbolcusu George Best’tir. Şöyle bir slogan var alttaki fotoğrafta reklamı var orada da yazıyor.  MARADONA-Good— PELE-Better—– GEORGE BEST.  Bahçenin yan tarafında yine bir anıt yeri hatırlayalım İngilizler ne diyordu *Cenotaph*. Evet aileler ziyaret ettikçe gelincik çiçeğinden yapılmış notların da iliştirildiği böyle çelenkler koyuyorlar, bunlara da anıt mezar anlamında Cenotaph deniyor.

16-IMG_0669
Belfast-Belediye Binası-Cenotaph

Yolcu yolunda gerek yolumuz Titanic Müzesine doğru. Titanic (Taytanik okunuyor☺️) Titan Yunan mitolojisinde geçen devlerdir. Titanic de titan gibi devasa anlamındadır. 1912 yılında imal edilen geminin batışının 100’üncü yılı anısına inşa edilmiş. Burası eski tersane. 2012’de bir gemi gövdesinin modernize edilmiş şekline benzetilerek gümüş renkli alüminyum panellerle kaplanan bu müze binası yapılmış. Titanic’in birebir yüksekliğindedir.

IMG_3927o
Belfast- Titanic Müzesi

RMS Titanic, Belfast’ta ki White Star Line şirketine ait bu tersanede Harland- Wolff’ta yapıldı. 1912 yılında suya indirildiğinde “Bu gemiyi Tanrı bile batıramaz” demişlerdi, oysa Southampton limanından kalkıp New York’a gitmek üzere olan Titanic suya indirildikten sadece 4 gün sonra Kuzey Atlantik Okyanusunda, Kanada açıklarında Newfoundland’da buzdağına çarparak 2 saat 40 dk. içinde battı! 1,514 kişi hayatını kaybetti. Demek ki; Büyüklerimiz büyük lokma ye, büyük konuşma diye boşuna dememişler. 🤔 Filmini de izlemeyen yoktur sanırım. Kate Winslet ve Leonardo Di Caprio’nun, özellikle genç Caprio’nun meşhur olduğu Kate ile geminin burnunda rüzgara karşı durma sahneleri müthişti. Batığı da tam 70 yıl sonra bulundu.

18-IMG_3935
Belfast-Titanic Müzesi

Bu çok katlı müzeye giriş çok para (20 pound gibi) ve vakit istiyordu. Malum kişisel gezmeyince gruba uymak zorundayız ayrıca İskoçya- Glasgow’a gitmek için feribota  yetişmek durumundayız. Evet Titanic müzeyi gezmek için bilet alanlar gemiye biner gibi zamanın bavullarını ellerine alıp anı fotoğrafı çektiriyorlardı.

17-IMG_0599
Belfast-Titanic Müze girişi

Titanic ile ilgili iki şehir efsanesini Sinan rehberim maşallah derya gibi anlatıyor. Şimdi birincisini Katolikler uydurmuş. Şirket ucuz olsun diye Protestan işçi kullandı. E  tabii Protestanlar dinsizdir -Tanrı bile batıramaz demişlerdi işte gördünüz battı.

İkincisini de Protestanlar uydurmuş. Geminin altı haneli numarası denize yansıdığında tersten okunuşu- no papa- Papa yoktur diye okunuyormuş. Bunu da aşırı Protestan işçiler özellikle uydurmuşlar ki papaya hakaret anlamına geliyor. İşte bu nedenle gemi lanetliydi battı. Şehir efsanesi bu yönde bende anlatan da masumuz. 😌

Hediyelik eşya bölümüne şöyle bir girip her zamanki gibi magnetlerimizi alıp çıktık.

19-IMG_0600
Belfast-Titanic store

Otobüse bindik hemen çıkışta bir vapur gördük. SS Nomadic 1911 yılında yapılmış ve White Star Line serinden geriye kalan tek gemi. Vapur dedim zira Titanic ve diğer gemilere yolcu ve kargo taşımak üzere yapılmış. White Star Line şirketinin genel müdürlüğü Liverpool’dadır. Oradaki denizcilik müzesini gezeceğiz. Anlatırım.💃💃💃

20-IMG_0604
Belfast-SS Normadic yolcu vapuru

Stormont bölgesinde olduğu için genelde bu adla anılan Parlamento binalarını görmeye gidiyoruz. Çok güzel yemyeşil hayli büyük bir arazide yapılmış. Resmi olarak 1932 yılında açılmış. 1922 yılında burada bir parlamento yoktu İrlandayı Londra yönetiyordu. Hatırlayalım: Olaylar çoğalıp bağımsızlık ortaya çıkınca Galli Başbakan David Lloyd George burada bir parlamento açalım İrlandalılar kendilerini idare etsinler deyip iki parlamento açar. Biri Dublin’deydi biri de burada. Kral V. George zamanında parlamento City Hall belediye binası içinde toplanırdı. Ayrışma olup Güneyde inşa edilen parlamento Katolik parlamentosu diye algılanınca Kuzey İrlanda da Stormont House diye anılan bu yerdeki taş binayı yıkıp yerine bu güzel yeni parlamento binasını inşa ettiler. 65 sandalyeli mecliste 4 yılda bir seçim yapılıyor. Dolayısıyla iç işlerinde bağımsız dış işlerinde Londra’ya bağımlı olarak görev yapıyorlar.

IMG_0611
Belfast-Stormont House- Meclis Binası

Bulunduğu konum, mimari yapısı ve bahçe düzenlemesiyle harika bir yer. Binanın mimari yapısı da çok enteresan. Bina 6 katlı, yaklaşık 30 m.yüksekliğinde tapınak vari cepheli, genişliği 365 adım. Yani yılın her bir günü için bir adım hesaplanarak cephe oluşturulmuş bu da 109 metreye denk geliyor. Altı katlı binadaki koridorların uzunluğu da bir kilometre. At koştur yani. 🤓 Burası aynı zamanda halkın rahatça gezip spor vs. etkinlik yaptıkları harika bir alan. 1972 yılında olaylar çoğaldığında Londra meclisi kapattı ve bütün yönetimi üstüne aldı. 30 yıl süren İRA olayları bitiminde ayrışma olunca 1998 yılında Good Friday- Hayırlı Cuma Antlaşmasıyla Kuzey İrlanda Parlamentosu yeniden açıldı.

IMG_0616
Belfast-Stormont-Sir Edward Henry Carson

Yukardaki heykel Sir Edward Henry Carson’a ait. İrlandalı sendika başkanı, avukat ve yargıçlık yapmış Dublin doğumludur. Otobüsle dönüşe geçtik Parkın kapısı çok güzeldi.

IMG_3988
Belfast-Southmont House girişi

Evet artık Belfast merkezde kaybolma zamanı. Haydi gidelim. Hemen çıkışta bu dev vitray pencere karşımıza çıktı herkes selfie çektiriyordu. Elbette 😉 meraklısı çoktu. Neymiş; GOT diyorlar 🤣 yani İrlanda’nın turizmine çok büyük kazanç kapısı Game of Thrones. Evet dizinin bir çok bölümü burada çekilmiş.

24-IMG_0625

Toplam 6 tane olan bu Vitray camların ilki. Tüm vitraylar el yapımı olup sanatçı Debra Wenlock tarafından da boyanmış. Çekim ve prodüksiyonu 10 yıl sürmüş. Bu fotoğraftaki pencere Jon Snow ve kız kardeşleri Sansa ve Arya Stark’ı tasvir ediyor ve Hugh Russell’ın fotoğrafıymış mış diyorum çünkü bu konuda fransızım. 🙄 Belli bir özelliği var tabii 8. serinin sonunda yeni bir Game of Thrones yolu oluşacak. En son büyük bölümünün yapıldığı Titanic stüdyo önündeki cam vitraya götürecekmiş. Özellikle dizi severler selfie çektirsin diye büyük tasarlanmış. Benim diziyi izlemişliğim yok, Titanic önündeki vitray pencereyi bu sebeple görmemiş es geçmişim. 🤨 Evet dolaşmaya devam.

31-IMG_0640Kırmızı tuğlalı tüm yapılar Victoria dönemine aittir. Önce bir market arayışında yine Tescoyu bulduk inanamadım sanki saray, benim tavana hayranlıkla baktığımı gören Önder fırsatı kaçırmamış. Ben de bu kubbeyi kadraja nasıl sığdırırım millet bana bakıyor derken çektim ama tam olmadı.26-IMG_4038Çok güzel ama… Millet beni seyrederken tam ortalayamadım. Giden olursa daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim. En ucuz market hazır pişmiş sıcak tavuk da vardı. 😋27-IMG_0627

Güzel bir duvar pano’su bu kez bir bina girişiydi.29-IMG_0639CRBelfast zaten küçük bir şehir yine marka dükkanların alış-veriş için herşeyin olduğu yerdeyiz yani City Hall- Belediye binasının olduğu cadde ama burası The Cathedral Quarter diye geçiyor. Alt sokak üst cadde hepsi gez gez çabucak bitiyor. 🤩  Her ne kadar U2 ‘nin yerini tutamasalarda benim dönemimin Karayipli gençler grubu Boney M. Belfast parçasını çok güzel söylüyorlar, siz en iyisi bana inanıp gezerken bir yandan da Boney M.’in Belfast şarkısını dinleyin keyif alın.💃💃💃

25-IMG_0626Müzik heryerde olmalı. Burada da romantik bir parça istersen Kuzey İrlandalı harika şarkıcı  Van Morrison’dan *Have I Told You Lately* Sana son zamanlarda seni sevdiğimi söyledim mi?

28-IMG_0656

Ve bu fotoğrafa bile uyar. Prens Alberth Saat kulesi; Victoria’nın ölümsüz büyük aşkı kocası Albert’in anısını yaşatmak için yaptırmış.

35-IMG_0652

Önünde de Albert’in heykeli vardır. Yine benim geniş açı lensimin marifeti sandığım kule aslında sağa doğru eğikmiş. 😁 Bataklık bir zemin olduğu için eğilmiş. Daha çok yatarsa kurtarma projesi geliştireceklermiş. Sokak aralarını severim karşıma neler çıkar  bilemeden eşimle beraber dolaşırız, yani kaybolmak zevklidir.

33-IMG_0646

32-IMG_0644

Renkler güzel, insanlar sıcak kanlı, sokakları cıvıl, cıvıldı Belfast’ın.

35-IMG_4061

Yolumuz Victoria Square’e çıktı. Bu gençler ateş yakıp sanırım sopayı çevireceklerdi bekleyemedik zaman daraldı.

34-IMG_0655.jpg-victoria meydanı

Buluşma yerimiz yine Belediye binası City Hall’a doğru gidiyoruz.

30-IMG_0648

 

Karşımıza bu güzel araç çıktı. Bilin bakalım motorlu mu? Hadi merakta bırakmayayım. Grup olarak biniyorsunuz ve başlıyorsunuz pedalları çevirmeye ha gayret bacaklara kuvvet. 😁 Nasıl? güzel fikir bence.😍

36-IMG_0634

City Hall’ın bahçedeki heykellerin haricinde dışında da Sir Frederick Temple’ın heykelli anıtı var. 1800’lerin ikinci yarısında Britanya İmparatorluğu’nun en önemli diplomatlarından birisidir.  Sir Temple; St. Petersburg, Roma, Paris, İstanbul gibi Avrupa’nın en önemli şehirlerinde elçilik, Kanada ve Hindistan’da da Genel Valilik yapmış, Kraliçe’nin cok güvendiği bir yöneticidir. Fotoğrafını gördüğünüz anıtın solunda Hindistan’ı temsil eden sarıklı bir erkek, sağında elinde silahlı tutan ise Kanada’yı temsil ediyor. Heykelin kaidesinde ise Sir Temple’ın görev yaptığı 3 yerin adı yazıyordu; Burma, Konstantinople (İstanbul) ve Egypt.

37-IMG_0674

Bir yazının daha sonuna geldik. Birlikte güzel ve keyifle gezdiğimizi umuyorum. Bu kez bir güzel yakaladım onunla veda ediyorum. 😉 Sevgiyle kalın. Sırada İskoçya var.😍😍

38-IMG_0621b