ALMATA🇰🇿
Ejder tur ile başladığımız Büyük İpek Yolu gezimizin ikinci durağı Kazakistan’a gitmek üzere Özbekistan- Taşkent’e veda ederek havalimanına gidiyoruz… Tarih 10 Mayıs 2024 uçuş saatimiz 14:00 ve 15:30’da Almatı’dayız. Yerel yeni rehberimizle buluşup doğru otelimize gidiyoruz. Bugün dinleniyoruz. Otel manzaramız fena sayılmaz ama hava bize yağmurluyum 🌧️ diyor. Şansımıza artık 🌂☔️ …

Kazakistan Cumhuriyeti, bağımsız 7 Türk devletlerinden biridir. Kazak- göçebe anlamında, son ek istan arazi demek olunca Kazakistan da göçerlerin ülkesi anlamına gelmiş oluyor. En büyük kenti olan Almatı vaktiyle 1927 yılında Rusların başkentiydi. Kazakistan’ın bağımsızlığını ilan etmesinden sonra 1991 yılında ilk Cumhurbaşkanı olan Nursultan Nazarbayev’in ilk işi kendilerini daha güvenlikte hissedecekleri yeni bir başkent inşa etmek oldu. Çünkü Almatı Çin’e çok yakın olduğundan güvenli değildi.
Astana, yerin 2 metre altından su çıkan adeta bataklık gibi bir yerdi. İmar ettiler ve 1997 yılında yeni başkentleri Astana oldu. Çok değer verdikleri Nursultan’ı Onore etmek için adını 2019 yılında da Nursultan yaptılar. Ancak Nursultan Nazarbayev’in 2022 de güvenlik konseyinden istifasıyla başkentin adını yeniden Astana’ya çevirdiler.
Kazakistan yüzölçümü bakımından bakımından dünyanın en büyük dokuzuncu ülkesidir (2 milyon 725 bin km²) ve bizim ülkemizin tam 3 katı büyüklüğünde demektir. Ama bizim ülkemizde 85.000.000 nüfus olduğunu burada ise 16 milyondan biraz fazla bir nüfus olduğunu düşünürsek bizim ülkemizdeki kilometrekareye 17 insan düşünürken burada sadece 6 insan düşüyor bu anlamda nüfus yoğunluğunun toprak büyüklüğüne oranıyla dünyadaki en nadir ülkelerden bir tanesi. Tabii ki nüfus yoğunluğu da belli şehirlerde yoğunlaşmış şu anda biz Almatı’dayız ama ülkenin İstanbul’undayız gibi düşünebiliriz.
Kazakistan resmi dil olarak Kazakça ve Rusçayı kullanıyorken hayli geniş yelpazede dil ve lehçeleri de var. Para birimi de Kazakistan Tengesi. İpek yolunun geçiş yeri olmasına rağmen fazla bir tarihi kalıntıları yok, ama yeraltı kaynakları; petrol, altın, krom, demir çok olduğu için Özbekistan ve Kırgızistan’dan daha zengin bir ülke. Orta Asya’daki en zengin devlet durumunda bu da halkın alım gücüne yansımış durumda, haliyle etraf lüks araçtan geçilmiyor.
Rus işgali altında olduğu yıllarda ilk insanlı uzay aracı olan Vostok 1-12 Nisan 1961’de Kazakistan’daki Baykonur uzay üssünden fırlatıldı. Yani halen kullanılan bir uzay üsleri de var ve hala Ruslar kullanıyor 2050 yılına kadar kiralamışlar. Neden Kazakistan derseniz uzay araçları için gereken tüm yakıt ve malzemeler bu geniş topraklarda mevcuttu diyor gezimize başlıyoruz.
11 Mayıs 2024 sabah kahvaltımızdan sonra tüm gün sürecek *Hunn Etnik Köyü* ziyareti. Kazak kültürünü ve göçebe hayatını yakından izleyeceğimiz keyifli bir gezi olacak. Hoş hava hala sisli ve yağmur yağdı 🌨️ yağacak. Moral bozmuyoruz.
Köye geldik etraf inanılmaz güzellikte çiçek açmış elma ağaçlarıyla dolu, ah keşke hava açık ve güneşli olsaydı. Sarı borular Ruslardan kalan doğalgaz boruları.



Ben etrafı kolaçan ederken iki atlının görüntüsünü yakaladım karşılama merasimi olmalı bakalım.

Ve evet karşılama için yerlerini alan atlılar. Kazakların geleneksel karşılama töreni *Shashu Ritüeli* yazılıyor Şaşu diye okunuyor. Atlıların ardından elinde şeker tepsisi bulunan kızlar misafirlere şeker saçıyorlar. Ortam tatlansın hoş geldiniz anlamında. Bu arada hafiften yağmur atıştırıyor.

Şekerleri de aldık artık içeri girebiliriz.🍭🍬🍡🍬🍭😋


Köyün konumu harika yurtluklar çok güzel, motel olarak da kalınabilirmiş. Sabah bu manzarada kahvaltı keyifli olurdu doğrusu. Ama içeri kaçalım yağmur var. Önce bir çay seremonisi ile başladık. Ben yine etrafı kontrol edeyim.


Hunn etnik köyü; Kazakistan’ın zengin kültürel mirasını tanıtmak ve devam ettirmek için 2009 yılında kurulmuş. Zailiysky Alatau dağlarının muhteşem manzarası eşliğinde turistlerin yanı sıra yerli halka da kültürel hizmet veriyorlar. Düğün, sünnet törenleri özel davetler için angaje edebiliyorsunuz. Ayrıca binicilik ve okçuluk dersleri de veriliyor.
Bakalım biz neler göreceğiz. Sırada kımız tadımı var ardından haydi hanımlar pişi- Kazakça Baursak (yazıldığı gibi okunuyor) yapımına dediler bizim pişi bu.. Ama hayatımda önce Özbekistan’da sonra da burada böylesi güzel pişi yediğimi hatırlamıyorum. İnanılmaz yağsız ve çıtır idi bayıldım. Ben yapımına yetişemedim. 🤷♀️



Önder’in objektifinden güzelim çiçekli elma ağacı altında Kazak güzeliyle… 🍏🍎🍏🍎🌸🌸


Bu kez bir de milli tatlıları varmış onu yapıyoruz. Ben yine video peşindeyim. Tatlının adını Kazak hanım söylüyor ama ben de yazayım Jent tatlısı. Çok lezzetli ben bayıldım.
Yeni bir ritüel başlamadan ben yine fotoğraf peşindeyim. Aşağı alanda develeri gördüm siz de güreş yapıyor musunuz? dedim biri baktı kaldı. 😁


Şaka bir yana derken yine yağmur başladı bizler de kapalı seyir bölümüne geçtik. Allahtan hava soğuk değil.


Önümüzdeki manzarada yurt evleri ve toprak yol var. Burada atlar üzerinde gösteri yapılacakmış. Ama önce göçerlerin yurt gösterisi var onu izlemek içinde daha yüksek bir yere çıkıyoruz.

Yağmur geçti ama bu kez de sis çöktü. 🙈 Neyse güzel bir hanım sağ tarafımızdan bir kapı açarak deve yükleriyle gelen misafirleri buyur etti. Önde yine güzel bir hanım elinde Dombra’sı (kazak sazı diyebiliriz) çalarak geliyor. Hemen ardında yeni yuvayı ya da yurdu kuracak olan evin erkeği yanında sanırım annesi var. Öndeki devedeki yük yurt evinin çatısıymış, arkadaki deve üstünde ise yeni gelin var. En arkadan da evin büyükleri geliyor. Müzik çok güzel. Fotoğraflarım anlatsın bakın.



Aşağıya davet ediliyoruz. Yurt yapımına yardım edecekmişiz. İlk devenin üstündeki yuvarlak ahşap çadırın yani yurtluğun çatısı olacak, erkekler hemen kapıyı tutup etrafının ahşap çitini çevirdiler. İnanılmaz keyifle hep beraber yurtluk yapımı başladı. Normalde de 2 saatte kurulurmuş ama tabii biz seremoniye uyup kısa bir gösteriye eşlik ettik hemen yanında yapılmış olanı vardı.
Çatı için kullanılan yuvarlak ahşap figür bayraklarında da var çok önem verdikleri için kullanmışlar. Tek çatı altında bu bayrak altında birlikteyiz anlamında. 🇰🇿🇰🇿🇰🇿



Ve ilk girişimizde çektiğim çadır kurulma yeri.

Bu arada Dombra ile bir müzik ziyafeti izledik. Sizi de unutmadım.
Yurt çadırının içindeki eşyaları ve özelliklerini öğrendik. Kapı boyunun kısa oluşu tam karşıda oturan aile büyüğünü bir şekilde eğilerek selamlamak içinmiş, yanda görülen sandıkta kıymetli eşyalar saklanıyormuş. Ayrıca çocuk beşiğinin kenarlarının yuvarlak yapılma sebebinin at üstünde giderken rahatça sallanması için olduğun öğrendik. Ve çadırın tavanında yerini alan bayraklarındaki çemberi de görmüş olduk.


Kısa bir öğle arası verilen yemeğimizi yedik sırada at binme seremonisi var. Kızlı erkekli at üzerinde çeşitli gösteriler sundular. Şu güzelliklere bakın.




Bir video da buraya ekliyorum. Bu gösteriye *kız Kuu* deniyormuş yani kız kovalama.
Altta paylaştığım at oyunlarına da Dzhigitovka deniyor. At üzerinde eyerden düşmeden yapılan akrobatik hareketler.


Oyunların finalinde yöresel halk dansı olan *Kara Jorga* oynadılar harikaydı.
Arada hava biraz açılıyor ama yağmur devam olunca açık arazi oyunları olan ok atma yapılamıyor onun yerine bizimde bildiğimiz aşık oyunu oynanıyor. Dört yüzlü kemikler keçinin arka bacağından çıkarmış. Bir de badminton topu benzeri tüylü bir nesneyi ayaklarında sektirerek oynadılar adını sordum *Lengi Oyunu* dediler.
Aşık kemikleri ve Lengi dedikleri oyunun tüylü topu. Koyun yününe demir yapıştırmışlar. Top sektirir gibi yapıp bir diğer oyuncuya ayakla atıyorlar. Kısaca ayak futbolu gibi oynadılar. Ekliyorum.

Güzel aktiviteyle günü doldurduk. Kazakların kültürel yaşamlarını biraz olsun deneyimledik. E sevdik yani her ne kadar hava bize sürpriz yapıp kararsa da keyifliydik.
Köy sakinleriyle vedalaştık Almatı’yı bir de tepeden görelim dedik. Teleferikle Kok Tebe’ye (Kök Tepe okunuyor) çıkıyoruz. Yağmur iyice arttı şemsiyeler açıldı. Neyse ki kalabalık yok hemen biniyoruz. Kök tepe Almatı’nın en yüksek tepesi ve simgesidir. Yerli halkın buluşma noktası, eğlence merkezidir. Televizyon kulesini yağmur engellediği için göremedik.


Yağmuru severim ama sis olmasa fotoğraflar daha iyi olabilirdi. Teleferikten Almatı.




Teleferikten çıkınca hemen karşımıza dönme dolap çıktı. Hemen sol yanında ters ev var. Dünyada ve ülkemizde de hayli yaygın olan bu mimari evler fotoğrafçıların ve mimari tasarıma meraklı insanların ilgi odağı. İçini gezen olmadı. Kısa bir kahve molasından sonra otele döndük. Yarın da Almatı’dayız.



Bugün 12 Mayıs 2024 şükür güneşli güzel bir güne uyandık. Yemyeşil bir Almatı’nın yemyeşil Panfilov Parkındayız. Sabah erken saat olunca sakin ve iyice huzurlu bir ortamda yürüyoruz. Etraf sincap dolu hazırlıklı gidin diyen rehberimi dinlemiş bademlerimi hazırlamıştım. 🐿️🐿️🐿️


Parkın hemen girişinde Kazak olup Rusya döneminde albaylığa kadar yükselmiş, öldükten sonra hem Kazakistan hem de Sovyetler Halk kahramanı ünvanı almış bir asker ve yazar Bauyrzhan Momyshuly’nin heykeli var. İkinci Dünya Savaşında birliğinin başında Almanları püskürten bir kumandanmış.

Hemen ardında güzel bir kilise var. Sadece kilise değil piskoposu da var olunca katedral oluyor. Ascension-Yükseliş Katedrali, önünde güvercinleriyle masalsı bir görünüşü var. İlk kare idari kısım girişi yandaymış.


Çok eski olmayan 1904’te başlanıp 1907 yılında biten tek bir çivi dahi çakılmadan yapılmış ahşap bir Rus Ortodoks Katedrali. İçine de girdik ayin vardı ayıp olmasın diye fazla çekemedim ama içi de dışı kadar etkileyici.


Yürümeye devam ediyoruz. Daha büyük bir alandayız ve park adını II. Dünya Savaşı’nda Moskova’yı savunurken kahramanca mücadele eden Kazak ve Kırgız 28 asker ve komutanları Panpilov’dan almış bu nedenle *Panpilov ve 28 Muhafızı Parkı* da deniyor. Sürekli yanan hiç sönmeyen ateşi ve ziyarete gelenlerin çiçekleriyle çok etkileyici bir anıt.


II. Dünya Savaşında Sovyetler bünyesinde yer alan ülkeler de askerleriyle katılmıştı. Kazakistan’ın bu savaşta kaybının 1 milyonu geçtiği biliniyor. Bu anıtlar Sovyetler döneminde yapılmış olsa da sadece Kazak askerlerine değil diğer ülke askerlerine de ithaf edilmiş. O nedenle heykeldeki yüzler çeşitlidir.

Alttaki yazı şöyle; Rusya çok büyük. Geri çekilecek yer yok. Moskova arkada. Yorumum, çekilmek yok Moskova’yı savunmalıyız. Diğer anıtlar da çok anlamlı.


Ve bir köşede de Afganistan ve diğer ülkelerde savaşıp şehit olan Kazak askerlerin anıtı.

Parktan çıkmak üzereyiz bir grup askeri öğrenci tekmil veriyordu. İzinlerini alarak çektim. Az sonra mıntıka temizliğine başladılar. 😁 Askerlik her yerde aynı galiba.

Tam karşımda da ahşap çok güzel bir yapı var. Kazak milli enstrümanlarının sergilendiği müzik aletleri müzesi şansımıza kapalıydı.🪕🪘🪇🎻

Kapının önündeki sembol müzik aleti de çok hoş. Fotoğraf Önder Kaplan 💞

Rehberimiz Ali Mert Kazakistan’ın olmazsa olmazı bir yeşil pazarı var biraz yürürsek keyifli olacak dedi. Yolda yayılmış bizim köylüler gibi kendi ürettiği sebzeleri satan bir grup kadın vardı biri çok sevimli bana kendiliğinden poz verdi.

Gerçekten de çok renkli bir ortam. Meyvelerin iriliği inanılır gibi değil. Erikler, kirazlar hepsi Çin’den geliyormuş. Fotoğraflara tıklamayı unutmadık değil mi? 🥰



At eti reyonu da var fotoğrafları ekliyorum. Başka yerde görme imkanımız yok. 🐴🧲🐴


Kuru yemişçi ısrarla Türkiye gel diyor elinde de %50 indirim yazısı gittik. Almasanız da mutlaka zorla yediriyor. İkinci fotoğrafta sağda görülen fındık çok özel. Tadı tatlımsı kabuğu kesilmiş ama elle açamazsınız özel bir de anahtarı var yanında veriyorlar. Çatlak yerine para gibi metal anahtarı sokup çeviriyorsunuz kabuk açılıyor çok orijinal. Kaju hem ucuz hem de inanılmaz iri ve lezzetli aldık tabii.


Gezecek başka yer varsa da bizim vakit tükenmeden iki yere daha uğrayacağız sonrasında Kırgızistan uçağımıza yetişmeliyiz. Yol üstünde Cumhuriyet meydanında bağımsızlık anıt kompleksini ziyaret ettik. Bu meydan Kazakistan için tarihi öneme haiz.
Tam ortada 34 metre yüksekliğindeki ince uzun taş anıtın tepesinde *Altın Adam* bir kar Leoparını ayaklarının altına almış eziyor. Biz bağımsızlığımızı böyle kazandık dercesine Cumhuriyetin gücünü simgeliyor. Altın Adam eski bir İskit savaşçısıdır. Efsaneye göre savaşlara böyle altın zırhla katılırmış. Kazakistan’da bir kaç kazıda daha bulunmuş önemli bir figür.
Altın Adam 1969 yılında Almatı’nın Issık bölgesinde yapılan mezar kazılarında keşfediliyor. Kökeni araştırıldığında milattan önce dördüncü yüzyıla kadar uzanıyor. Araştırmacılar efsaneler ne derse desin Altın Adamın aslında Kuşan kraliyetinden genç bir prens olduğu düşüncesindeler. Ve evet bulunduğunda altın zırhla kaplıdır.

Kaidenin altında Kazakistan’ın 25 Ekim 1990’da bağımsızlığı ilan edildi yazıyor. Anıt 5 yıl sonra 1996 yılında açılıyor. Folklorik değerleri Toprak Ana ve Gök Bilgesi’nin heykelleri.


Yine Cumhuriyetin genç ruhu, Kazakların geleceğinin teminatını temsil eden iki çocuk heykeli ve tam karşında 2022 protesto olaylarının gerçekleştiği şimdiki *Akimat* yani Belediye binası.


Kompleksi çevreleyen 10 tane demirden yapılmış kabartma figürler var onlarda da Kazakistan tarihinde yer almış olaylar ve kişiler betimlenmiş. Kısaca geçmiş ve gelecek çok ustaca anlatılmış. Bir iki örnek ekliyorum.



Son ziyaret yerimize gitmek üzere aracımıza bindik. Altın kubbeli harika bir caminin önünde indik. 1890 yılında inşa edilmiş olan Tatar Camii yanınca yerine bu güzel Almatı Merkez Camii inşa ediliyor. Altı yıl süren inşaat 1993’te başlayıp 1999’da bitiyor. Altın kubbeleri ve yüksek giriş kapısı ile hayli dikkat çekici. 7 bin kişiye ibadet sunacak kapasiteli modern bir camii. İçini gezmek için vaktimiz kalmadı.



Kazakistan’ı iki günde tanımak yeterli olmasa da kültürleri hakkında hayli bilgi edinmiş olduk. Yemyeşil güzel bir ülke. Biz sevdik. 14:35 Bişkek’e uçak için Almatı Havalimanına gidiyoruz. Kırgızistan’da buluşuncaya kadar sağlık ve sevgiyle kalınız.💞💞💞
İyi akşamlar Alev Hanım, elinize sağlık keyifle takip edip okudum. Hunn köyü, develer, atlar, pişiler, kiliseler ve pazarlar derken baktım ki sona gelmişim. Güney Amerika seyahatiniz umarım çok iyi gitmiştir, selam ve sevgilerimle.
İyi geceler Gürcan Bey; Yorumlarınızla mutlu oluyorum teşekkür ederim. Böyle 3-4 ülke kapsayan gezilerde ilk ülke baş rolde diğerleri figüran olarak kalıyor. Kazakistan’ın ardından yazacağım Kırgızistan da öyle. Yine de kültürlerinden biraz bir şeyler öğrenmiş oluyoruz. Güney Amerika çok güzel geçti. Gönlümdeki Machu Picchu’yu gezmek her şeye değdi. Artık onu yazmaya ne zaman sıra gelir bilemiyorum. Umarım Elif Banu Hanım da iyidir. Selam ve sevgilerle…
Liebe Alavin, dein Reisebericht über Usbekistan und den Übergang nach Kasachstan klingt einfach faszinierend! Ich kann mir gut vorstellen, wie aufregend es ist, mit Ejder Tur auf Entdeckungsreise zu gehen und neue Kulturen kennenzulernen. Die Vorstellung von der traditionellen kasachischen Begrüßungszeremonie, dem Shashu Ritual, hat mich besonders berührt. Es klingt so einladend und herzlich, wenn Mädchen mit Süßigkeiten ankommen, um die Gäste willkommen zu heißen. Das ist eine wunderbare Art, eine angenehme Atmosphäre zu schaffen und die Traditionen lebendig zu halten!
Es ist schade, dass das Wetter nicht ganz mitgespielt hat, aber ich bin sicher, dass die Schönheit der Landschaften und die Gastfreundschaft der Menschen das schnell wieder wettgemacht haben.
Liebe Grüße aus der Frühlingssonne….von Rosie 💕
elinize emeğinize sağlık çok güzel olmuş. Fotograflarda çok güzel.
Tayyi zaman ve dahi tayyi mekan, oturduğum yerde yaşanan.
Gönül dolusu sevgi ve selam olsun bu güzel yazıyı paylaşan Alev Ablam…
Bu güzel yorum için Gönül dostundan gönülden Teşekkürler.
Lovely photos!
Thank you very much Balladeer.💙
Thank you very much, I’m happy to hear that.