BÜYÜK AFRİKA TURU -GÜNEY AFRİKA-5 🇿🇦

GÜNEY AFRİKA *Johannesburg* 1.Gün

   Büyük Afrika Turumuz Cape Town’dan sonra ikinci büyük şehir Johannesburg ile devam ediyor. Sabah çok erken saatte 06:30 uçağı ile 1 saat 15 dakikalık uçuşla Johannesburg’ un Uluslararası Tambo Havalimanı’na indik, tarih 28 Şubat 2023 saat 08:15. Bizi bekleyen yerel rehberimizle beraber aracımıza bindik Pilannesberg bölgesine doğru yola çıktık.

       Johannesburg; Güney Afrika’nın 5 milyon nüfuslu üçüncü kalabalık şehri. Aslında en zengin maden yataklarına sahip, altın ve gümüş ticareti yoğun olan şehir. Halkın Jo’burg dediği yeni moda adı Jozi olan Johannesburg.

       Hakkında belgeseller izlemiştik ama gözlerimizle görüp sokaklarında gezebilecek miydik? 20 sene önce tur ile giden arkadaşlarımız şehir içinde minibüslerinden inip gezemediklerini anlatmışlardı, haliyle biz de tedirgindik. Zaten yüksek suç oranı nedeniyle adı çıkmış bir şehir.

       Barbaros rehberimiz önce otele gideceğiz akşama doğru sürpriz var dedi. Etrafı izleyerek gidiyoruz. Yollar güzel ama trafik yavaş ve çok yoğun. İşte kendileri için bile güvenlik önlemleri almışlar görülmeye değer. Bu fotoğraflar otoyolda giderken mecburen telefon ile çekildi. Joburg’un teneke mahalleleri diye geçiyor. Yani yoksulların yaşadığı evler. Barbaros rehberimiz, Johannesburg şehir merkezini ve daha geniş anlatımını son gün İstanbul’a dönmeden önce panoramik gezimizde anlatacağım dedi.

       Evet ne yazık ki siyahların eşitlik mücadelesine rağmen hala işsizlik, yoksulluk ve açlık sürüyor. Oysaki, Johannesburg Güney Afrika’nın en zengin şehirleri sıralamasında birincidir. Zenginlik işletilen madenlerden geliyor en büyük altın rezervine sahip olduğu için *Altın Şehir* ünvanı bile var. Elbette bedavaya yakın çalıştırılan yerli işçiler sayesinde. Ama ülkede hala belli saatten sonra elektrikler kesiliyor, su yok daha ne diyeyim. Sömürü sonuna kadar hala devam ediyor. 

       Johannesburg’ da (buradan sonra Joburg diye yazacağım) beyazlar, siyahlar ve renkliler (melez) var demiştik. Beyazların ve bazı zengin siyahların da yaşadığı yerler aşırı güvenlik içeriyor. Geçtiğimiz yollarda yine rastladığımız güvenlikli ve açıkça görüleceği gibi orta halin üstü binaları ve yeni inşaatların yapıldığını da görelim. Daha geniş bilgiyi şehri gezerken vereceğim. Bir de çok değişik palmiye ağacı mı, çam ağacı mı? neye benzetirseniz 🤷‍♀️ ama müthiş akılcı kamuflaj. Evet baz istasyonları. 

       Trafik yoğunluğu bir taraftan 2 saattir yol alıyoruz mola vermedik. Neyse unuttuğum bir detayı aktarayım burada seyahat ederken minibüs tipi arabanın arkasına bagaj görevi gören römork takıyorlar. Sayıca da az olduğumuzdan pek de rahat oldu. Mola için Sandton bölgesinde güzel bir yerde kısa süreli misafir olduk *Muco Guesthouse*.

       Evet sürpriz Pilanesberg National Parkında safari. Ama önce bölgede bulunan ve kalacağımız otele gideceğiz. Yola devamla… Yine bu kez daha fakir bir bölgeden geçiyoruz. Yolda Mısır satan bir kadın, arabalara ellerindeki yiyecek paketlerini, gözlükleri bile satmaya çalışan adamlar. Güney Afrika’da hiç haşlama mısır🌽görmedik hep közde mısır satılıyor işte bir kadın mısırcı da var. Fotoğraflara tıklamayı unutmayınız. 😉

       Yine alışveriş yapabileceğimiz güzel bir yerdeyiz, kısa bir mola verdik. Ahşap el yapımı hayvanlar, kaseler, incik, boncuk ama en çok hoşuma giden deve kuşu yumurtasından yapılan süsler. 

       Buradan fazla bir şey almayın daha uygunlarını Zambiya’dan alırsınız diyen Barbaros rehberimizi dinledik. Yolda molalar dahil 5 saatimiz geçmiş bile ve kalacağımız tatil köyü *The Kingdom*a geldik. Pilanesberg Milli Parkı’nın hemen yanında sayılır panoda öyle görünüyor. 

       Güzel bir yer odaların dağıtımını beklerken bizde çevreye şöyle bir bakındık. 

       Bir saat sonra Pilanesberg Milli Parkına gitmek üzere buluştuğumuzda safari yapacağımız parkın girişine kadar kendi arabamızla gittik. Sonra bizi bekleyen özel arazi ciplerimize bindik. Arazi tip cip ama büyük cipler. Bilet alındı kapılar açıldı yola çıkıyoruz. Evet burası ulusal bir park ama korunmalı yani belli saatler içinde geziliyor saatinizi geçirirseniz kapılar kitlenir kalırsınız. Hoş şoför onların adamı geç kalmaz kayıp da olmaz. 😁

       Barbaros rehberimiz önce aracın şoförünü tanıttı. Biliyoruz ki; Güney Afrika’nın kültürel mirasçıları yaşayan kabileler şöyleydi, Zulu, Sotho, Tswana, Venda ve Swazi’ler. Şoförümüz Seboo’da Tsvana kabilesinden-suvana diye okunuyor.

       Pilanesberg Milli Parkı, Kalahari çölü ile geniş vadilerle (denizden 1000 metre aşağıda) sınırlı, ılıman iklim nedeniyle nemli ortam sağlayan Lowveld arasında bir geçiş bölgesidir. Geniş yapraklı ağaçlar, sivri yapraklı dikenli ağaçlar, uzun çimenleri ile bu biyoçeşitlilik de eğer denk gelirsek Afrika’nın 5 büyük hayvanını görme imkânı sağlıyor. Bunlara Big 5 deniyor; Fil, Aslan, Leopar, Gergedan ve Buffalo yani Afrika mandasıdır.

       Pilanesberg Milli bir park ama diğer parklardan ayıran birçok özelliği var. Yakında bir havalimanı var Johannesburg’a 3 saatlik mesafede dileyen herkese uygun konaklama imkânı ve en önemlisi de şimdi bizim yapacağımız gibi safari yapılıyor olması. Safari bildiğimiz gibi yaban hayvanlarını bozulmamış vahşi doğada, kendi ortamlarında izleyebilmektir.

       Pilanesberg’ de de Afrika’nın büyük beşlisini arayacağız ama inanın gelmeyebilirler elimden geleni yapacağım diyen rehberimize güveniyoruz. Parkın faunası da çok çeşitlidir. Zürafa, Zebra, Antilop, İmpala ve 300 üzeri kuş çeşidi vardır. Safariye altta görülen fotoğraflardaki gibi başladık hava çok güzel, gökyüzü bulutları harika. Derken ilk sürüngenimiz kertenkele göründü ama çok net olamadı.

       Safaride bizden başka 3-4 araç ile 2 tane özel araç vardı. Safarinin olmazsa olması telsiz. Şoförler birbirlerine şurada aslan gördük, fil geliyor diye haber veriyorlar. Bu kez rehberimiz çok ses yapmayınız ama hemen bakın işte çalılıklar içinde leopar ailesi var. Zaten yakın değillerdi ama telefoto lens gerekli benim lensle ancak bu kadar çekebildim.

GA- Johannesburg- Pilanesberg Milli Parkı
GA- Johannesburg- Pilanesberg Milli Parkı

       Haber verilince diğer arabalar bize doğru gelmeye başladı. Park nispeten küçük ölçekli olduğu için yaban hayvanlara rastlama olasılığı yüksek. Ancak tepeden aşağıya, eteklere doğru inseler yakınlaşma imkanımız olacaktı.

       Pilanesberg Parkı 1,2 milyar yıl önce oluşmuş. Magmanın taşması sonucu oluşan bir volkanın kraterinde yer almış. Alanı 550 km² Nisan ve Eylül ayları yani kışın kuru, Ekim- Mart yaz ayları da yağışlıdır. Evet gezmeye devam. Parkta oluşturulan su rezervuarları da vardı. Fotoğraflara tıklarsanız ilk fotoğrafta su Aygırı yani Hipopotamı görebilirsiniz sadece burnuna kadar görüntü verdi hayli utangaç. 😁

       Hepimizde bir heyecan her kıpırtıya kulak kabartıyoruz. İnanın gayet sessiz bir ortam var duyulan sadece arabanın sesi. İlk fotoğrafta dişi bir İmpala öylece bize poz verdi durdu. Öndeki arabaya yetiştik o yavaşlayınca Barbaros rehberim -hemen sağa bakıyorsunuz ve bekliyoruz dedi. Çalılıkları siper etmiş sadece boynuzları görünen erkek İmpala. İmpala’lar Güney Afrika’nın savanlarında yaşayan iri antiloplardır.

       İkinci fotoğraf evet İmpala, yoldan karşıya geçmesini bekledik ve ama olmaz ki, öndeki araba engel oldu elimde sadece bu kaldı. Biraz daha gittik nihayet fil de göründü son fotoğraf ama geç kalmışız dönmüş gidiyordu. Barbaros rehberimiz aşağı yukarı 3 büyük hayvanı fil, gergedan ve leoparı gördük arada uzak da olsa Zürafayı gördük. Dönüşe doğru şansımız yaver giderse Gergedan bile görebiliriz dedi.

       Dedi ama biz de eyvah dedik gökyüzü birden bulutlarla kaplandı yağmur geliyorum dedi 🌧️ ve öyle bir geldi ki şimşekler eşliğinde. ⛈️ Cipin kenarında oturan bizler şoförün verdiği naylon yağmurlukların altında bile ıslandık. En az 20 dakika sürdü öyle ki, hava akşam olmuş gibi karardı. İlk fotoğrafta yağmurun düşmeye başladığı bulutların aşağı sarkmasından belli. Yakınlarda parka ait acil durum yeri varmış oraya girdik. Ardından yağmur kesildi ve üçüncü fotoğrafta görüldüğü gibi gökkuşağı hem de çiftli olarak göründü ve gökyüzü kızarmaya başladı. İnanılmaz keyifli bir deneyim oldu. 

       Gökyüzünün muhteşem görüntüsü eşliğinde Barbaros rehberimiz bizlere güzel ikramlarda bulundu (fotoğraflara tıklamayı unutmayınız). Bu arada ben de bahaneyle Önder’i aracımızın önünde kayda aldım. 😉 

       Her güzel şey gibi bu safarinin de sonu geldi artık dönüyoruz kapılar kapanmadan sahayı terk etmemiz lazım. Parkta geziye oyun sürüşü diyorlar. Hakikaten de ay şurada mı? yok tepede vs. diye, diye bir sağ bir sol dolanıyorsunuz aynı körebe gibi. 😁 Pilanesberg Parkı’nın halka açık 5 kapısı var ve günde iki kez sürüş yapılıyormuş. Sabah 05:30 da açılıyor sabah ve akşam üstü sürüşlerinde daha çok hayvan görme imkânı oluyormuş. Bizde saat 16:00 gibi yola çıkmıştık kapının kapanma saati 19:00.

       Çıkışa yaklaşırken Barbaros rehberimiz -lütfen sakin olun şimdi önümüze sürpriz Big 5’ten biri çıkacak haber geldi dedi. İşte bir çift gergedan yolun kıyısında otlanıyor. 

GA- Johannesburg- Pilanesberg Milli Parkı
GA- Johannesburg- Pilanesberg Milli Parkı

       Boynuzları olmayan gergedan şaşırıyoruz elbette acaba diyoruz kızıp da arabayı devirmesinler diye mi? Efendim geleneksel Asya tıbbında kullanılıyor aynı zamanda afrodizyak özelliği olduğuna da inanılıyor. Dolayısıyla alıcısı da çok ederi de. Yapı olarak keratin olduğu için tespih yapımında ve dekorasyon olarak da kullanılıyor.

       Sonuçta böyle revaçta ve olunca da kaçak avcılar tarafından boynuzları kesilmek için avlanıyor ve nesilleri de tükeniyor. Güney Afrika hükümeti bu şekilde avlanmayı önlemek için doğaya bıraktıkları gergedanların boynuzlarını baştan kesiyor ve konumlarını da yasak avcılardan sakınmak için saklı tutuyor. Güneş batmak üzere şanslıyız diyor günü muhteşem bir görüntü ile batırıyor Kingdom Resort Hotelimize dönüyoruz. Gezimizin de 4. günü böylece bitmiş oldu. Sabah ola hayrola.

GA- Johannesburg- Pilanesberg Milli Parkı
GA- Johannesburg- Pilanesberg Milli Parkı
*Johannesburg* 2.Gün

       The Kingdom Resort Hotelde yeni bir güne başladık. Şubat ayı bitti zaten kısaydı (28 gün) ve tarih 1 Mart 2023 oldu. Joyburg’da ikinci günümüz GA gezimizin de 5. günündeyiz. Sabah kahvaltımızın ardından hemen yakınımızda 5 km kadar Sun Oteller grubuna ait *Sun City Tatil Köyü*ne gideceğiz.

       Önder ve ben her zamanki gibi erken kalktık çevreyi şöyle bir gezdik. Çevre düzenleme çok güzel. Geniş bir alanda tesis içi oyun alanları, duvar tırmanma gibi aktiviteler, çocuk oyun parkı vs. var. 

       Kahvaltı sonrası Sun City’nin kapısındayız, yolda ön bilgileri aldık. Güney Afrika’nın Durban kentinde 1935 yılında Solomon Kerzner olarak doğduğunda ailesi oteller zincirine sahip Rus Yahudi göçmenlerdenmiş. Johannesburg’daki Witwatersrand Üniversitesi’nde muhasebe okuyan Solomon mezun olunca kendi işletmelerinin muhasebesini devralmış.

       Bir şekilde oteller zincirini başka ülkelerde de açarak hayli zengin olmuş. Sun City’i önce şehir merkezinde açmak istemiş izin alamayınca Joyburg’dan 140 km ötede bu araziyi satın almış. En büyük başarısı olarak kabul ettiği bu tesisi 1979 yılında açmış. Sun City’i özellikle bu kadar gözden uzakta inşa ederken antik kent tapınaklarından örnek almış adeta *kayıp şehir*i yeniden yaratmış.

       İzlerken buranın aynı zamanda çok görkemli bir mega avm olduğunu göreceksiniz. Sun City tesisinde girişteyiz çok süslü ışıl ışıl parlıyor. Kafeler sağlı, sollu dizilmiş. Fotoğraflara tıklarsanız ikinci fotoğrafta Güney Afrika’nın sembol çiçeği King Proteria çok güzel görünüyor.

       Giriş inanılmaz güzel tavan ayrı güzel murallar bir başka güzel. Tüm Afrika faunası, naturası çok renkli ve harika boyanmış bakınız.

GA- Sun City Resort
GA- Sun City Resort

       Sağdaki yürüyen merdivenlerden çıkmayıp sol taraftaki kafeleri geçiyor arka tarafa doğru yürüyoruz. Berberdeki delikanlının selamını da aldık. 👍

       *Valley of Waves*dalgalar vadisine doğru gidiyoruz. Güzel ve çok geniş bir merdivene geldik genelde yürüyen merdiveni tercih ettik. Çıkınca geldiğimiz yeri görebilirsiniz. Yine çok güzel bir murral zebra harika işlenmiş. Kapıda güvenlik vardı tarandık, biletlerimize baktılar. İnanılmaz bir güvenlik sistemleri var. Kapıdan çıkınca karşımıza önce İmpala kafalarıyla tasarlanmış bir sütun çıktı, görelim.

       Heyecan içinde ilerliyoruz *Kayıp Şehir* yaptık tarihi dokusuyla demişler bakalım nasıl olmuş. Karşımıza çıkan yol gerçek boyutlarda fil ailesi ile donatılmış. Barbaros rehberim buradan sonra gezin dolaşın isteyen tropik yapay denize de girebilir dedikten sonra Önder’le dolaşmaya başladık. İlk fotoğrafta kulelerini gördüğümüz kralın sarayı, hikayesini taş bir tabelaya kazımışlar anlatayım. İkinci fotoğraf geldiğimiz yere bakış sonuncu da dört bir tarafında ellerinden su akan Afrika Babunu heykelleriyle süslü bir çeşme. Ve arkadaki devasa boyutlu ahşap kapılara dikkat ediniz eski şato kapılarının aynı. Fotoğraflara tıklamayı unutmayınız. 

       Kayıp Şehir; Uzun zaman önce, zanaatkar göçebelerden oluşan bir kabile, Kuzey Afrika kıyısındaki evlerini terk edip krallarının rüyasında gördüğü bir ülkeyi aramak için kıtanın güneyine doğru inerler.

       Güneş vadisine vardıklarında elverişli iklim, bol av hayvanı, verimli toprak, maden zenginliği, nehirlere ve göllere akan sonsuz tatlı su kaynakları olduğunu görünce vadiye yerleştiler ve Güneş Vadisi onların yeni medeniyetlerinin beşiği oldu.

       Nesiller boyunca elmas ve altın çıkardılar, avlandılar ve balık tuttular. Hayvanları evcilleştirip toprağı da ekip biçtiler. Krallıkları için köprüler, su kemerleri yaptılar. Bir de görkemli saray inşa ettiler, şehirlerini kurmuş oldular. Zengin bir zihin, beden ve ruh yaşamı geliştirip toprakla uyum içinde yaşadılar. Yaptıkları her şeyi yapılarında ve anıtlarında işleyip kabilenin ve şehrin tarihini ölümsüzleştirdiler.

       Sonra, bir gün ansızın dünyalarının sonu geldi. Gök yüzü karardı. Sıcak rüzgarlar vadiyi kuruttu. Hayvanlar ormana kaçtı. Kısa bir sessizliğin ardından şiddetli bir deprem vadiyi yerle bir etti, binalar ve köprüler yıkıldı, maden ocakları çöktü. Toprak yarıldı ve göllerin suları çatlakların içinde kayboldu. Deprem bittiğinde, felaketten kaybolmayanlar, sağ çıkanlar cennetlerinin lanetli olduğuna inanarak vadiyi sonsuza dek terk ettiler.

       Bugün kalıntılar, efsaneler ve su yolları büyülü bir oyun alanına dönüştürülmüş ve büyük saray, antik orijinalini bile aşan bir ihtişamla restore edilmiştir yazıyor. Biz gidip görmedik gerçekten çok büyük bir alan.

       Hemen aşağıda yapay bir deniz (onlar öyle diyorlar sebebi var göreceğiz). Bakın kumu, çardakları her şeyi ile mükemmel. Karşıya geçip daha güzel fotoğraf alabileceğim.

GA- Sun City Resort
GA- Sun City Resort

       Dolaşmaya devam. Hava gerçekten de çok sıcak o nedenle tropik havuza sonra uğrayacağız. Ağaçlıklı güzel bir yerdeyiz, antik kolonlarla süslü tiyatrodayız.

GA- Sun City Resort
GA- Sun City Resort

       Hemen yanda ağaçlıklı yola girdik. Azıcık aşımız kaygısız başımız dedik bir de bank bulup serin serin oturup azığımızı yedik. Başka bir yola daha girdik çok sık ağaçlar var yolun adı da crocodile valley walk-🐊 timsah vadisi yürüyüşü.  Ama timsah falan görmedik saat 19.00 dan sonra yürünmez diye yazdığına göre gerçekten olabilir de. Malum çok sıcakta hayvanlar dolaşmaz. Bulunduğumuz yeri gösteren panoya denk geldik. Sarı yuvarlak çizdiğim merdivenli saray çıkışı ama tabii otele çıkıyor. Bakın ne kadar kapsamlı bir tatil köyü, eğlence şehri ne derseniz.63-IMG_0649

Bir başka yol da hippi gorge walk- su aygırı geçidi. 🦛 

       Maymunlu taşta; Macera Yolu Efsanesi yazıyor üstteki ilk fotoğraf. Biz çıkmadık benim gözüm kesmedi.

       Efsanede diyor ki; Saraya çıkan merdivenleri kullanmak yasak olan köylüler bu dolambaçlı yolu yürümek zorunda kaldı. Çıkmadığımız isabet olmuş. Devamla, bugün burada gelişen büyük uygarlığın harikası ve gizemi içinde kendinizi kaybedeceğiniz, zamanda bir yürüyüş yapın. Şelaleler mağaralar, su aygırı havuzları ve timsah göletleri arasında güneş aslanının gongunun kalıntıları bulunmakta. Sonuçta varlar mı? Biz görmedik. Oysa kayıp şehirde her şey mümkündü diyerek yazı bitiyor.

       Ağaçlıklı yoldan geri dönerken bir mağaraya rastladık kapısı kapalıydı ama tabelasından öğrendik ki, maden ocağı, aşağı inilebilir gibi görüntüsü vardı ama burada her şey taklit olduğu için gerçek diyemem. Mağaranın kapısında yine güzel bir yazı var aşağıda anlatacağım. Kirli suyu olan bir göleti geçiyoruz. İstikamet tropik replika denizi tepeden görmeye. 🥳

       Platin madeni; Eski insanlar mağaranın derinliklerinde gümüş renkli madeni keşfettiler. Onun toprak tarafından emilen ay ışığı olduğuna ve mağarayı (madeni) istila eden keskin dişli yarasaların da bu çok değerli donmuş metalin koruyucuları olduğuna inanıyorlardı. Ne kadar güzel benzetmeler. Evet yapay plajın yanından merdivenlerle ikinci kata çıktık yeme içme yeri sonra da üçüncü kata çıkarken saray banyosuna gider yazısı görünce merak ettik. Ama klasik bir yüzme havuzuyla karşılaştık. Hakkını yemeyeyim etrafta antik sütunlar var.

       Havuz elbette havuz bar’ sız olmazdı, çalışanlarla selamlaştık. Ben yapay denizi geniş çaplı çekeyim derken Önder tarafında avlanmışım.

       Efendim bu yapay deniz diye başladım öyle devam edeyim diyeceğim, ama onlar buraya su parkı diyorlarmış ve bir de başlangıç kısmında kümbet şeklinde su depoları var ona da kükreyen lagün diyorlarmış. Ve Sun City’nin cazibesi de buradan geliyor. Bakın anlatamam görmeniz lazım. ☺️

       Nasıl süper akıl ve insanlar bayağı keyifle yüzüyorlar. 🏊‍♀️ 🏊‍♂️ Bu kükreyen lagün her 90 saniyede bir kükrüyor ve dalga boyu da 2 metre oluyor. Süper yani denemek lazımdı. 😁 👍 Neticede çoluğunu, çocuğunu hafta sonu eğlendirmek isteyen, akşamları da biz eğlenelim diyen hatta biraz da büyük oynayayım ♣️ 🎲 ♠️ diyen bireylerin Güney Afrika’daki en özel yeri. Waves Vadisi Sun City su parkında hayatlarını yaşıyorlar… 

       Bir iki fotoğraf daha ekleyip buradan ayrılalım filli yoldan geri gidelim. Bugün bizim için çok da eğlenceli bir gün olmadı sayılır.

       Saat 16:00 gibi Sun City’den ayrıldık. Johannesburg’a dönüyoruz. Birkaç özel güvenlikli kapıdan geçerek otele girdik. Yarın yine Joyburg’dayız. Şehrin merkezine ineceğiz ve kültürel bir de köy gezecekmişiz, bence harika olacak. Safaride çok eğlendik, inanın gideceğimiz köyde daha çok eğleneceksiniz diyen Barbaros rehberimize güveniyoruz. Görüşünceye kadar sağlık ve sevgiyle kalınız. 💞💞💞

7 thoughts on “BÜYÜK AFRİKA TURU -GÜNEY AFRİKA-5 🇿🇦

  • İyi akşamlar Alev Hanım, Facebook’da yazınızı yayınlamanız süper olmuş, çünkü çalışmanızı o zaman fark ettim yani üç gün sonra. Hemen Johannesburg’dan itibaren sizi keyifle takip etmeye başladım. Pilanesberg Milli Parkında ben de hem sizi dinledim hem de vizörünüzden etrafı gördüm. Suncity Resort ilginçti, Kayıp şehir ve yapay denize bayıldım. Emeğinize sağlık, her şeyi bir solukta okuyup bitirdim. Selam ve sevgilerimle…

    • İyi akşamlar Gürcan Bey; Keyifle okumuş olmanız, beğeniniz, güzel yorumunuz benim için değerlidir eksik olmayınız. Bir yılbaşı gecesinden çokca selam ve sevgiler.

  • Bu harika ve ilginç seyahat raporu için teşekkür ederiz. Fotoğraflar iyi çekilmiş ve seyahatinizin ne kadar heyecan verici ve bilgilendirici olduğunu gösteriyor. Gergedandan korkardım!
    Alev Abla, harika bir 2024 diliyorum! Artı her gün bir gülümseme, kendinizle ve etrafınızdaki güzel insanlarla vakit geçirin. ⭐🌟
    Saygılarımla…..Rosie’den

Alev Abla için bir cevap yazınCevabı iptal et