ZAMBİYA CUMHURİYETİ
Viktorya Şelaleleri-Livingstone
Büyük Afrika Turumuzun son ülkesi olan Zambiya’ya kara yoluyla gitmek için Botswana dönüşü geceyi geçirdiğimiz Zimbabve’deki otelimizden çıktık tarih 5 Mart 2023 saat 1o:oo. Arabamıza binmeden önce yakındaki turistik eşya satıcılarını dolaştık. Harika taş işçilikleri var sanatkâr insanlar. Zimbabve’den son görüntüler.
Zimbabve’de Viktorya Şelalelerinden dönerken gördüğümüz köprüden bu kez arabayla biz geçiyoruz. Önceliğimiz; otele giriş yapılacak eşyalar bırakılıp öğleden sonra Viktorya Şelaleleri bu kez Zambiya tarafından görülecek. Köprünün görüntüsü çok güzel.
Çıkış vizemizi aldık köprüyü geçtik. 10 dakika bile sürmedi Zambiya sınır karakolundaydık. Etraf kalabalık, üstelik Babunlar göz açtırmıyor. Köprüde gördüğümüz insanlar Zimbabve’den gelirken buradakiler de oraya gitmek için birikmişler. Amanın inanılmaz şekilde giyimli karakol görevlileri bakınız. Ellerinde malum Kalaşnikof silahları yüzlerinde maske gerçekten de korkutucu.
Neyse grup olarak yine topluca çıkış işlemlerini yaptırdık fotoğraf çekmek yasak dediler zaten benim koca makine çıkarılmazdı maazallah. Zambiya halkı Zimbabve’den daha fakirmiş. Polisin olmadığı yerde hırsızlık olabilirmiş ama şimdi burada eşyamı çaldı deyin anında kafasına sıkarlarmış. 😱
Sonra yolumuz devamla Livingstone şehrinden geçiyor. Livingstone Güney Zambiya eyaletinin başkenti. 1905 yılında İskoç Misyoner Dr. David Livingstone tarafından kurulmuş. Dr. Livingstone Afrika’da köleliği kaldırmak için büyük mücadeleler verdiği bu ülkede çok seviliyor ve şehre de ona ithafen Livingstone adı veriliyor. 1911 yılında da başkent yapılmış. Daha sonra Zambiya’nın başkenti 1935 yılında Lusaka olmuş. Artık Zambiya’nın başkenti Lusaka’dır. Livingstone’ da Güney Zambiya Eyaletinin başkenti olarak kalıyor. Biraz ülkeden bahsedeyim.
Zambiya Cumhuriyeti; Adını Zambezi Nehrinden alan ülke 1924 yılına kadar İngiltere’nin sömürgesidir ve o dönemde adı da Kuzey Rodezya’dır. Zimbabve’de anlatmıştım. Cecil Rhodes bölgede maden ocakları satın almış yerleşmiş. Adına ithafen İngiltere aracılığı ile Rodezya diye devlet kurulmuş. Kuzey Rodezya-Zambiya, Güney Rodezya-Zimbabve olmuş. 24 Ekim 1964 yılında bağımsızlığını kazanan ülke artık Zambiya Cumhuriyeti’dir.
Yerleşik tek bir halk yok, kırktan çok etnik grubu var. Çoğunluğu Bantu etnik grubu oluşturuyor. Bu nedenle çoğunlukla Bantu etnik grubunun dilleri konuşulsa da resmi dilleri İngilizce. 20 milyon nüfuslu ülke ekonomisinin en büyük gelir kaynağı bakırdır. Öyle ki, dünyadaki bakır ihtiyacının %4’ünü karşılamaktadır diyor ve muhteşem manzaralı, harika evleriyle Chrismar Hotel’e geliyoruz.

Odalar yörenin mimari yapısını yansıtıyor, odalarımız alttaki fotoğrafta görülüyor. İçinde cibinlik vardı, odanın birinde yılan çıktı, bizim odanın yüksek tavanındaki tahta kiriş diyeyim üzerinde çok kocaman karafatma gibi bir böcek vardı ama zararsızmış korkmadım.

Biraz dinlendik şimdi Viktorya Şelalesini Zambiya tarafından seyretmeye, hatta çok daha fazla ve keyifle ıslanmaya hazır olun diyen rehberimizi takip ederek özel arabamıza biniyoruz, bakalım bu tarafta neler göreceğiz. Mosi Oa Tunya burada da kükrüyor mu? Gerçi sadece 2 görüş noktası olacak bir de köprü geçecekmişiz ve esas ıslanma o köprüde olacakmış yaşasııın. Turla gezmenin avantajlarından biri de bilet almakla falan uğraşmıyorsunuz neyse girişe geldik. Kırmızı ile gezdiğimiz yerleri işaretledim.
Girişteki bilgileri aldık ilk başlangıç yeri yine Dr. Livingstone heykelinin olduğu yer. Livingstone, Zambiya’ya gelen ilk Avrupalı değildi ama ziyaret edip yerli halk ile diyaloğa giren ilk Avrupalıydı. Yerliler onu şelalenin olduğu yerde bir küçük adaya götürdüler. Ve şelaleyi ilk olarak oradan gördü, yani Zimbabve’de adından söz ettiğim, sonradan kendi adının verildiği Livingstone adasından. Bu heykel de adayı gördüğü anı temsil ediyormuş.
Kısaca hatırlayalım Dr. Livingstone; 1813 yılında İskoçya-Glasgow’daki bir gecekondu mahallesinde yoksulluk içinde doğdu. Afrika’da 25 yılı aşkın bir süreyi kapsayan ve 45.000 kilometreden fazla keşfedilmemiş bölgeyi kat etmiş, olağanüstü gezginlik kariyerine devam ederek hayatının son 5 yılını doğu Afrika’daki köle ticaretini durdurmaya adamış bir cerrah, aynı zamanda misyoner bir kâşiftir. Afrika’da çok sevilen biri olduğu için de Afrika’nın birçok yerleşim bölgesinde Livingstone adı verilmiş kasabalar vardır.
Livingstone kasabasının kurulmasında ve şelalenin Dünyaya tanıtılmasında etkili olan Livingstone’un heykelini Zimbabve’den kaldırılıp Zambiya’ya dikilmesi için her iki taraf çok mücadele vermiş, ama en sonunda herkes istediği yere kondursun diyerek son noktayla her yere Livingstone heykeli dikilmiştir, şekilde görüldüğü gibi bu kez de elinde İncil ile misyoner olduğu vurgulanmış.

Havada bunaltmayan bir sıcaklık var, kameramı naylona sardım ağaçların altından geçerek gürleyen şelaleyi bulmaya gidiyoruz. Sesi çok geldiğine göre yakın olmalı derken ağaçların arasından göründü, yine dumanlı. 😉
Güzel düşük taşlarla döşenmiş patikadan yürürken bir ayrım noktasına geldik ve herkes gibi soldan devam ettik. Sanırım ıslanmaya hazırlanmalıyım. Bu arada kolumun nasıl yandığı dikkatinizi çekmiştir. Bana Afrika’nın güneşi fark etmeden feci yakar dediklerinde ben kızarmadan yanarım demiştim ama Afrika fena yakmış. Gerçekten fark etmedim nehir gezisinde yanmış ama beyaz tenliler gibi canımı yakmıyor yani. Veee son kareyi hayli ıslanmış olmama rağmen çekebildim. Bulanık görüntü Mosi Oa Tunya’nın kükreyen dumanıydı. Ve bu bölüm Zimbabve’de göremediğimiz Boiling Point-kaynama noktasıymış. Görebilirsek manzara gerçekten muhteşem.
Manzara nasıl güzel hayran kalmamak mümkün değil. Mosi Oa Tunya gürlüyor ortalığı toz duman etmiş. 😁 Ara sıra açılan görüntüden nihayet manzarayı yakaladım. Tam karşımızda Zimbabve tarafındaki Livingstone adası ve Main Falls- ana şelale.

Rehberimizin köprüye gidiyoruz dedi. Knife Bridge- bıçak köprüsü öncesi karşıda Devil Katarak muhteşem görünüyor.

Köprüye gitmek için hızlandık ama ben fotoğraf makinamı artık açamıyorum şelalenin yarattığı dumansı sular yağmur gibi üzerime yağıyor önümü bile zor görüyorum. Artık fotoğraf çekmek için imdadıma İphone ile bazen Önder bazen ben yetişeceğim, alttaki fotoğrafta görüldüğü gibi.
Bu çok keyifli ıslanmanın aynısını ama farklı şekilde Brezilya İquasu Şelalesinde yaşadık, tek fark orada bot ile resmen şelalenin içine girmiştik. Neyse yağmur ormanı içinde yürümeye devam ediyoruz. Bu defa Victoria Şelaleleri Köprüsü diğer adı Zambezi köprüsünü Zambiya tarafından göreceğiz. Ama önce şu muhteşem Viktorya Şelalesinin bir de buradan çektiğim videosunu eklemeliyim. Yani nasıl bir nehir ki genişliyor 1700 km’lik şelale oluşturuyor ve öyle bir akışla düşüyor ki aman aman yağmur dumanı gibi. İşte size anlatılmaz yaşanılır denen bir doğa olayı daha.
Keyifle ıslanmış olarak artık dönüşe geçtik. Viktorya Şelaleleri Köprüsünü gördük, bir de kısa bilgi veren pano var. Zimbabve’deyken kısaca bahsetmiştim gürleyen duman yüzünden ve Zimbabve’ye göre daha uzakta olduğu için köprünün fotoğrafı pek zevkli olmadı. 🤷♀️
Panodan tercüme: Victoria şelaleleri köprüsü planlamasını ünlü Cecil John Rhodes yapmış ve yapılacak olan köprü öngördüğü kuzeydeki demiryolu güzergahı için önemli bir bağlantıydı. Üretimin doğru olduğunu sağlamak için köprü Afrika’ya gönderilmeden önce İngiltere’nin Darlington kentindeki Cleveland Bridge Company fabrika sahasında bölümler halinde monte edildi. Köprünün ana kemeri 1 Nisan 1905’te birleştirildi. Kemerin 2 ortak girişi 31 martta gün batımında yerindeydi, ancak yaklaşık 1¼ inç kadar üst üste biniyorlardı.
Ertesi sabah güneş doğarken yola çıkıldığında, gece boyunca köprünün tam olarak 1 ¼ inç kadar daraldığı, 2 orta kirişinin yerine düştüğü ve mükemmel bir şekilde oturduğu görüldü. Resmi açılış töreni 12 Eylül 1905 gerçekleşti. Sir Charles Metcalfe bir konuşma yaparak Charles Darwin’in torunu astronom Profesör George Darwin’i Viktorya şelaleleri köprüsünün açılışını yapması için davet etti. Açılış sonrası Cecil John Rhodes demiş ki; Viktorya Şelalesinin suyunun arabaların üzerine serpilmesini isterdim. İşte köprünün görünüşü.

Otele dönüş. Ertesi sabah gün ışıdığında saat 06:00 tarih de 6 Mart 2023 ve müthiş bir manzara ile otelden ayrılıyoruz.

Livingstone’a elveda derken yine yolumuz Viktorya Şelalesinden geçiyor. Uçaktan gördüğüm inanılmaz manzaraya yakından şahit oluyoruz. Yerden kaynayan su buharı gibi tek kelimeyle muhteşem.

Zambiya’dan çıkış yapacağız.

Daha önce yazmıştım yerli halk kendi yetiştirdiklerini kafalarının üstünde taşıyor Zimbabve’ye gidip satış yapıp ihtiyaçları neyse alıp geri dönüyorlar. İnanılmaz gibi ama yürüyerek gidiyorlar.

Biz de şimdi çıkışımızı alalım yürüyerek gideceğiz ama çıkışta yine arabamız bizi bekliyor olacak. Oysa onların pazara gitmek için daha 7-8 km yol yürümeleri gerekecek.

Artık köprüye geldik arabadan inip yürüyeceğiz. Zambiyalı işçiler köprüde bakım yapıyorlar.

Ve tarihi değeri yüksek, zamanının mühendislik harikası köprüdeyiz-Viktorya veya Zambezi Köprüsü. Hemen kenarda satıcılar konuşlanmış. Hepsinin elinde harika el yapımı hayvan heykelcikleri elbette büyük beşliler grubundan. Yanında kahvaltılık uzunca tahta çanaklar. Evet aldık Kuzey ve Derin torunlar oyuncak diye gergedanlara bayılacaklar.
Köprü iki ülkeyi birbirine bağlarken aynı zamanda Batoka Boğazının da iki yakasını birleştiriyor. 128 metre yükseklikten Zambezi nehri ile Batoka boğazının manzarasına gerçekten de doyum olmuyor. Önceki gidişimize göre soldan yürüdük dolayısıyla tren yoluna yakın yerdeydik.
İlk fotoğraf baktığımız yönde tam karşımızda görünen bir otel. Bugün Rodezya Demiryollarının işlettiği Viktorya Falls Hotel. Harika bir Gökkuşağı eşliğinde Batoka kanyonunda şöyle bir salıncak olsa da sallansam derseniz o da var Bridge Swing diye geçiyor ikinci fotoğrafta işaretledim. Son karede köprünün bir ucundan diğer ucuna giden zip line var.
Köprünün sonuna yaklaşıyoruz. Bu arada sadece bir tane otomobil geçti. Kamyon da olsa bir araç geçişine izin veriyorlarmış. Biri geçmeden diğeri geçemiyor. Köprüyü koruma amaçlı. İlk fotoğraftaki panolu yerin alt katından Bungee Jumping yapılıyormuş, yapan yoktu görmedik. İkinci fotoğraf turist treniydi manzaraya karşı kahve içiyorlardı. Yerel turların ikramı birazdan biz de başka bir yerde kahve molası vereceğiz. Son kare Zimbabve tarafından Zambiya’ya ve Viktorya Köprüsüne son bakış.
Arabamıza bindik Zimbabve gümrükten giriş yapıyoruz. Daha önce dikkatimi çekmemiş bu kez fark ettim tam karşımızdaki binada Zambiya’ya gidenlerin eşyaları kontrolden geçiyor.

Tahmini 1 saat sonra Zimbabve’nin Victoria Falls İnternational Havalimanına geldik.
Buradan yine Güney Afrika’ya Johannesburg’a uçacağız zira daha önce yazmıştım; İstanbul’a dönüşümüz Johannesburg’dan olacak. Uçak vakti çok geç saatte olunca aynı gün Joburg şehir turumuzu panoramik yapacağız demiş ve bütünlüğü sağlamak adına da Jozi-Joburg- Johannesburg şehir gezimizin son gününü daha önce burada paylaştım mavi yazıya tıklarsanız okuyabilirsiniz. Aslında Johannesburg tamamını okumak için dilerseniz ki tavsiye ederim, buradan başlayın zira *Büyük Afrika Turu 5-6-7* diye Johannesburg’u 3 günde gezmiştik.
Johannesburg’a geldik ve geceleme Midrand bölgesindeki Holiday İnn otelimizde. Ertesi sabah tarih 7 Mart 2023 saat 12:00’de otelden ayrılıyoruz. Yine de O.R Tambo Uluslararası Havalimanı’na giderken Johannesburg’dan anılarda kalacak kareler olsun istedim.
Büyük Afrika Turumuzun da sonuna gelmiş olduk. İstanbul’umuza kavuşmak için O.R Tambo Uluslararası Havalimanı’na geldik. Yurtdışı çıkış bölümü daha farklı. Nelson Mandela’nın yakın arkadaşı-yoldaşı olan Anti-Apartheid politikacı Tambo, bir dönem Afrika Ulusal Kongresi (ANC) Başkanı olarak da görev yapmış Güney Afrika’nın ulusal kahramanlarından biridir.
Önceleri adı Johannesburg Havalimanı iken 2006 yılında Oliver Reginald Tambo’nun anısını onurlandırmak için yeniden adlandırılmış ve artık adı O. R Tambo Uluslararası Havalimanı olarak kullanılıyor.


Keyifli gezmeler, iyi eğlenceler Abla 🙂
Teşekkürler Uğurcan.😊
Alev abla bizim hırsızları oraya mı göndersek acaba🤣🤣🤣❤️.
Yollayalım mı? 🤔🤣🤣🤣💞
Yollayalım tabbbiiii vatan kurtulur😁🥰 sevgiler ablam.
Emeğinize sağlık Alev Hanım, ön okumayı yaptım ama ayrıntılara giremedim. Lütfen şimdilik beni affedin. Selam ve sevgilerimle. Bu arada facebookda Önder Beyin yorumunu görünce annemle babamı hatırladım. Onlar da birbirlerine hanım bey diye hitap ederlerdi.
Merhaba Gürcan Bey; Her zamanki nezaketinizle ziyaretiniz bile yeterli .ok teşekkür ederim. Evet anne ve babanıza rahmet diliyorum. Evet Önder’in hitabı öyledir 😁 Elif Hanıma da selam ve sevgilerimle…
Galiba hitaplar başlığıyla bir çalışma yapacağım ama önce kendimi toparlamalıyım. Bu arada gmail hesabınıza Oğuz ile Jülide’nin hikayesinin son halini gönderdim. Hoşçakalın.
İndirip okumaya başladım bile. Her şeyin başı sağlık. Hepsi sırayla olur inşallah.
Harika seyahat raporunuzdan çok etkilendim. Hiç bir Afrika ülkesine gitmedim ve bu yüzden her şeyi büyük bir ilgiyle okumaktan keyif aldım. Bunun için teşekkürler! Fotoğraflarınız ve videolarınız çok etkileyici ve bana dünyamızın ne kadar fantastik ve görkemli olduğunu gösteriyor.
🫶
Değerli yorumunuzla çok mutlu oldum Rosie, Afrika’nın her hangi bir ülkesi
mutlaka görülmeli. Gerçekten de çok ilginç bir dünyamız var. Mutlu bir hafta sonu diliyorum sevgiyle kalınız.🥰 🫶
💐🥰
Alev Abla, bıktın mı benden, ne zamandır takip etmiyorsun beni. Gerçi sen de haklısın, hep aynı şeyleri duymaktan bunaldın.
Ayy olur mu hiç seni kaybettim diye üzülüyordum günlerdir siteni arayıp duruyorum. Site adını değiştirdiğinde haber vereceğini söylemiştin ben yine de arayıştaydım. Hatta eski mailini saklamışım sen beni buradan takip et diye yazmıştın bu kez de senden mail alır umuduyla vakit geçirdim.Seni bulduğuma ve iyi olduğun umuduyla çok sevindim. Bir daha isim ya da blog değiştirdiğinde sen bana yaz benim adres sabit.👍
Mutlaka!
💚💙💚
🥰🥰
Wow is wonderful.
귀하의 의견에 만족합니다. 매우 감사합니다. 좋은 글도 쓰시네요.
Yorumunuzla mutlu oldum. Çok teşekkür ederim. Siz de harika şeyler yazıyorsunuz.
I am happy with your comment. Thank you very much. You write wonderful things too.