ZİMBABWE CUMHURİYETİ
Victoria Falls
Yerel havayolları ile Zimbabwe’ye 11:20’de gerçekleşecek uçuşumuz için Johannesburg Tambo Havalimanı’ndayız, tarih 3 Mart 2023 saat 09:00. Tam 1 saat 35 dakika sonra Zimbabwe-Victoria Falls Havalimanı’na indiğimizde saat 12:55 oldu. Küçük bir havalimanı ama içi yörenin *BigFive* 🦛🐘🦏🐆🦁 olarak anılan ünlülerinin heykelleri ile süslenmişti.
Özel aracımız ile önce otele geçeceğiz öğleden sonra da Victoria Şelalesi’ne gideceğiz. Havalimanı çıkışında bizi yerel bir grup özel danslarını yaparak karşıladı ama önlerinde bir de yardım kutusu vardı. Bir kare anca aldım bakışlardan çekinip makinamı indirdim. 😨

Zimbabwe Cumhuriyeti; Güney Afrika’nın kuzeyinde, başkenti Harare olan 15 milyon nüfuslu en fakir ve suç oranı en yüksek Afrika ülkesi. Para birimi Zimbabwe doları ama kullanılmıyor yerine Amerikan doları çok geçerli bizler öyle kullandık. Tabii enflasyonla başa çıkamadıkları dönemlerde çok büyük rakamlı paralar basılınca Amerikan doları kullanmak kolaylarına gelmiş olmalı. 🤭
Zimbabwe deyince malum hemen akla HIV ve Sıtma geliyor. HIV halen yoğun bir şekilde halkı etkilemekteymiş. Yaşam şartlarına bakınca durumları hayli zor. Aslında Zimbabve; doğal alanları, vahşi yaşam parkları ve oyun rezervleri ile çok tutulan bir Afrika safari destinasyonu.
Tarihi; Antik çağlardaki sakinleri de Bantu ve San kabileleriydi. Yerleşik hayata geçerken Zulu kabilesinin bir kolunun torunları olan Matabele’ler Afrika’nın güneyine doğru iner ve Kral Matabele halkı olarak Matabeleland’a yerleşirler. Şimdiki Batı Zimbabwe.
İlk sömürgecilik 15. yy ’da Portekizlilerle başlamış 19. yy ’da İngilizlerin bölgede maden arama faaliyetlerinin artması ve kurdukları İngiliz Güney Afrika madencilik Şirketinin silahlı birliklerinin işgali artırmasıyla Zimbabwe toprakları artık İngiliz sömürgesi olmuştur. Zimbabwe’de ilk madencilik şirketini kuran İngiliz Cecil John Rhodes’tir.
Altın ve elmas fışkıran bu topraklara artık Rodezya denir. Zimbabwe’nin ilk adı olan Güney Rodezya işte bu Cecil John Rhodes’ten gelmektedir. Zimbabwe’nin kaderini adı verilecek kadar etkileyen Cecil Rhodes kimdir?
1870 yılına gelindiğinde İngiliz Cecil Rhodes verem tedavisi görmek üzere Güney Afrika’ya ağabeyinin yanına gider. O yıllarda İngiliz kolonisi olan Güney Afrika’daki Orange nehir kıyısında oynayan bir çocuk ışıldayan çok parlak bir taş bulmuştur ve evet bu bir elmastır. Cecil heveslenip ağabeyi ile elmas işine girmeye karar verir. İlk iş Güney Afrika’da Cape Town bölgesine yakın bir yerde Hollandalı göçmen De Beers’in çiftliğini satın alır ve aynı isimle De Beers Madencilik Şirketini kurar. Cecil Rhodes artık dünyadaki ilk elmas tüccarıdır.
Ardından maden arama yetkisini şimdiki Zimbabwe’nin o zamanki Matabele kralı Lobengula’dan almış ve finansörü de Rothschild ve Oğulları Finans Şirketi olmuştur. Kurduğu bu şirket bugün dahi elmas ticaretinin %60’ını elinde bulunduruyor.
İngilizler ne kadar verimli topraklar varsa kendilerine almışlar hatta İngiltere’de ne kadar nüfus fazlası, hırsız, uğursuz ve suçlu varsa hepsini buraya yollamış kalan küçük arazilere de yerli halkı zorunlu göçe tabi tutmuş. Üstelik halka zorla İngilizce öğretilmiş. Halen İngilizce dahil 12 resmi dil kullanıyorlar.
1980 yılında anca bağımsızlığına kavuşan Zimbabwe tam 90 yıl İngiliz sömürgesi altında yaşamış. Bağımsızlığı kazanmadan önceki son yıllarda da beyaz azınlıklarla yaşadıkları kaos ortamı ve her türlü eziyet insanları canından bezdirmiş.
Otele gelene kadar inanılmaz sayıda Babun caddelerde dolaşıyordu. Otelimizde bizi kaval ile benzeri bir müzik aletini çalan Zimbabweli karşıladı. Otel yemyeşil bahçe içinde çok güzel Zimbabwe zaten çok yeşil bir ülke.
Otelimize yerleştik istikamet Zimbabwe ile Zambiya arasındaki Viktorya Milli parkına aynı adlı şelaleye.
Viktorya Şelalesi; Geleneksel adı Mosi-Oa-Tunya’dır. Şelale alanı çevresindeki arkeolojik kazılarda 3 milyon yıl öncesine dayanan Homo habilis’lere ait taş eserler, yine orta ve geç dönem taş devri silahları ve kazma aletleri bulunmuş. Yöreye daha sonra demir aletler kullanan Koisan’lar (Güney Afrika’nın yerli halkı) gelmiş. Onları da şimdiki Batoka denilen kabile yani hala bölgede yaşayan bir halk olan Güney Tonga halkı yerinden etmiş. Ve şelaleye *Shungu na mutitima* demişler.
Bölgeye en son gelen Matabele de aManz’ aThunqayo adını verdi. Batswana ve Makololo’lar da (dilleri Lozi halkı tarafından kullanılır) onlara Mosi-o-Tunya adını verir. Ve tüm yerleşik kabileler için Viktorya Şelalesi çevre toprakları kutsal olarak kabul ediliyor. Aslında tüm bu isimler farklı dil olsa da hepsi Mosi-Oa-Tunya *Gök gürültülü duman* anlamındadır.
Kısaca şelale bölgesinde yaşayan insanlar çevrede bulunan ve 17. yüzyıla kadar uzanan buluntulardaki cam boncukların keşfinden de anlaşıldı ki, dış Dünyadan yalıtılmış değillerdi ve 1852 yılında Avrupalı kâşiften önce bölge halkı tarafından da iyi bilinen bir şelaleydi. Hatta Boer savaşları sırasındaki öncüler kendilerini Voortrekker diye adlandırırlar onlar da biliyorlardı.
Mosi-Oa-Tunya Şelalesi 1850’lerin başında haritalarda işaretlenmiş olarak ortaya çıktı, ancak varlığının dış dünyada geniş çapta duyulması İskoç Misyoner Dr. David Livingstone’un 1855 yılında bölgeyi ziyareti ile olmuştur.
Viktorya Milli Parkı içinde yer alan aynı isimli Viktorya Şelalesinin Genişliği (1708 metre) ve en önemlisi de çok yüksek (107 metre) oluşu ile 1989 yılında Unesco Dünya Mirası Listesi’ne; Dünyanın 7 Doğal harikasından biri olarak eklenmiş.
Bu doğal güzelliğin mimarı Kuzey-Batı Zambiya’daki kaynağından Hint Okyanusu’na dökülünceye kadar geçtiği altı ülke boyunca 2693 km yol kat eden Zambezi nehridir. 107 metreden düşen nehrin çıkardığı gürültü tam 40 km mesafeden duyulabiliyorken düşen suyun yarattığı duman gibi görülen sis diyeyim 400 metre yukarı kadar çıktığı için 50 km mesafeden bile görünüyor.
Uçakta gelirken gördük gerçekten deniz içinden çıkan duman gibi bir görüntü vermişti. Fotoğraf pek güzel değil ama fikir vermesi açısından ekliyorum.

Viktorya Şelalesinin oluşumu;
Erken jeolojik dönemde, Batoka Boğazı’nın kayalıkları 150 milyon yıl önce yerleşmiş taban kayalardan oluşuyor ve bu lav soğuyup katılaştığında, Victoria şelalesi bölgelerinde çatlama veya sarsılma ile yarıklar oluşuyor. Zamanla bu kırık kaya kütlesi daha sonra Kalahari çölünden gelen kumlarla kaplanmış ve milyonlarca yıl boyunca bu şekilde korunmuştur.
Daha sonra, 5 milyon yıl önce Botswana’nın merkezinde bölgede yükselmeye neden olan jeolojik bir değişim yaşandı. Bu Limpopo Nehri ile birleşmek için güneye akan yukarı Zambezi Nehri’nin yolunu tıkadı ve kalıntıları bugün Makgadikgadi tuz tavaları oluşturan bir paleolake- yarattı.
Bu göl nihayet Matesi Nehri’ne taştığında bazaltı kaplayan birikintileri hızla alıp götürdü ve ardından kırık kayaları fay hatları içinden bloklar halinde çıkarmaya başladı. Bazalt erozyona dayanıklı, çok yoğun ve sert bir kayadır. Bu nedenle nehir, daha yumuşak bir kayada olduğu gibi her seferinde bir tane küçük parçacık yerine bir blok halinde onu kaldırır. Bu, boğazın ve hatta şelalenin yüzünün neden pürüzsüz, suyla aşınmış bir yüzey olmadığını ancak kaba bir yontulmuş görünümü koruduğunu açıklamaktadır. (Bilgi tablosunda yazılanlar)
Viktorya şelalesi 107 metre yüksekliği ile Dünyanın en büyük 800 şelalesinin içinde yer almaz, ancak genişlik açısından 10’uncu, hacim olarak ise 13’üncü en büyük şelaledir. Bu faktörleri birleştirirsek dünyada Niagara, İquasu ve Viktorya olmak üzere 3 büyük şelale vardır deriz. Artık şelale ziyaretimiz başlasın.

Barbaros rehberimiz biletleri alıyor güvenlikten geçiyoruz. Güzel bir ön bahçeyi geçip hep beraber çok sık yemyeşil ağaçların altından sanki yağmur ormanındaymışız gibi şelalelere doğru yürüyoruz.
Rehberimiz önceden bilgilendirmişti yedek tişört alın, ıslanınca bozulacak ne eşyanız varsa korumaya alın, gerçekten çok ıslanacağız demiş ince birer tanede yağmurluk vermişti. Ben fotoğraf makinamı güzelce naylonla kapladım. Ağaçların arasından yürürken bile hafiften serpinti hissediliyor ama manzara harika.
Hafiften şelale sesi gelmeye başladı sanırım yaklaşıyoruz ki ses çoğaldı. Gerçekten de şelale öyle çok ve muhteşem köpüklerle akıyor ki sesi de aynı gürleme gibi doğrusu adını hak ediyor. Önümüze bir heykel çıktı Dr. Livingstone yazıyor, rehberimiz dönüşte anlatacağım şimdi ilk yere gidelim fazla kalabalık olmadan fotoğraf çekelim dedi.
O zaman ben önce gezeceğimiz noktaların haritasını paylaşayım. İlk kırmızı çizili olan yer gözünüzde canlanırsa ne ala. 1 ile 16 arasında seyir yerleri var durup fotoğraf çekeceğiz ve belki de çok ıslanacağız. 💃
Viewpoint 2-Geldiğimiz yer aşağı doğru merdivenle inilen gözlem yeri adı *Chain walk* diye geçiyor. Tabelasında şöyle yazıyor; bu bakış açısı, vadiden aşağı inen basamaklar olduğundan şelalenin tam göz hizasıdır. Şu güzelliği görmek gerek yükselen su buharı açıkça görülüyor. Tabii bu güzelliği görebilmek için en uygun aylar Şubat-Mart ve en geç Mayıs ayına kadar gitmek gerek aksi takdirde su seviyesi hayli düşüyormuş. Alttaki fotoğraflar.
Fotoğraflar çekildi gözlem 1’e doğru gidiyoruz. Elbette yolumuz Livingstone Statüsünden geçti. Dr. David Livingstone; Bu anıt 1955 yılında 100. yıl anısına dikilmiş. 1855-1955 bakalım kimmiş.
1813 yılında İskoçya-Glasgow’daki bir gecekondu mahallesinde yoksulluk içinde doğdu. Afrika’da 25 yılı aşkın bir süreyi kapsayan ve 45.000 kilometreden fazla keşfedilmemiş bölgeyi kat etmiş, olağanüstü gezginlik kariyerine devam ederek hayatının son 5 yılını doğu Afrika’daki köle ticaretini durdurmaya adamış aynı zamanda misyoner bir kâşiftir.

David Livingstone, adını verdiği bu şelaleleri ikinci kez ziyaretinde kendisini Avrupa’da yeniden şöhrete kavuşturacak ve onu kendi kuşağının en etkili kaşiflerinden biri yapacak olağanüstü bir Afrika yolculuğunun ortasındaydı. Bu seyahatinde orman içinde görünen tuhaf dumanı merak eder ve Makololo kabilesinden tanıştığı bir gençten kendisini kabile şefinin de bahsettiği kükreyen duman Mosi-Oa- Tunya’nın ayağına götürmesini ister. Orada fay kırıklarında çıkan sudan ıslanırken inanılmaz gürültülü akıştan da şaşkına döner. Hayatının en üstün doğal keşfini yaptığına inanır ve bu görkemli şelaleye Kraliçesi Viktorya’nın adını verir yıl 1855.
Viktorya Şelalesi’nde 5 farklı Katarakt (şelale) vardır. Devil Katarakt-Main Katarakt- Horseshoe Falls-Rainbow Falls ve Eastern Katarakt.
Viewpoint 1- Devil’s Katarakt (Şeytanlar Şelalesi) bize görsel bir şölen sundu muhteşem Gökkuşağı🌈. Nasıl güzel ses gerçekten de gök gürültüsü gibi, bu arada cataract Latince şelale demektir. Burası Viktorya şelalesinin ilk bakış noktası. 70 metre yüksekliğinde ve 30 metre genişliğindedir. Ve yine şelalenin en alçak ve batı noktasıdır.
Ayrıca 3 dere kayalıkları* Three Rills Cliffs* olarak da adlandırılan Katarakt adasına da bakmaktadır. Devil adını yerli kabileler eskiden burada soldaki suyun hemen üstündeki Katarakt adasında suyun az olduğu dönemlerde kurban törenleri düzenledikleri için almış. Ve yine burası Livingstone heykelinin dikildiği bakış açısının aynısı. Her gözlem yerinde tabelalarda bu kısa bilgiler verilmiş.

Toplamda 16 tane viewpoint- gözlem yeri var. İlk 7 ye kadar Devil’s Katarakt’ın en güzel gözlem yerleri. Şimdi gözlem 3’e doğru gidiyorum.
Viewpoint 3-Burada doğrudan karşıdaki Devil katarak ile Katarakt Adasının arasından çağlayan gibi akan şelaleyi görebilirsiniz. Şelalenin bu kısmında gücü hakkında bir fikir ediniyoruz.
Yüksek su mevsiminde adanın neredeyse yarısı sular altında kalır. Bu adada Zambiya’ya doğru uzanan bir fay hattı var ve buradaki sular fay hattındaki kayaları ki bunlar sert yapılı bazalt tabakalardır bloklar halinde çıkarmaya başlarsa gelecekte bir şelale daha oluşabilir. Gerçi bu işlem çok uzun yıllar sürdüğü için bu bölgede yakın zamanda bir şelale oluşumu beklenmiyormuş. Hatta bir milyon yıl diye yazıyor. Ve şelalenin en düşük noktası burası.
Viewpoint 4- Buradan şeytan kataraktı ve ana şelalelerin bir kısmını görebiliyoruz. Kenarından bakıldığında uçurumun üzerinden düşen su tarafından kıvrılan derin bir havuz manzarası görülür diyor ama ben göremedim. Havanın uygun olduğu ve zamanlamanın iyi olduğu açık bir günde çok parlak ve güzel bir çift gökkuşağı görülebilir ayrıca gece boyunca bu bakış noktasında güzel bir Ay gök kuşağı da görülebilir diyor. Evet Ay dolunaydan bir gün önce, dolunay sırasında ve sonrasında toplam 3 gün yani Ay parlak olunca çok güzel görünüyormuş. Keşke görebilseydik ama Gökkuşağı🌈 yine muhteşem hem de duble…

Ne demiştim 7 No’lu bakış açısına kadar fotoğrafladığım yerler Devil’s Katarakt idi. Şimdi 5 No’lu yere doğru gidiyoruz. Yürüyüş yollarını güzel yapmışlar ağaçtan ziyade Afrika’nın yüksek çalılıkları arasından yürüyoruz. Ağaçlar yani yağmur ormanı hemen arkamızdaki kısımda. İlerdeki Main Cataract- Ana şelale görünmeye başladı.
Viewpoint 5&6- Main Cataract- Ana Şelale iyice görünür oldu. Şelale yanında ve fotoğrafın solunda bazalt kayalar görülüyor. İşte o kayalar suyla aşınmıyor ama yavaş yavaş yerinden plakalar halinde milim milim hareket ediyorlarmış. İşte bu nedenle taş yüzeyler parlak ve kaygan değilmiş. Yukarda da bahsetmiştim milyonlarca yıl sonra ancak o bölüm de yıkılıp yeni bir şelale olabilirmiş. Yine muhteşem bir görüntü. Bir yandan da ıslanıyoruz elbette ama henüz sırsıklam olmadık.

Viewpoint 7-8 Main Cataract- Ana Şelaleler tam 93 metre yüksekliğinde. Yağışın çok olduğu ortamda dakikada 700.00 metreküplük akış hızına sahiptir. Point 7’ye Önder giderken ben fotoğrafını çektim.

Makinam ıslanmasın diye ben kontrollü geçiyorum.
Viewpoint 8-Yukardaki görüntüden itibaren alttaki fotoğrafta gördüğünüz gibi viewpoint 8 ile gerçek yağmur ormanına giriliyor. Sürekli, yılın 365 günü, günün 24 saati yağmur alan tek yerlerden biriymiş. Zaten ortalık dumanlanmaya biz de çokça ıslanmaya başladık.
Bu muhteşem gök gürültülü dumanı bir de videoda izleyelim.
Yukarda izlediğimiz muhteşem güzellikteki akışı keyifle izledik.
Viewpoint 9-10- 11 numaraya kadar sadece gürleyen duman vardı. Önder ıslandı ben gitmedim. 😇 8 numaradaki video başında akan şelale en geniş olanı. Ana şelale ile Livingstone adası arasını kapsıyor. Yürümeye devam her bakış açısının yolunu gösteren tabelalar var onların oradan bakıyorum.
Bol dumanlı viewpoint 11′ e giderken patika zaten içeri giriyordu gökyüzü de harikaydı öylesine çektim, baktım gidişat kötü daha öteye gitmedim. 📸 Makinamı korumalıyım yani…

Viewpoint 12-Gürleyen duman dan 12’nci yere kadar sadece bol bol ıslanıyorsunuz demiştim fotoğraf çekilse bile görüntüler flu oluyor. Ben ancak 12’nolu bakış açısından bu fotoğrafı çektim 🤷♀️ Gürleyen duman üzerime gelmeden sol taraftaki 13 No’lu bakış açısından belki daha net görebileceğim Horseshoe-at nalı şelalesi sağdaki de 14 No’lu bakış açısından görülebilecek olan Gökkuşağı şelalesi-Rainbow.

Ama Önder’im iphone ile ıslanma uğruna bu bölgeyi video olarak harika çekmiş. Teşekkürler hayatım.
Viewpoint 13-14 Önce açıklamasını yapayım. Horseshoe-Livingstone Adasının doğu tarafından suyun akışı at nalı şeklinde olduğu için bu adı almış. Videoda daha iyi görünüyor. 95 metre yüksekliğinde ve en düşük su hacmine sahip olduğu için de kurak mevsimde en çabuk kuruyan bölümmüş.
Hatta 14 No’lu bakış açısından görülmesi gereken ama göremediğim Gökkuşağı şelalesi 108 metre yüksekliği ile şelalelerin en yükseğidir. Gürleyen dumanı bu nedenle de çok olunca öğleden sonraları ve 15 No’lu bakış açısına geçerken Gökkuşağının keyfine doyum olmazmış. Ama biz o keyfi yaşayamadık göz gözü görmüyordu ki! İnanın ve görün.
Viewpoint 15- Danger point taşlar kayganmış zaten uçurum kenarı olduğu için bu adı almış kısaca gidilmez. Gidilebilse Zambiya tarafında kalan Eastern Cataract görülebilirdi.
Afrika’nın mevsimsel farklılıkları elbette Victoria Şelalelerini ve akış hızlarını da etkiler. Düşük su mevsimlerinde 5 bölümden bir veya daha fazlası kurusa bile Victoria Şelalesi hiçbir zaman tamamen kurumaz. Özellikle Şeytan Kataraktı ve Main (ana) Şelaleden sular akmaya devam eder.
Mevsimsel en yüksek su akışı Mart-Nisan ayıdır, en düşük su akışı Kasım-Aralık başıdır. Şimdiye kadar kaydedilen en büyük su akış hızı Mart 1958 yılında dakikada 700 milyon litre olarak kayda geçmiş.
Göremediğimiz aşağıda boğaza doğru bir havuz gibi Boiling pot varmış adı üstünde ama biz köpüren tencere kazan vs. göremedik rafting falan yapılıyormuş. Zaten bir şey göremedik duman altıyız. 😁 Hadi son bakış noktasına gidelim mi?

Viewpoint 16-Victoria Falls Bridge, Baktık 12’den sonra pek fotoğraflık durum yok biz de köprüye gidelim dedik. Bu son bakış açısı için geri döner gibi gittik şelalelerden artık uzağız. Zimbabwe ve Zambiya’yı birbirine bağlayan köprü. Ah inşallah tren geçerken rastlarız Önder hadi dedim ama tren yok. 🥹Biraz grup arkadaşlarımızın fotoğraflarını çektik derken inanamadım tren geçiyor. Heyecanımı tahmin edersiniz gerçi yük treni ama olsun şu güzelliğe bakınız.

Köprünün tarihinden bahsetmekte yarar var. Zimbabwe’de ilk madencilik şirketini kuran İngiliz Cecil John Rhodes’tir demiştim, hayli de zengin olan Rhodes’ in hayallerinden biri de Cape’ ten Kahire’ye kadar demiryolu bağlantısı kurmak. Bu hayali için de önce Batoka vadisindeki bu köprüyü inşa etmekle başladı.
200 metre uzunluğundaki köprünün 150 metre uzunluğunda da kemeri var. Bir mühendislik harikası olan köprü İngiltere’de inşa edilmiş. Kontrol amaçlı önce orada monte edilmiş sonra parçalara ayrılarak buraya getirilmiş. Afrika’nın sıcağında genleşip bükülmesin diye beton payandalara monte edilmiş. Ve beton ayakların yapımından sonra köprünün kemeri her iki yamaçta aynı anda monte edilmiş. Müthiş başarı.
İnşası 14 ayda tamamlanan Zimbabwe ile Zambiya’yı birleştiren köprü 1905 yılında açılmış. Yazık ki açılışına öncülük ettiği köprünün bu özel gününü görmeye Cecil Rhodes’ in ömrü vefa etmemiş. Ve zamanında Dünya’nın en yüksek demiryolu köprüsü olmuş. İki ülke, turistlerin her iki taraftan da günlük geziler yapmalarına sınır karakollarından vize alınarak müsaade ediyorlar.
Artık geri dönüyor şelaleye geldiğimiz yoldan buluşma yerimize geliyoruz. Ah yine her taraf Babun dolu, biz de kedi burada Babunlar. 🐒🐒
Biz biraz erken gelmişiz etrafı kolaçan ediyorum. Bu arada masamızda bir sapan gördük, ay dedim çocukluğum geldi aklıma, zamanında az kullanmadık. 😇 Yok hiç kuş avlamadım biz gazoz şişesi veya konserve kutusuna atış yapardık. Buradaki görevi meğer Babunları korkutmakmış. Babunlar hani bir değil 6 erkek gücüne sahip, hırsızlıkta rakip tanımayan burnu uzun poposu kırmızı maymun çeşidi. Masada sapan veya sahte yılan bile görseler önünüze ne kadar yemek yığsanız saldırmazlarmış.
Bahçeyi gezerken ağaç gövdesine işlenmiş portreyi görünce kaçırmadım. İyi de yapmışım zira adını bile işlemişler ve çok meşhur biri.

Stanley Jordan gitarı özel bir vurma tekniği ile çalan Amerikalı bir gitar virtüözü. Burayı ziyaretinden sonra işlemişler. Etrafı gezerken parkın girişinde şelalelerle ilgili panolar gördük. Şelalelerle ilgi pek çok bilgilendirici veriler mevcut. Viktorya şelalesinin jeolojik oluşumunda bahsettiğim bilgilerin kaynakları bunlar.
Evet Viktorya Şelalelerini de gördük peki Zimbabwe’yi bu kadar görmek yeter mi? bize yetmedi. Ama zaten turizm için sadece şelalesi var. Şelaleyi bir de Zambiya tarafından göreceğiz. Her zaman olduğu gibi magnet almak üzere parkın karşısındaki alışveriş yerine gittik.
Magnetler alındı, ama insanları peşimizi bırakmadı hayli ısrarcı oluyorlar. Zimbabwe’ye yarın sabah erkenden veda edeceğiz ama biz şimdiden elveda derken anılarda da yer alalım dedik.

Yakın sınır komşusu Botswana’da görüşünceye kadar sağlık ve sevgiyle kalınız. 💞💞💞





















































































































Köleliğin başladığı şehir olarak da bilinen Cape Town’nın 4 milyon nüfusunun çoğunluğu siyahi olsa da hala yerleşik Avrupalılar, Malezya, Sri Lanka, Endonezya, Hindistan kökenli kölelerin torunları ve göçmenleriyle gerçekten de rengarenk bir şehir. Mandela’nın *Gökkuşağı halkım* sözü de boşuna değilmiş.











































