The Liebster ödülü adaylığı

Herkese merhaba; Bu kez seyahat yazılarımla değil güzel ve beni onurlandıran Gürcan Şen Ph. D’nin ** Merhaba, sizi The Liebster ödülüne aday gösterdim** mesajı ve hissettirdikleri ile karşınızdayım. 

En baştan beni bu ödüle layık görüp hem duygulandırdığı hem de onurlandırdığı için Gürcan Şen Ph. D ‘ ye minnettarım. 

Blog yazıları *Dünya İşlerim* i keyifle okurum. Sizde okursanız keyif alacağınızdan eminim. Bir örnek vereyim.

Ama ne yalan söyleyeyim eyvah dedim nasıl bir adaylık acaba? Boynuma hangi sorumluluk yüklenecek, ödülün kriterleri ne ki, beni de aday göstermiş? Telaşlandım. 

Açıklama Gürcan Şen Ph. D’den geldi. Bu ödül Dünya çapında ve blog yazarlarını birbirine bağlayan bir zincir. Nobel gibi bir organizasyonu yok. ☺️  2011 yılından beri blogger dünyasında verilen 6 benzer ödülden biridir. Ve derin bir oh çektim. 😅

Blog yazmama birçok sebep sıralayabilirim. Ama öncelikle yoğun aile baskısı, sonrada; Kimse okumazsa torunlarım okur 😊 modu. İlk yazımı 2017 yılında Hindistan-Nepal gezimiz sonrası fotoğraflarımı yazılarım eşliğinde sunarak başladım. Ama öncesinde fotoğraf siteleri dünyamızda fotoğraflarımı paylaşıyordum. Hala paylaştığım bir ortak sitemiz var fotografcafe.net 

Bloğumda gezdiğim yerlerin tarihi yapılarını, insan manzaralarını ve fotoğraflar varsa efsanelerini yazar neredeyse adım adım anlatırım. Yeme, içme, konaklama anlatımım yok. Aslında geç yaş dönem gezileri olduğundan 😉 tur şirketleri ile yapılmış gezilerdir. Dolayısıyla tur programına uyduğumuz için daha çok acenteler vasıtasıyla nasıl gezilir? sorusuna cevap veriyorum. Mesela henüz yazmadım ama Kaju çerezin bize gelene kadar geçtiği sürece tanık olduktan sonra asla pahalı demem. Ve artık daha dikkatli yerim zira gördüğünüz gibi yağı inanılmaz çok. Gezi yazımı yazarken ayrıntılı anlatacağım. Duy sesimi Dyt. Nurdan Balakçı DOĞAN 😍🤩

IMG_3623
Hindistan-Mangalore- Kaju işleme atölyesi

Blog yazarı olan ve olmayan arkadaşlarımın yorumlarıyla mutlu mesut devam ediyor, çok da güzel arkadaşlıklar ediniyor, ufkumu genişletiyor ve keyif aldığım yazıları okumuş oluyorum. 

Kısaca The Liebster Award; Liebster Almanca’da en tatlı, en kibar, sevimli kibar anlamına geliyor. Liebster ödülü blog yazarları tarafından birbirlerini desteklemek için verilen bir ödül, başlangıcı 2011 yılına kadar uzanıyor. Liebster ödülü yeni blogları tanıtmak ve desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda blog yazarlarının takdir edilmelerini de sağlıyor.

Hayatımda aldığım ilk adı sanı duyulmamış ödül yaşım 13-14 yaşıma ait. Ama önce Liebster ödül adaylığımın kurallarını yerine getireyim yazımın sonuna doğru size hikaye edeyim. Gürcan Şen Ph.D bu nazik jestiniz için tekrar teşekkür ederim.

The Liebster Blogger Ödülü Adaylığı için Kurallar:

1-Sizi aday gösteren kişiye teşekkür edin ve başkalarının bulabilmesi için bloglarına bir bağlantı sağlayın.

2-Sizi aday gösteren blog yazarı tarafından sorulan soruları yanıtlayın.

3-Diğer blog yazarlarını aday gösterin ve onlara 11 yeni soru sorun.

4-Blog gönderilerinden birine yorum yaparak adayları bu konuda bilgilendirin.

5-Kuralları listeleyin ve yayınınızda ve veya blog sitenizde bir Liebster Blogger Ödülü logosu gösterin

The liebster Award adaylığımın ilanıdır. 💃💃💃

E hadi buyrun; Birlikte Gürcan Şen Ph.D yazar arkadaşın sorularına ben cevap yazayım sizler de okuyunuz.

IMG_3720 aa
Hindistan-Kerala-Kochi- Balıkçılar.

1-Blogunuz ne hakkında?

Sloganım; Gezdim, gördüm, çektim, içimden geldiği gibi de yazıyorum. Girişte bahsetmiştim, genel olarak bloğumda gezdiğim yerlerin tarihi yapılarını, insanları yaşamlarıyla fotoğraflar, varsa efsanelerini yazar neredeyse adım adım anlatırım. Yeme, içme, konaklama anlatımım yok. Aslında geç dönem gezileri olduğundan 😉 tur şirketleri ile yapılmış gezilerdir. Dolayısıyla tur acenteleri ile nasıl gezilir? Sorusuna cevap veriyorum. Zaten adları A-tur, B-tur her ne olursa olsun hepsinin destinasyonu aynıdır. 

Fırsat bulursam en sevilen bir iki yemek tarifi yazabilirim. Torun sevgisi işlediğim bir iki yazım var. Kız torun da yolda ona da bir iki yazarım herhalde.

      2-Hedeflediğiniz okuyucu kitlesini tanımlar mısınız?

Dedim ya hedef belirlememiştim. Yine de şöyle desem yanlış olmaz. Gezmeyi, yeni yaşamları keşfetmeyi, gidemese bile gezmiş kadar oldum diyebilecek, fotoğraf çekmek ve izlemekten hoşlanacak herkes hatta torunlarım 💞 da (onlara en azından okuyabilecekleri bir hatıra olur) hedef kitlem diyebilirim.

     3-Blog yazmaya başladıktan sonra hayatınız nasıl ve ne yönde değişti?

Oldum olası ev kuşuyumdur. Gezi yazılarımın çözümü ve fotoğraflarımın işlemesiyle günlerim daha yoğun geçse de hayatımda bir değişiklik olmadı. Yeni blog arkadaşları edindim elbette gezgin arkadaşlar edindim. Öğrenmenin yaşı yok, bilmediğim şey çokmuş. 🤩

    4-Vermeye çalıştıklarınızı yayınlarınızda nasıl yansıtıyorsunuz?

Fotoğraflar en büyük yardımcım oluyor. Bir de rehberi iyi dinler çoğunlukla da kayıt alırım. Yabancı sitelerden yararlanıp sağlamasını da yaparım.

     5-Yazınızı, araştırmanızı veya görsel çalışmanızı tanımadığınız insanlarla paylaşmak sizce neyi ifade ediyor?

Dünyanın diğer ülkelerindeki yaşam nasıldır?  Denk gelirse okuduğumuz tarih ile örtüşen neler var? Bizden farklı hangi kültürler var görüyorum gördüklerimi birebir aktarmakla da mutlu oluyorum. Bir de birkaç nesil sonra yazılarımı bir okuyan çıkarsa tarihe de kendimce bir not düşmüş oluyorum. 🤩🤩 Çok mu!  😉

    6-Okuyucuların tepkileri beklentilerinizi karşılıyor mu?

Gerçekten gezmiş kadar olduk denince çok sevindiğim kesin. Yani cevabım evet.

     7-Olumsuz yorum ve eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz? Bunlar sizin çalışma ritminizi ve moralitenizi nasıl etkiliyor? 

   Hiç olumsuz yorum almadım. Almış olsam da olumsuzun yazılış şekline göre tepki verirdim gibi ama tabii üslubumu bozmam. Ritmimi engellemezdi.

   8-Fenomen olmak sizce nasıl bir şey? Böyle bir beklentiniz olsaydı neyi nasıl yapardınız?

Bir kere ben fenomen olamam. Fenomen olmak için her gün yeni bir şey üretmek gerek. 😄 Ne yaşım ne yapım buna müsait değil. Böyle bir beklentim olsaydı youtuber ya da her neyse vloger mı? O olurdum. 😇

   9-Takipçi sayısı sizin için ne ifade ediyor? Takipçilerinizi arttırmak için özel bir çaba sarf ediyor musunuz?

Takip edilmek insanın gururunu okşuyor tabii hiç şikayetim olmaz. Ama tanıdıklarımın takip etmesini isterim hatta üşenenlerin mail adresini alıp üye yaparım. 😂 Onun haricinde bir çabam olmaz.

     10-Blog bazında sahip olduklarınız başarmak istediklerinizle örtüşüyor mu?

Örtüşüyor diyeyim.

      11-Blogunuzun sizi nereye ulaştıracağını düşünüyorsunuz?

Hedefim yok. Daha yazacağım hayli bekleyen gezilerim var. Onlar bitene kadar pandemi de biterse yeniden sağlıklı olurda gezersek bu sayfada yazılarıma devam ederim. Daha çok kişiye son durum bilgileri verebilirim. Geziler olmazsa da hobilerimi yazarım. Yazmaya devam yani.

Adaylarıma Sorularım:

  1. Blog yazarlığına nasıl başladınız?
  2. Bir bloğu yazmanız ne kadar zaman alıyor?
  3. Blog yazarken nasıl motive olursunuz?
  4. Herkes; bir kitap okudum hayatım değişti der. Sizin böyle bir kitabınız oldu mu? ( benim olmadı da)
  5.  Dünyada en çok görmek istediğiniz-ya da gördüyseniz sevdiğiniz ülke-şehir neresidir?
  6. Blog yazmanın en güzel yanı sizce nedir?
  7. Yazarken keyif aldığınız, sevdiğiniz gönderiniz hangisi?
  8. Bloğunuzu kitap olarak bastırmayı düşünür müsünüz?
  9. Blog takip ederken yorumsuz geçer misiniz?
  10. Bu ödül adaylığı sizce takipçi farklılığı yaratacak mı?
  11. Sürekli takip ettiğiniz blog yazarı bir süre sonra size de yakın bir tanıdık gibi geliyor mu?

The Liebster Blogger Ödülü Adaylarım:

1-Hakan Güneş

2-Nasıl Gezdim

3-Cihan Şahin

4-Nursena Mergen

5-Yalnızlık Marmelatı

6-Gagoriktosba

Eveeet gelelim aldığım ödülün hikayesine: Ben de asker çocuğuyum yıl 1966 yer Balıkesir/Bandırma/Erdek. Babam Kara Kuvvetleri- sağlık subayı depo komutan yardımcısı. Ama yaz döneminde Erdek’te askeri kamp komutanı idi. Yerli olduğumuz için aileler okul açılana kadar kampta kalabilirlerdi. Bizim zamanımızda Gürcan Bey’in kulakları çınlasın aynı hayatları yaşamışız askeri kamplar her sahil yöresinde vardı. Yan komşu kampta Hava Kuvvetlerinindi. Bandırmada 9.Ana Jet Üs Komutanlığı vardı(şimdi Balıkesir’de) Biz karacılar (öyle derdik) çadırda kalırken çoğu havacılar motel tipi binalarda kalırlardı yani bizden iyi durumdaydılar. Havalarından da geçilmezdi. Hatta o yıllarda Muş-Varto depremi olmuştu ve 6.9 şiddetindeki deprem sonucu 2 bin kişi hayatını kaybetmişti. Varto diye bir yer kalmamıştı. 19 Ağustos 1966- sonraki yıl adımız Varto’lulara çıkmıştı o kadar yani. 14 günlük olan kamp dönemlerinde her yeni gelen gurupla çekişirdik. Bu arada Lise 1’deyiz müfredatta Askerlik dersi vardı ve Havacı bir Albay bize derse gelirdi. Adını anımsayamayacağım. O da havacıların kamp komutanı idi. Anons yaptılar yüzme yarışı var kazanana bir tost ve bir şişe coca-cola var. O zamanlar da coca-cola çok pahalı herkes içemezdi. Hep beraber kızlı erkekli koşturduk.

Erkekler yarıştı bizden biri birinci oldu. Kızlara sıra geldi topu, topu 5 kişiyiz. Kampların denize uzana kameriye’leri vardır( akşamları ay ışığında gitar çalınır sohbet edilirdi) Kameriyeden atlayıp ilerideki dubadan dönülecek. Tam olarak mesafeyi hatırlamıyorum ama sorun yok iyi yüzerim. Kızlara da baktım pek çıt kırıldım kesin Paşa kızlarıdır dediğimi anımsıyorum.😁 Sebebini birazdan anlarsınız. Kaçınılmaz sonuç kazanıyorum ve kameriyeden çıkarken bizim seyirci gurup elimden tutup merdivenden çıkmama yardım etti. Kamp Komutanı geldi olmadı yardım aldın kendin çıkman gerekti diskalifiyesin dedi. Aaa arkama baktım daha 50 metre falan var ben onlar gelene kadar 50 defa atlar çıkarım dedim ve geri atladım. 😅 İnanılmaz değil mi?

Sonuç onlardan hiç kazanan olmayınca ödül için de yan çizdiler. Olur mu? olmaz. O miss gibi salçalı sucuklu karışık tost kaçar mı? Kaçmaz. Ben habire Albay hocamın (liseliyiz ya hocam hitabı çok hoşumuza giderdi) peşindeyim fiş versinde gidip tost yaptırayım colamı alayım. Bir telaş koptu Üssün Paşası geliyormuş. Geldi dolaşıyor bizler hala ortalıktayız. Sevecen bir adamdı nasıl kamptan memnunusunuz diye sorma gafletinde bulundu. Yaşasııın fırsat işte bu. Çok güzel de biz zaten karacıyız buraya yüzme yarışına geldik ödülümüz olan tost ve coca-colayı bekliyoruz dedim. Ne bekletiyorsunuz çocukları verin fişilerini diye bir fırça e Albay da bizim öğretmen ama beni severdi. Tostu-coca-colayı kaptığım gibi doğru o meşum 😁 kameriyeye gidip keyifini çıkardım. İşte hikayem bu. Çocukluğumla ilgili epey hikayelerim vardır. Bakın işte birkaç yazıda buradan çıkar. Yazdıkça yazası geliyor insanın. 💞💞💞

Ah bir de meslek hayatımda başarılı çalışmam sonucu aldığım sicille sağlık bakanlığından bir üst derece kazanmışlığım var ki, benim için en büyük ödüldür. sevgiyle kalın.

The Liebster ödülü adaylığı’ için 17 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s